Kör Dövüşü Bıktırdı! Adaylar TV’ye!

Abone Ol

Bismillâhirrahmanirrahîm;

CUMHURBAŞKANLIĞI seçimi 2. tura kaldı. 28 Mayıs Pazar günü tekrar seçime gidiyoruz. Finale kalan Cumhur İttifakı’nın adayı Erdoğan veya Millet İttifakı’nın adayı Kılıçdaroğlu’ndan birine oy vereceğiz. Her iki aday hakkında kamuoyunda bazı iddialar var. Hükümet, 21 yıllık icraatının hesabını millete verebilmiş değil. Devlet ihalelerinin hep 5 firmaya verilmesinin, kayıp deprem paralarının, Türkiye’nin uyuşturucu pazarı haline gelmesinin, artan ahlâk ve maneviyat tahribatının… Hesabını kim verecek?

Kılıçdaroğlu hakkında da iddialar var. Bütün bunların birinci ağızdan cevabını bulması için Erdoğan ve Bay Kemal’in bir TV kanalında tartışması halkın talebi haline gelmiştir. Erdoğan bazı TV’lerin ortak yayınına katılıyor. Aynı görüşü paylaşan gazetecilerle “sahibinin sesi” vezninde yapılan programın bir orijinalitesi olmuyor. Beyin yıkamayı amaçladığı için donukluktan kurtulamıyor.

Yasalar, TRT’ye adil ve tarafsız habercilik ve bilgilendirme yetkisi vermişken; “tek taraflı” hükümet yanlısı yayınlar yapmak milleti rahatsız ediyor. Halkın vergileriyle ayakta duran bir kurumun siyasi partilere karşı adil ve tarafsız bir yayın politikası izlemesi gerekmez mi? A partisinin mensupları vergilerini veriyor da, diğer parti mensupları vergilerini vermiyor mu? 

Haksızlığın çarpıcı örneğini daha geçtiğimiz Pazar akşamı seçim sonuçları açıklanırken gördük. Anadolu Ajansı ve TRT’nin hükümet yanlısı tutumu o kadar belirgindi ki! TRT devletin televizyonudur; AKP’nin değil. TRT, yayınlarını “devlet kurumu” olma ciddiyeti içinde yapmalıdır.

DOĞRU SEÇİM İÇİN

TÜRKİYE halkına, seçeceği yöneticileri doğru tanıma fırsatı verilmelidir. Hükümet seçim çalışmalarını “orantısız güç kullanımı” üzerine kurmuştur. Devlet imkânlarını “babasının çiftliği” gibi “tek taraflı” olarak kullanıyor. Siz partisiniz de, diğerleri değil mi? Bu ne insafsızlık! Lütfen, devlet yönetimindeki adaletsizliği daha seçim döneminden başlatmayın! Seçime girme yeterliliğine sahip bütün patilere karşı adil davranın!

Türkiye seçmenine, merak edip de öğrenmek istedikleri şeyleri öğretme fırsatı sunulmuyor. Mesela, kendisini yönetecek cumhurbaşkanına “yeteri kadar” tanıma fırsatı niçin verilmesin? 28 Mayıs’taki 2. tur cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken; Erdoğan ve Bay Kemal, Türkiye’nin meselelerini bir moderatör sunuculuğunda “mutlaka” tartışmalıdır. Seçimler “kör dövüşü” olmaktan kurtarılmalıdır.

Bu hak, milletimize lüks görülmemelidir. Erdoğan’ın bir taraftan devlet imkânlarını “tek taraflı” kullanması; diğer taraftan kontrolünde tuttuğu yandaş medyada dilediği gibi at oynatması hakkaniyete sığar mı? Bu durum rakipleri için dezavantajdır; orantısız güç kullanımı oluşturan bir haksızlıktır. Halkın doğru bilgi almasının önünü kapatmaktır. Böylesine bir haksızlık üzerine kurulmuş bir seçim mücadelesi, yüzlerce araştırmaya konu olabilecek büyüklükte bir millî irade gaspıdır.

Adaletsiz yöntem, cumhurbaşkanının “kuşatıcı” olmasını engellemektedir. Kendini T. C. Cumhurbaşkanı değil; partisinin cumhurbaşkanı görünümüne getirmektedir. Cumhurbaşkanı’nın şu sözüne bakın: “Bize oy veren her kardeşimize sahip çıkacağız.” (Posta, 18.05.2023) Hayır, Sayın Cumhurbaşkanı! Siz yalnız size oy verenlerin değil; 85 milyonun cumhurbaşkanısınız!

ADİL YÖNETİM LAZIM

YUKARIDAKİ yanlış anlayış “mutlaka” değişmeli; adaletli, insaf ve vicdan sahibi, liyakatli yöneticiler iş başına gelmelidir. Bugün Türkiye’nin önüne çok güzel bir fırsat geldi. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun adil, kuşatıcı, birleştirici, uzlaşmacı, tutarlı tavrını farklı siyasi parti mensupları bile takdir ediyor. Bu konuda 6 siyasi parti birleşerek Millet İttifakı’nı oluşturdular. Buna destek olan yeni partiler de çıkmaya başladı. Bu uzlaşma zemini Türkiye’nin iyi günlerini müjdeliyor.

Millet İttifakı’nın paydaşları büyük devlet tecrübesine sahip yetişmiş insanlardır. Millet İttifakı’nı yalnız Kemal Kılıçdaroğlu’ndan ibaret sanmak eksik bilgidir. İttifakta Temel Karamollaoğlu, Meral Akşener, Prof. Ahmet Davudoğlu, Ali Babacan, Gültekin Uysal gibi milletimizin her kesiminin temsilcisi  “seçkin” genel başkanlar var. Millet İttifakı kazanırsa 5’i de “cumhurbaşkanı yardımcısı” olacak, ülkeyi istişareyle “birlikte” yönetecekler. Birbirine saygılı ve Türkiye’yi geleceğe taşıma iradesine sahipler!

Millet İttifakı Türkiye’nin yetişmiş insan gücünü devlet hizmetine seferber etmek istiyor. Hepsi vatan ve millet sevgisiyle yoğrulmuş insanlar! Terörü, ekonomiyi, dış politikayı, eğitimi ve diğer alanlardaki problemleri “birlikte” çözecekler. Adaletle Türkiye’nin teminatı olacaklar. Hz. Ömer (R.A.) der ki: “Bir insanın şöhreti, namazı seni aldatmasın. İyi insan emanet sahibi, kimsenin ırzına göz dikmeyen, eli ve diliyle kimseye zarar vermeyendir.”

Saadet Partisi’nin devamlı vurguladığı, “adaletin tesis edilmesiyle” ülkemize bahar serinliği gelecektir.