Kooperatif-7; ülkemizde kooperatifçilik hareketi

Abone Ol

Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam edelim…

Yarım yüzyılı da aşan “Adil Düzen” çalışmalarımız açısından “kooperatifleşme” ve özellikle “Akevler Kooperatifleri” çok önemlidir; 1967’den beri ana ilmî ve amelî bütün çalışmalarımızı bu kooperatiflerde yaptık, hâlen de yapmaya devam ediyoruz…

Bugünkü konumuza girizgâhımız bu kadar olsun ama bu kadarı bile çok şey anlatıyor!

Ülkemizde Kooperatifçilik Hareketi

Türk toplumunda kooperatif düşüncenin temeli olan işbirliği, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma olgularına “imece” ve “ahi birlikleri” gibi uygulamalarda rastlanmaktadır. Bundan dolayı Türk halkının da kooperatif düşüncesine oldukça yatkın bir toplum olduğu söylenebilir.

Ülkemizde kooperatifçilik hareketinin 1863 yılında Niş Valisi Mithat Paşa tarafından kurulan “memleket sandıkları” ile başladığı kabul edilmektedir. Bu hareket 1867 yılında çıkarılan “Memleket Sandıkları Nizamnamesi” ile imparatorluğun her bölgesine yayılmış, yine 1868 yılında şehirlilerin kredi ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan Emniyet Sandığı ile devam etmiştir. Bu sandıklar 1888 yılında Ziraat Bankası’na sermaye olarak devredilmiştir.

1914 yılında Aydın ilinde incir üreticileri tarafından “Kooperatif Aydın İncir Müstahsilleri Ortaklığı” adıyla ilk tarım satış kooperatifi kurulmuştur.

Ülkemizde gerçek anlamda kooperatifçilik Cumhuriyet’ten sonra başlamıştır. Kooperatifçiliğin bugünkü gelişimini sağlayan mevzuat Cumhuriyet döneminin eseridir.

Mustafa Kemal gerek TBMM toplantılarında gerekse yurtiçi ziyaretlerinde bizzat kooperatifçiliğe vurgu yaparak halk arasında yayılmasına yönelik girişimlerde bulunmuş ve çıkarılan kanuni düzenlemelerle kooperatiflere hukuki bir temel kazandırılmıştır.

Cumhuriyetin ilk dönemindeki yasal düzenlemelere bakıldığında da konuya verilen önem bir kez daha fark edilmektedir. Bu süreçte ilk olarak (1924) Zirai Birlikler Kanunu, (1925) Tüketim kooperatifçiliğiyle ilgili bir yasal düzenleme, (1926) 856 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda kooperatiflerin diğer şirketler arasında yer almasına ilişkin bir değişiklik, (1929) Zirai Kredi Kooperatifleri Kanunu, (1935) 2834 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Kanunu ve 2836 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri Kanunu gibi yasaların çıkartıldığı görülmüştür.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra kooperatifçiliğe önem verilmiş olup, bu dönemde, türler itibariyle kurulan kooperatiflere bakılacak olursa;

-       1925 yılında Ankara’da, ilk tüketim kooperatifinin,

-       1934 yılında yine Ankara’da, ilk yapı kooperatifinin,

-       1948 yılında Rize’de ilk tedarik kooperatifinin,

-       1951 yılında Adapazarı’nda, ilk pancar ekicileri kooperatifinin,

-       Yine 1951 yılında Ankara’da ilk esnaf kefalet kooperatifinin,

kurulduğu görülmektedir.

Ülkemizde kooperatifçilik sayısal anlamda gelişme göstermekle birlikte ekonomik, sosyal ve toplumsal fonksiyonlar yönünden istenilen noktada değildir.

Bugün 8 milyondan fazla insanımızın ekonomik faaliyetlere katılmasını sağlayan kooperatifçilik sisteminin daha etkin ve verimli bir yapıya kavuşturulması gerekiyor.

Kooperatifleri sosyal ve ekonomik kalkınmamızı destekleyecek ve güçlendirecek aktörler haline getirmek için bu alanda hizmet sunan kamusal aktörlerin yeniden yapılandırılması elzemdir. Çünkü Anayasa’nın 171. maddesindeki aynen ifadeyle “millî ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artırılması ve tüketicinin korunmasını” amaçlayan “Kooperatifçiliğin geliştirilmesi” başlığı altındaki politikaların, esasen uyumsuz ve dengesiz görev ve yetki dağılımı nedeniyle yürütülemediği gözlemlenmektedir. Bu nedenle, kooperatifçilik konusunda politika üretebilmek ve yürütebilmek için tür ayrımına gidilmeksizin tüm kooperatiflerin bir bakanlık çatısı altında toplanması şarttır.

(Devamı var.)