Saddam ın İran a saldırması ile başlayan yaklaşık 8 yıl
süren savaşı Birinci Körfez Krizi olarak nitelendirirsek, Saddam ın Kuveyt i
işgaline ikinci, bugün yaşananları da Üçüncü Körfez Krizi olarak nitelendirmek
yanlış olmaz. Bu arada Saddam ın İran a saldırısı ve Kuveyt i işgalinin ABD ve
yandaşları tarafından desteklendiğini de hatırlamak gerek.
Gazetelerde ABD-Arap koalisyonu olarak nitelendirilen
Irak ve Suriye deki güya IŞİD hedeflerine başlatılan saldırının aslında
Saddam ın Kuveyt i işgalinin ardından Körfez Ülkeleri nin ABD yi kurtarıcı
olarak çağırmaları ile bugün Suriye ve Irak taki IŞİD e yönelik koalisyon
netice itibariyle aynı hedefe çıkmıyor mu Körfezi sürekli olarak bir korku ve
çatışma alanı haline getiren husus petrol değil mi Körfez Ülkeleri bu
zenginliğin en azından bir kısmını elden kaçırmamak, ABD ve diğer sömürgeci
ülkelerde bu zenginliği tek başına Müslümanlara yedirmemek için ikide bir
Körfez e gelmiyor, burada bir çatışma ortamı oluşması için bahane aramıyorlar
mı
İkinci Körfez Krizi nden söz edince bu olayı baştan sona
tarihi kökleri ile birlikte ele alıp inceleyen en önemli kitap kanaatimce Hasan
Aksay Ağabeyin Server Yayınları arasında çıkan 1990 baskılı KÖRFEZİN DİBİ
kitabıdır. Kütüphanemi ilk defa bir araya toplayıp tasnif ederken KÖRFEZİN
DİBİ ni yeniden okumaya başladım. Konulmuş teşhisler aynen bugün de geçerli
olduğu gibi işin çaresi de aynı.
Osmanlı İmparatorluğu nu çöküşe götüren sömürgecilerin
planlarının ardından İslam dünyasında çizilen sınırlar ve özellikle birkaç
kuyunun etrafında bir devletçik oluşturulması bugün yaşananların temelini
oluşturuyor. Hasan Aksay Ağabey işin bu boyutunu kitabında geniş geniş izah
etmiş. Çare olarak ifade ettiklerinden de bazı aktarmalar yapmak istiyorum:
Kalkınmış, refah içerisinde yaşayan Batı ülkelerinin hiç
birisinde Ülkenin tek kurtarıcısı olarak hiç kimse gösterilmediği gibi, her
ferdin kendi şahsiyetini ve haysiyeti korumasına ehemmiyet verildiği halde,
sömürülen ülkelerde bir türlü ekonomik bağımsızlığın, iş bulma ve kula kul
olmama imkânının kazanılamadığı gibi birçok küçük kurtarıcılar ilan edilmiştir.
Onun için sömürülmeye mahkûm edilmiş milletlerin önünde Kurtarıcılardan
kurtulmak gibi önemli mesele vardır.
İslam dünyasının
sömürüden kurtulmasının çaresi nedir sorusuna verdiği cevaptan da kısa
alıntılar yapmak istiyorum:
Müslümanlar bakımından temel acı şikâyet konusu tam bir
birlik ve dayanışma oluşturamamaları, yardımlaşamamaları, problemlerini kendi
birlikleri içerisinde çözüme kavuşturamamaları değil midir
Bu birliği ve dayanışmayı, uluslararası organizasyonları
oluşturmak elbette sokaktaki insanın işi değildir. Bunu oluşturmak yetkili ve
etkili kimselerin işidir.
Birçok İslam ülkesinin yönetim kadrosuna gelenlerin Batı
Kulübü ne içten bağlılığı bir tarafa Amerika nın arzularını göz önünde
bulundurmak için içe sinmiş bir korku da önemli nedenlerden biridir.
Batı Kulübü nün cazibesine içten meyil ve korku olduktan
sonra Amerika nın her toplantıya katılması şart değildir ama küçük bir sapma
olmaması için o katılmayı yeğlemektedir.
Söylenecek çok söz var ama arzu edenlerin IŞİD vesilesiyle
yeniden ABD nin bölgemize yardıma çağrıldığı(!) şu günlerde Hasan Aksay
Ağabeyin KÖRFEZİN DİBİ kitabını okumaların tavsiye ediyorum.