Korkunun böylesi

Abone Ol

7 Haziran seçimlerinden sonra terörle yatar, terörle

kalkar olduk.

Her gün gözyaşı, ıstırap, sıkıntı!

İki  insan bir

araya gelse terör konuşuluyor.

Evlerde terör, gazetelerde terör, televizyonlarda terör,

internette terör...

Gündemin baş sırasında daima terör...

Liderler, partiler, sivil toplum kuruluşları olarak aynı

konuyu konuşur olduk.

Geçen akşam iri bir televizyon kanalında koca koca

adamlar ve kadınlar oturmuşlar terörü tartışıyorlar. İktidar yanlısı medyanın

en etkili söz ustaları ile menfaatlerini bu iktidar mensuplarına kaptırmaktan

dolayı gözleri kararanların temsilcileri medyatör cambazları karşı karşıya

getirilmişler.

Aman izleyiciye neler söylediler neler dinlettiler!

Söz sırası kendine gelenlerin kimisi, manalı manalı

öksürerek, elindeki kalemi anlamlı anlamlı sallayarak söze başlarken, diğeri

gerdan kıvırarak, dudak hareketlerini özellikle ayarlayarak, kimisi de

gözlerini bilgiç bir eda ile açıp kapatıp kendinin her şeyi bilen biri olduğunu

göstermek istercesine, sözlerine anlam katmaya çalışarak konuşuyor, tartışma

uzadıkça uzuyor.

Aman efendim ne bilgiç edalar ile neler söylediler neler

ABD nin bölgede belirleyici rolünden tutunuz, PKK nın,

PYD nin, HDP nin, IŞİD in yaptıklarına kadar. Özgür Suriye ordusundan tutun,

Nusra nın, Esed in yaptıkları ve niyetlerine kadar. Hükümetin doğrularından

yanlışlarından tutun da, Rusya nın bölgedeki etkisine kadar, yığınla söz.

Hele bir tanesi, Türkiye nin güneyinden bir koridor

açılarak Akdeniz e ulaşmak bahanesiyle, Türkiye yi Arap âleminden tecrit etmek

istediklerini ilk kendisi keşfetmiş ve köşesinde de yazmışmış!

Yani kısaca demek istiyor ki:

-Bu olayların geçmişini, şu anını ve geleceğini bana sorun.

En iyi ben bilirim.

Her bir konuşmacı sözün sonunda, sözcüsü, mensubu ya da

kiralığı olduğu grubunu haklı çıkarıyor.

Bunları dinledikçe insan saçını başını yolası geliyor.

Hiç birisi terörün asıl senaristinin İsrail olduğunu,

BOP un bu amaçla hazırlandığını, ABD nin bu senaryoyu hayata geçiren yüklenici

firma olduğunu, Avrupalı ortaklarının bulunduğunu, taşeronlar kullandıklarını,

işbirlikçilerinin olduğunu ağızlarına alamıyorlar.

İslam dünyasında meydana gelen işgal, katliam, sömürü ve

tecavüzlerin BOP gereği yapıldığını, İsrail in sözde Arzı Mevud sınırlarına

ulaşması için bunların yapıldığını, söylemeye dilleri varmıyor.

Ülkemizdeki ve sınırlarımızdaki terörün de aynı kaynaklı

olduğunu söyleyebilen hiç çıkmadı.

İçimizdeki ve yanı başımızdaki terörün bitirilebilmesi

için tek yolun, bölgeye dışarıdan gelmiş bulunan başta ABD olmak üzere yabancı

güçlerin buralardan çıkarılması gerektiğini söyleyemiyorlar.

ABD nin ise AK Parti nin vermiş olduğu tavizlerle

içimizde kalmaya devam ettiğini ifade edemiyorlar.

İçimizdeki ve bölgemizdeki terör odaklarının

bitirilebilmesinin yolunun, bölge ülkelerinin işbirliğinden geçmesi gerektiğini

zinhar söyleyemiyorlar.

İslam dünyasında şu anda devam etmekte olan yıkımın,

katliamın, sömürünün, tecavüzlerin bitirilmesi için İslam Birliği nin kurulup

eyleme geçmesi gerektiğini bırakın söylemeyi, ima bile edemiyorlar.

Bütün bu olanların 30-40 yıldan beri Milli Görüş ve

Lideri Erbakan tarafından alarm zillerine basarcasına her platformda ifade

edilmiş olduğunu, çözümün de bir bir gösterilmiş olduğunu söyleyemiyorlar.

Neden söyleyemiyorlar!

Tahminimiz odur ki, onları istihdam eden gruplar öyle

istiyorlar. Onların isteğinin dışında tek bir kelime söyleyemezler. Kovulma

korkusu, arpalıklarının kesilme korkusu, itibarlarının sıfırlanma korkusu ile

böyle davranıyorlar.

Bir tarafta İslam dünyasındaki yangın, bir tarafta

sınırlarımızı zorlayan bölücülük, bir tarafta her gün onlarca insanımızın

hayatına mal olan terör belası.

Diğer tarafta ise bu adamların ve kadınların kendilerine ait

arpalık korkuları.

Vatan korkusu yok, istikbal korkusu yok, Allah korkusu

yok!

Böyle korkunun içine tükürmez misiniz

Beyler, bayanlar!

Ülke yandıktan sonra sizin devşireceğiniz menfaatleriniz

ne işe yarayacak, hiç hesapladınız mı

KORKU ÇAĞI

Yazılıdır, aldığı talimatlar,

Ne diyecekse okur kucağında!

Doğruyu söylemekten ödü patlar,

Ürkek, şaşkın, sanki korku çağında!