İktidar yanlısı bir gazetede, “Sevgi siyaseti gitti, korku siyaseti geldi” başlığı altında verilen haberi görünce hemen aklıma aylardan yıllardan beri muhalefete karşı iktidar kanadının sergilediği sert üslup geldi ve acaba bundan sonra, iktidar kanadı korku siyasetini terk ederek sevgi siyaseti mi uygulayacak sorusu geldi. Çünkü ülkemizde korku siyasetinin patenti Cumhur İttifakı’na ait. Hemen belirteyim ki, aslında ülkemizin iktidar kanadının sergilediği ayrıştırma ve korku siyasetinin terk edilmesine olan ihtiyacı da hatırlandığında böyle bir değişimin insanımız açsından iyi olacağını düşündüm. Ancak, haberi biraz okuduğumda sevgi siyasetini terk ederek korku siyasetine yönelen muhalefet imiş. Söz konusu başlıkta geç de olsa bugüne kadar sürekli olarak korku siyaseti yapmayı tercih edenlerin bundan sonra tavır değişikliğine karar vermelerini eleştirecek halimiz yok. Bu köşenin okuyucuları bilirler ki, ülkenin sevgiye, barışa, ayrıştırmaya değil kucaklaşmaya ihtiyacı olduğuna hep dikkat çekerim. Çünkü iktidar kanadının sert, dışlayıcı üslubu insanları bunaltıyor ve siyaset uğruna insanımızın böyle bir gerginliğe itilmesinin doğru olmadığını bilmem söylemeye gerek var mı?
Bu arada iktidar kanadının korku ve sindirme siyasetinde bir değişiklik olmuş değil. İktidar sözcülerinin dikkatini çeken tek husus Millet İttifakı sözcülerinin bugüne kadar karşı taraf söylemini ne kadar sertleştirirse sertleştirsin, barıştan yana, sevgiden yana bir davranış biçimini tercih ettikleri bir gerçeğin geç de olsa anlaşılmış olmasının ifadesidir. Kaldı ki, Millet İttifakı sözcüleri ne kadar sevgi siyasetinden yana olurlarsa olsunlar iktidar kanadının bundan memnuniyet duymasını beklemek işin tabiatına aykırı olur. Kısacası, bir kampanya boyu Millet İttifakı sözcülerinin sevgi siyaseti yürüttükleri değerlendirmesi gerçekten içten gelen bir değerlendirme ise, bu gerçeğin bugüne kadar farkına varılamadı mı? Yoksa bunun farkına varılması ve itiraf edilmesinin aleyhlerine olacağını düşündükleri için muhalefetin şu günlerde sergilemeye başladığı üslup aleyhlerine olacağı için mi böyle bir haber gündeme gelmiş bulunuyor. Kendilerinin benimsemediği sevgi siyasetinin muhtevasına bakmadan reddetmek ve karalamaya çalışmak siyasetlerinin esası olduğu için ise seçimin ikinci turunda muhalefetin de üslubunun biraz sertleşmiş olması sebebiyle kendi üsluplarına benzeyen yeni bir tutumun ortaya çıkmış olması sebebiyle öfkeye mi kapılıyorlar? Yani bu ülkede sevgi siyaseti uygulamasının da, korku siyaseti uygulamasının da sadece kendilerine ait bir tavır olabileceğini mi ifade ediyorlar, bilmiyorum ama bırakın siyasete korku değil, sevgi hâkim olsun. İnanın buna insanımızın çok ihtiyacı var.
Bu arada haberde ileri sürüldüğü gibi Millet İttifakı ortaklarının üslubunda ses tonunun biraz yükselmesinin ötesinde bir korku salma gayreti söz konusu değil. Sadece, zaman zaman gündeme gelen bir takım hukuksuzlukların iktidar olunduğunda hesabının sorulacağı belirtiliyor ve bu hususta millete söz veriliyor. Yani sevgi üslubunun yerini korkunun alması da söz konusu değil. Toplumu ayrıştırma, sindirme hususunda muhalefet ne olursa olsun Cumhur İttifakı ile yarışa çıkamaz. Çünkü Cumhur İttifakı sözcüleri yaptıkları normal bir basın toplantısında bile üsluplarını sertleştiriyor, normal bir tonda dertlerini anlatmaları mümkün iken, bağıra çağıra karşı tarafı değersizleştirerek konuşmayı tercih ediyorlar. Bu bakımdan gerek Kılıçdaroğlu, gerek diğer ortaklar isteseler de sevgi siyasetinin yerine korku siyasetini hâkim kılamazlar. Bu sadece üslup meselesi değil, bir gönül işi. Yeter ki sevgiyi yüreğimizden söküp atmayalım.