Konuş babam konuş

Abone Ol

Konuşmak bir iş midir, meslek midir, sanat mıdır Başka bir ifadeyle insan niçin konuşuyor

Ülkemizin ahvaline baktığımızda insanların sürekli konuştuğunu görüyoruz. Siyasetçiler fırsat buldukları her yerde, siyasetçi olmayanlar bulunduklar her yerde, gazeteciler bilseler de bilmeseler de, unvanının ardına sığınan akademisyen gibi ağzına uzatılan her mikrofona konuşuyor ve konuşamadığı zaman da kaleme sarılıyor. Ağzı da dili de boş durmuyor.

Konuşmak insanın en doğal özelliğidir, elbette konuşacaktır. Garip olan içi boş, laf ola beri gele kabilinden yapılan konuşmaların "iş" zannedilmesidir. Okumaya, araştırmaya, öğrenmeye gerek duymadan konuşuyorlar. Biraz oku, biraz araştır da öyle konuş be adam, ya da kadın! Hayır öyle yapmaz gazeteci milleti! Yaparsa aklı aşınır sonra, akılsız kalır... Oku, araştır, öğren de öyle konuş Hiç olmazsa sürekli konuşmak zorunda kalmazsın o zaman...

Sürekli konuşanlar ne zaman iş yapıyorlar

Bu sorunun cevabını hep merak etmişimdir. Yirmi dört saatlik bir günü düşününüz Gün boyunca elli altmış tane ulusal kanal yayın yapıyorlar. Kırk civarında günlük gazete yayımlanıyor. Televizyonlarda yirmi dört saat boyunca sürekli "laf" üretiliyor. Konuş babam konuş Allah ın her günü aynı şeyler yapılıyor

Bu kadar çok lafın içinde hiç özgünlük olur mu Çekirdek kabuğunu doldurmayan laflarla geyik muhabbetleri yapılıyor. Birileri de bunların karşısına oturuyor gün boyu onları seyrediyor ve dinliyor. Hatta birileri izlemekten yemek yemeye vakit bile bulamıyormuş!...

Gazeteler televizyonlardan farklı mı ki Zaten bunlar şıracı ve bozacı gibi birbirinin şahididir. Gazetede yazdığını televizyonda söylüyor, televizyonda söylediğini de gazetede yazıyor.

Düşünmeye, araştırmaya, okumaya fırsat bulamayanlar, bilmeden, öğrenmeden nasıl olur da milleti bilgilendirebilirler ki Bu vaziyette onların bilgilendirmesinin ne kıymet-i harbiyesi olur ki Ama ülkemizde oluyor, böyle olduğu için de bir adım öte gidemiyoruz, aynı yerlerde debelenip duruyoruz.

Yazar ya da konuşurlara biraz aşinalığınız varsa kimin ne söyleyeceğini, hangi menfaat grubu içinde yer aldığını, kimin kime arka çıktığını rahatlıkla bilebilirsiniz. Gün boyu fikrin fahişeliği yapılıyor. Aslında fikir tartışmaları bahanedir. "Hırsıza bak" uyanıklığından başka bir şey değildir yapılanlar. Bunlar milleti uyutuyorlar. İşin gerçek sebebi ekonomiye kimin hükmedeceği meselesidir. Dünya nimetlerinden kimin daha çok istifade edeceği meselesidir. Pasta, börek, çörek meselesi Gözleri doymuyor ki

Memleket severlikmiş, hadi canım sen de Postmodern anlayışta, "Benim değilse batarsa batsın" demenin adına memleket severlik diyorlar.

***

Dikkat edin devleti temsil eden bütün kurumların temsilcileri konuşuyorlar Kanunların kendilerine yüklediği görevleri yapmak yerine, oturup bildiri hazırlamak ve köşe başında aç kurtlar gibi bekleyen "medya"ya yem vermek için bildiri hazırlıyorlar Bu bildiriler elbette akşamdan sabaha hazırlanacak şeyler değildir. Günlerce uğraşmak gerekir, "başkaları"nı yakından izlemek gerekir.

Bu yüzden de kurumlar iş üretmiyorlar, üretemiyorlar sağa sola laf yetiştirmekten Onların bu halleri birilerinin de gıdası oluyor. Ekran heveskârları "bayramlık çehreleri"yle yorum yaptıklarını zannederek "şöyle demek istedi, hayır böyle demek istedi" vezninde "sosyolojik ve psikolojik" memleket gerçekleri üzerine yorumlar yapıyorlar.

Ülke, birçok açıdan altın değerinde olan vakitlerini, günlerini böyle kaybediyor.

Sesi çıkmayan birileri çalışıyor, çalışıyor ve üretiyor. Onlar konuşmak yerine iş yapmayı yeğliyorlar. Onlar ülkelerini de, insanları da seviyorlar. Ama sevgilerini eylemle, kazanarak, iş ve aş üreterek gösteriyorlar.

Onlar ilim üretiyorlar, fikir üretiyorlar, sanat eseri üretiyorlar. Onlar ülkemizin olduğu kadar insanlığın da yüz akıdırlar. Fakat onlar bu "gürültü"nün içinde kaybolup gidiyorlar.

Dünya arsızların dünyası olmuş Hakkın, hukukun, edep ve ahlâkın yerlerde süründüğü bir dünyada yaşıyoruz. Kendi doğal hakkını aramak zorunda bırakılan bir haksızlık hüküm sürüyor. Birileri iç birileri de odaklara sığınarak ezmenin, yok etmenin, gaspetmenin adına "hukuk" diyorlar Oysa hukukun guguklaştığı gün gibi âşikâr

Herkes konuşuyor, kimse kimseyi dinlemiyor. Susmanın öğretilemediği bir edepsizlik yaşanıyor ülkemizde. Nereden nereye geldik... "İnsanlık"ta, insanî değerlerde ileri gitmek gerekirken birden bire gevezeliğin / zevzekliğin / lafazanlığın insanlık sanıldığı bir ortama düştük.

Gazeteleri okuduğum zaman bir şey kazanmıyorum, aksine kaybediyorum. Bana bir şey öğretmedikleri gibi hem paramı hem de çok kıymetli olan zamanımı çalıyorlar. Bunlar da yetmiyormuş gibi sinirlerimizi bozuyorlar, sağlığımıza zarar veriyorlar.

Yanılıp da televizyon seyrederseniz, televizyon başında kaybettiğiniz zamana acıyorsunuz. Şeytanca tanıtımlar sonunda, ciddi bir şeylerden bahsedilecek diyerek kandığımız zamanlar oluyor. Seyrettiğinizde vücut kimyanız bozuluyor. Kamu hizmeti yapıyorlarmış, hadi canım sende Şeytandan hak hukuk sorulur mu hiç

Bu insanlar pardon gürültücüler ne zaman iş yapıyorlar İş yapmıyorlarsa bu şekilde elde ettikleri kazançlarını da hak etmiyorlar demektir. Hak etmedikleri parayı nasıl alabiliyorlar

"Boru mu sandın onları" diyen çıkar mı bilmem!