Korkunun ecele faydası yoktur

Abone Ol

SEÇİM günü yaklaştıkça bazı görevliler gece yarısından sonra aldıkları talimat gereği mi yoksa durumdan vazife çıkartarak iktidar sahiplerine yaranmaya mı çalışıyorlar bilemiyorum. Ancak, caddelerin ve meydanların parti bayrakları ile süslenmeye başlandığı ilk günün gecesinden itibaren nedense Saadet Partisi’nin bayraklarına karşı indirme operasyonu uygulanıyor. Sadece indirdikleri görselleri bir yere bıraksalar ya da partililere verseler ne ise, bir de araçlara doldurup götürüyorlar. Satın alınan söz konusu görsel malzemeler özellikle imha ediliyor. Bundan da anlaşılıyor ki bazıları Saadet Partisi’nin bayraklarını sadece meydanlardan indirip gözlerden saklamakla kalmıyor aynı zamanda maddi olarak zarar veriyorlar. Biliyorlar ki, Saadet Partisi bu görsel malzemeleri taraftarlarının kıt imkânlarına rağmen yaptıkları bağışlar ile temin ediyorlar. Bunun da ötesinde ilk ve ortaokul öğrencilerinin biriktirdikleri harçlıklarını Saadet Partisi teşkilatlarına vermesiyle oluşuyor. Benim bizzat şahit olduğum ve tavırları karşısında duygulandığım yavrular var. İşin ikinci boyutu ise Saadet Partisi’nin bayraklarının indirilişinin bir takım belediye görevlileri ve polisler nezaretinde yapılıyor olmasıdır. Bu durum Saadet Partisi’ne zarar vermekle kalmıyor, devlete güveni sarsıyor. Bu işleri yapanlar ve emir verenler bilsinler ki, bu tavır kendilerine oy kazandırmaz, sadece kaybettirir. Çünkü insaf ve vicdan sahibi insanlar hangi partiden olurlarsa olsunlar böyle tek taraflı uygulamaya tepki duyar. Çünkü ortada sahip olunan devlet imkânlarının kendi parti çıkarları uğruna ve rakipleri aleyhine kullanılmasıdır ki, bu ise adalet duygusunu henüz yitirmemiş herkesi yaralar.

Denebilir ki, cadde ve meydanların bayraklanmasında ölçü kaçırılıyor, caddeler ve meydanlar kilometrelerce bayraklanıyor, adeta gökyüzü görülmüyor. Hemen belirtelim ki, bu işi ifade ettiğim aşırılıkta yapan iki parti var. Bunlar AKP ve MHP. Diğer partiler sınırlı noktalarda bu yola başvuruyorlar. Özellikle Saadet Partisi ise bu işi seçimlerde bende varım anlamına kullanıyor. Ancak, iktidar partisi ve MHP daha seçim kampanyası başlamadan Saadet Partisi aleyhine yoğun bir kampanya başlattılar ve sürdürüyorlar. Bunun soncu yurdun çeşitli yerlerde önce Ankara’da, ardından da İstanbul ve diğer şehirlerde Saadet Partililere yönelik saldırılar yapıldı. Bir yandan Saadet Partisi’nin bayraklarını indirip ya da resmi görevlilere indirtirken, öbür yandan da Saadetli gençlerin bayraklama yapmalarını engellemek için saldırılar gerçekleştirdiler. Belli ki özellikle iktidar partisi için bu seçimlerde en büyük rakip Saadet Partisi’dir. Saadet Partisi’nin millet indinde gördüğü itibar iktidar partisini korkutmuştur.

Çünkü Saadet Patisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Temel Karamollaoğlu’nun, kucaklayıcı tavrı ve üslubu ve ülkenin sorunlarını ve çözüm yollarını dile getirişi ile toplumda ciddi bir karşılık buluyor. Bu ise iktidar kanadı ile ortağı MHP’yi adeta çılgına döndürüyor.

Ancak, bir seçim kampanyasının böylesine çirkinleştirilmesinin çirkinleştirenlere bir yararı olmayacaktır. Bunu iki gün sonra göreceklerdir. Kaldı ki, seçim halkın oyuna başvurmaktır. Kendilerinden başka partilerin seçim çalışmalarını engellemek için böylesine çirkinleşmek halka duyulan güvensizliği göstermez mi? Halka güvenmeyenlerin demokrasiden söz etmeleri inandırıcı olabilir mi? Görevli memurların bile seçim kampanyasına müdahaleye zorlanmasını çirkinlik ifadesi anlatmaya yetmiyor, ancak daha fazlasına da edebim izin vermiyor. Son söz olarak ‘korkunun ecele faydası yoktur’ demekle yetineceğim.