Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Milli Görüşçüler, Saadet Partililer olarak yarın (24 Kasım 2024) 9. Olağan Kongremizi gerçekleştireceğiz. “Hatırlatmak müminlere fayda verir” esası gereği, şu gerçekleri bir kez daha ifade etmenin yararlı olacağına inanıyorum. Gerçek şudur ki, doğumla ölüm arasına tahkim edilmiş dünya hayatımız, bir bütün olarak yaşanan bir imtihandır ve kongreler de bu imtihanın içindedir. Bu kongre de, bütün Milli Görüşçüler için bir imtihandır. YİK Başkanı ve Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu için imtihandır. Yapılan istişareler sonunda teşkilatın adayı olarak ilan edilen Mahmut Arıkan Bey için de imtihandır. İstişare sonunda ilan edilen meşru karara farklı bir içtihatla yaklaşıp aday olacaklarını ilan eden Birol Aydın kardeşimiz ve Mustafa Kamalak hocamız için de imtihandır. Eski yeni Başkanlık Divanı üyeleri, YİK üyeleri, GİK ve MYDK üyelerimiz, parti kurucularımız için de imtihandır. MİLKO’larımız, başkan ve yönetimleri için de imtihandır. İl başkanlarımız, ilçe ve belde başkanlarımız, delegelerimiz ve bütün teşkilat mensuplarımız ve üyelerimiz için de imtihandır. Hepimiz kendi imtihanımızı veriyoruz. Bu imtihanı kazanmayı veya kaybetmeyi, takınacağımız tavırlar belirleyecektir. Takındığımız tavır, İslam’ca ise imtihanı kazananlardan, nefsi ise kaybedenlerden oluruz. Milli Görüşçüler olarak, herhangi bir meseleyi çözmede uyacağımız esaslar net ve açıktır. Bu esasları belirleyen şey ise, zanlarımız, arzularımız, kabullerimiz değil, İslam’dır.
ÇÜNKÜ BİZLER
Biz Milli Görüşçüler; İslam’ca düşünen, İslam’ca yaşamanın derdini taşıyan tek bir topluluğuz. İslam’ca düşünmenin, üç esası vardır: 1. Dünya hayatı çok önemli bir imtihandır. Ahiret ise, dünya hayatının hesabı, artı ve eksi puanların karşılığıdır. 2. İslam dini Allah yapısıdır. Bunun için mükemmeldir ve tamamdır. Hâşâ zerre kadar noksanı, fazlası ve hatası bulunmamaktadır. 3. İslam dini bir bütündür. Ona bir şey katılamaz ve ondan bir şey çıkarılamaz. Baştan sona haktır, hayırdır ve hepsi herkes için lazımdır. Şu dünyaya gönderiliş gayemiz olan, kulluk imtihanını başarabilmek için üç tane temel ve birbirini tamamlayan esas vardır: 1. Her şeyden önce, İslam’ı öğrenmek, İslam’ın her konudaki emrini bilmek. 2. Öğrendiğimiz İslami esasları yaşamak, Kur’an’ın hükmüne rıza gösterip hayatımıza ikame etmek. 3. Her yerde, her halde ve her meselede mutlaka İslam’a göre, yani İslam’ca düşünmek. İslam’ca düşünmenin üç temel esası yukarıda zikredilmiştir. Herhangi bir durumun oluşmasında ve gelişmesinde Müslümanların takınacağı üç tavır vardır: 1. Önce emredilen ve yapılması gereken bir konuda, takatimizin sonuna kadar ceht, gayret ve her türlü esbaba tevessül etmek. 2. Olayın meydana gelişi sırasında, korku ve telâşa kapılmadan Allah’a teslimiyet ve tevekkül etmek.3.Sonunda ise, takdire rıza ve ortaya çıkan neticenin hakkımızdaki en hayırlı durum olduğunu kabul etmek gereklidir. Biz bütün sebeplere tevessül etsek ve her türlü gayreti göstersek bile, Allah istediğimiz neticeyi vermeye mecbur değildir. Ancak sebeplere tevessül edilerek ve Allah’ın sünnetine uygun hareket edilerek yapılacak işlerin, genellikle başarıya ulaştırılması da Allah’ın âdetinin gereğidir. Biz Milli Görüşçüler başkalarının değil, kendi muhasebemizi yapmak ve hesabımızı sağlam tutmakla mükellefiz. Biz Milli Görüşçüler; Allah’ın rahmetine koşanlardan olmalıyız. Allah’ın rızası, ordu içindeki zahiri rütbe ve rağbete göre değil, üstlendiği görevi üstün bir gayret ve samimiyetle, yapmaya bağlıdır. Mülk ve iktidarın sahibi Allah’tır ve Allah, mülk ve iktidarı dilediğine verir. İnanıyorsak bu böyledir.
RABBİMİZ ALLAH
Rabbimiz Allah; bütün Milli Görüşçüleri, yani şuurlu Müslümanları, kendi yolunda sabırla cihat edenleri bilip ortaya çıkarıncaya kadar onları imtihan ediyor. Milli Görüşçü olmanın, yalnızca kuru bir iddia ile değil; bizzat pratik faaliyetlerle ortaya konması gerekir.
Allah’ın Müslümanlar ve ümmet için birtakım yasaklar ve sınırlar koyması, esas ve hükümler bildirmesi de bir imtihandır. Bakalım kim bu esaslara ve hükümlere uyacak? Allah, ittifak etmeyi, işleri istişare ile görmeyi, ilan edilen karara itaat etmeyi, içerde çekişmemeyi emrediyor. Biz özelde Milli Görüşçüler olarak, bu emirlere itaatsizlik edersek, bahanesi ne olursa olsun aramızda ikilik çıkarırsak, bir makamı elde etmek için, rakip gördüğümüz kardeşlerimizi karalarsak, mahrem konularımızı ifşa edersek, bunları yapanlar açık bir isyan içinde olurlar ve dünya imtihanını kaybederler. Bütün Milli Görüşçüler için önemli olan davaları ise, Allah yolunda cihat edenler için makam ve mevkilerin hiçbir önemi yoktur. Genel başkanlık makamı için mücadele etmek, Allah yolunda cihattan daha kıymetli ise bu, bize delilleriyle izah edilsin ki, biz de bu mücadelenin, -sözün gelişi- şerefinden mahrum olmayalım. Birlik ve beraberlikten yana nutuk atmak kolaydır amma, birlik ve beraberliği sağlamak için fedakârlıkta bulunmak ne kadar zordur değil mi? İşte kongreler bir yerde bunun sınavı oluyor. Bütün Milli Görüşçüler olarak şu ayetin hakikatine tabi olmamız gerekmez mi? Rabbimiz buyuruyor. Fecr 15-16: “İşte, Rabbi, insanı imtihan edip de ikramda bulunduğunda, nimetlere boğduğunda, refaha erdirdiğinde; ‘Rabbim bana ikramda bulundu’ der. Onu imtihana tabi tutup rızkını kısarak ölçü ile verdiğinde de; ‘Rabbim beni önemsemedi, bana hor baktı” der.” Bir Müslüman; varlıkla imtihan edildiğinde şükreder, yoklukla imtihan edildiğinde nankörlük ederse, Allah ona kahreder. Hiçbir Milli Görüşçü ise bu kahra muhatap olmak istemez. Mesele; “İşittik ve itaat ettik” demek kadar kolay, ilan edilen adayımız ise Mahmut Arıkan’dır. Birlikte rahmet, ikilikte ise fesat vardır. Selam hidayete tabi olanlara…