Köpeğine mektup yazan kadın

Abone Ol

köpeğini yardımcısına bırakıp tatile çıkan bir kadın, her gün gözyaşı döktüğünü ve ona şiirler yazdığını ifade ediyor. İş meşgalelerinden uzaklaşıp, kafamı dinlendireceğim diye geldiği tatilde, çocuğunu terk etmiş bir anne gibi acı duyuyor ve köpeğinin adını sayıklıyor. Kendisine yöneltilen eleştirilere ise “beni anlamıyorsunuz” diye geçiştiriyor…

Köpek kadının hayattaki biricik varlığıdır. Anne baba kendisi beş yaşındayken ayrılmış ve iki kardeş üvey babanın baskıları altında zor bir hayat sürmüşlerdir. Anne, çocuklarını kanatlarının altına alıp koruyacağı yerde onları tamamen mahrum bırakmış ve kendini eğlenceye vermiştir. İki kardeş, üniversiteden sonra kendilerine yeni bir hayat kurmuş ve anneden ayrı yaşamaya başlamışlardır. Her şey yoluna girdi derken, erkek kardeş bir kazada hayatını kaybetmiş ve abla ikinci bir sarsıntı ile yere saplanmıştır. Acılar onu hayattan uzaklaştırmıştır. Artık genç kadın kendini tamamen işine vermiştir… Şu an iyi bir işi vardır ve istediği kadar para kazanabilmektedir. Fakat modern esintiler taşıyan mazbut hayatı yalnız ve sönük geçmektedir. İki kere ihanete uğradıktan sonra insanlara olan güvenini tamamen kaybetmiş ve yalnızlığa çekilmiştir. Bir arkadaşının tavsiyesi üzerine aldığı köpek kısa sürede onun yakını dostu ve sırdaşı olmuştur. Evliliği, dostluğu, komşuluk ilişkilerini ve insanlarla içi içe yaşamayı bir esaret olarak gördüğünden iletişim kurduğu tek varlığı bu köpek olmuştur. Bütün sevgisini ona vermektedir. Bir aylık süre içinde de en fazla onu özlemektedir… Kadın tatilin ikinci haftasında şu satırları kaleme alır:

Sevgili kızım İpek, bir ay oldu ayrılalı ama seni çok özledim. Sabah kalktığımda gayri ihtiyarı odana koşuyor ve seni arıyorum. Ama uzaklardasın. Sesini, bakışlarını ve samimiyetini özledim. Bir hafta sonra geliyorum, sana iyi bakmaları için iki kere telefon açtım. Gayet iyi olduğunu söylediler, ben gelinceye kadar bahçenin tadını çıkar, bir hafta sonra geliyorum… (Lale Y)

Avrupa’da yapılan bir ankette, insanlara tatile çıktıklarında en fazla neyi özledikleri sorulmuş ve hanımların ekserisi köpeklerini özlediklerini ifade etmişlerdir. Köpeksever hanımların büyük çoğunluğu köpeklerini yakınlarından daha fazla özlediklerini çünkü vaktin çoğunu onlarla geçirdiklerini, yalnızlıklarını onlarla paylaştıklarına belirtmişlerdir.

Günümüz insanı, aile, eş, arkadaş, dost ve akraba ilişkilerinden uzaklaşarak hayatına anlam katacak değerlerden mahrum kalıyor. Yalnızlık ise bu insanların içine düştükleri en büyük girdaptır. Bu patolojik bir yalnızlıktır ve kişinin dünyasında derin bir boşluğa sebebiyet vermektedir. Zira insan ünsiyet kesbeden ve kendi türü ile yakınlık kurma ihtiyacı içinde olan bir varlıktır. Bu ihtiyacı gidermenin tek yolu da topluma katılmak ve toplumun bir ferdi olarak yaşamaktır…