Dünya tarihine yön veren sıcak savaşlar dönemi sona erdi. Artık, stratejiler, politikalar, planlar savaşıyor. Afganistan da, Irak topraklarında kan ve gözyaşı imparatorluğu kurmak isteyen küresel eşkiyanın, sıcak savaş taktiğiyle hareket etmesinden daha çok, kurgulamak istediği düzene dikkat etmek gerek. İkiz kulelere yapılan terörist saldırılar sonrasında "Otoritesi ve Güvenlik Karizması" çizilen Amerika, "Korkuya dayalı bir düzen" inşası için kolları sıvadı. Ya müttefikimizsin, ya karşımızda Pentagon dan ve Beyaz Saray dan pompalanan, Amerika nın süper güç, tek otorite, tek belirleyici, hakim, yenilmez güç olarak takdim edildiği, tüm dünya medyasının da bu şer merkezinden yayılan habaset politikaları insanların zihinlerine yerleştirmek için çabaladığı bir korku düzeni. Bana dokunmasın, aman bizden uzak olsun diye dünya ülkelerinin korkuyla önünde eğildikleri bir sistem.
Müslüman ülkelerin "Terörist üretiyorsunuz" diye sindirildiği, Müslümanların ezildiği, kıstırıldığı, hareket alanlarının daraltıldığı, kendi başına bir şey üretme kabiliyetlerinin elinden alındığı, ekonomik anlamda göbek bağıyla bir yerlere bağlandığı, borç sarmalına boğulduğu, korkudan beslenen bir itaata zorlandığı bir sistem. Muhalif olanların sistem dışına atıldığı, gerekirse zorla çıkarıldığı, güce tapanların iş başına getirildiği bir düzen. Başbelanız olan terörle mücaledenizde bile size vereceği icazet doğrultusunda hareket alanlarını belirlemek zorunda kaldığınız, insiyatifinize açıkça müdahale eden bir köhnemişlik. Şu olmuş da, bu olmuş Çok olumlu şeyler ortaya çıkmış, yepyeni bir strateji belirleniyormuş Erdoğan-Bush görüşmesi yepyeni açılımlar sunmuş
Birkaç gündür yapılan yorumları okudukça içim bayılıyor. İnsanlar, bu kadar boş lakırdıyı nasıl üretebiliyorlar Düzen aynı düzen, sistem aynı sistem Varlık sebebini dünyaya korku salmak üzerinden yürüten eşkiyabaşının, sizi sindirmeye çalışan, korku üreten ve insiyatifinizi bu sistemin başındakilerin ellerine bırakan terörü sizinle aynı saflarda, aynı şartlarda çözmeye yardımcı olabileceğine inanıyor musunuz Eğer inanıyorsanız, başkaca lafımız yok!
Eğer gücünüzün ve sözünüzün geçerliliği yoksa, savaşı nerede yaparsanız yapın!
Meşhur Kadisiye savaşında, Rebii bin Amir (r.a.) elçi olarak Rüstem e gider Debdebe içindeki Rüstem e gelen Rebii bin Amir (ra), "Ey Rüstem Müslüman ol, sen de kurtul, dünya da kurtulsun. Eğer İslam a girmezsen, bize vergini ver, bari dünya kurtulsun. Eğer bunların hiç birisini yapmazsan, seni ve ordunu yenip, dünyayı başına geçireceğiz" der Filleriyle, atlarıyla ve onbinlerce kişilik gücüyle muharebe alanında bulunan Rüstem, casuslarına emir verir, "Gidin bakın, bu adam bu orduda hangi kademededir " Casuslar, "Elçi, sıradan bir asker" diye haber getirdiğinde Rüstem in içini elindeki güce rağmen bir korku kaplar, "Eğer onların sıradan bir askeri bile böyle kendinden eminse, bizim bu savaşta işimiz var" Güce taparsanız köleleşirsiniz. Güç, sizin içinizdedir, gözünüzde büyüttüğünüz veya iletişim araçlarıyla cilalanan köhnemiş sistemin paslanmış çarkları değildir.