Konuştukça batıyorlar!

Abone Ol

Zannımızca AKP sözcüleri konuştukça batıyorlar.

Kuşkusuz “yanlış gördükleri, ters gördükleri” bir konuyu dile getirmek istiyorlar ama benzer konularda geçmişte “sessiz kaldıkları” için bu çıkışları beş para etmiyor.

Acaba tutarlı olmak bu kadar mı zor?

Bugün eleştirdikleri konuları geçmişte söz konusu olduklarında seslerini yükseltmiş olsalardı bugün alkışı hak ederlerdi.

Ama dün eleştirmeleri gereken konularda suskun kaldıkları ve bugün sırf muhalefet olsun diye konuştukları için alkışı hak etmedikleri gibi bir de tepki topluyorlar.

AKP sözcüleri CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu’nu medyaya yönelik sözlerinden dolayı kıyasıya eleştiriyor ve bu sözlerin tehdit oluşturduğunu iddia ediyorlar.

İmamoğlu’nun medya gruplarının sahibi olan aileleri soyadlarını zikrederek tehdit ettiğini ileri sürerek bu ailelerden özür dilenmesi gerektiğinin altını çiziyorlar.

Hiç kuşkusuz AKP sözcülerinin medya gruplarının sahibi olan aileler hakkında gösterdiği bu hassasiyet hemen geçmişte kendileri tarafından medyaya yönelik suçlamaların hatırlanmasına vesile oluyor.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı olan Erdoğan’ın Doğan Medya sahibi olan Aydın Doğan hakkındaki sözleri akıllara geliyor.

Ya da yine Erdoğan’ın FOX TV spikeri Fatih Portakal ile ilgili sözleri anımsanıyor.

O sözlerin de CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı İmamoğlu’nun sözlerinden aşağı kalır yanı yok.

Şayet AKP sözcüleri o günlerde bu tür suçlamalara karşı çıkmış ve tasvip etmediklerini beyan etmiş olsalardı bugün ki yakınmaları çok daha hüsnü kabul görürdü.

Ama o günlerde suskunluğu tercih edip bugün yapılanın çiğlik olduğunu ifade etmeleri büyük bir tutarsızlık örneği olarak karşımızda duruyor.

Evet, bu söylem tutarsızlığı AKP sözcülerinin göze en çok çarpan hataları olarak dikkat çekiyor.

Her duruma göre ayrı bir şey söylüyorlar ve bu söylemler yan yana getirildiğinde ortaya kocaman bir tutarsızlık çıkıyor.

Kendileri yapınca hiçbir sorun oluşturmayan ama başkaları yapınca kıyametler koparan bir yaklaşım itici oluyor.

Kuşkusuz bu noktaya gelmelerinde geçmişte kullanmış oldukları kutuplaştırıcı ve kamplaştırıcı dilin büyük payı bulunuyor.

Farklı dünya görüşlerini siyasi rakipleri olarak görme yerine düşman kuvvetlermiş gibi görünce ortaya böyle telafisi imkânsız durumlar çıkıyor.