Kombin

Abone Ol

HASTANENİN poliklinik kapılarının baktığı koridorundayız.

Öğleden sonrasının sıcak rehaveti ile herkes, kapı üstlerindeki bilgisayarların

hasta sıralamasında yerlerini takip etmekte. Sessizliği bozan, sıkıntıyı

dağıtansa birkaç sevimli çocuğun koşturmaları. Minik Zahide abisinin elinden

elini kurtarır kurtarmaz, özgürlüğe doğru kaçma girişimlerini ertelememekte.

Fakat orta yaşlı ailenin gelini, ilgiyi çocuklardan da

hızlı çekebilmiş durumda. Herkese laf yetiştiriyor, hastalarla aşırı muhabbet,

sosyal, girişken kız, orta yaşlı kayınvalide ve kayınpederi de onu hayranlıkla

izlemekteler.

Etraf, gelinin bir yığın tanıdığı ile dolu. Hemşireleri,

hastaların çoğunu tanıyor. Kayınvalidesi okuma yazma bilmediği için onu

polikliniğe götürüyor, gelmişken kendisi de ayak mantarları için cildiye

sırasını bekliyor. Derken sokağının bütün komşuları ordaymışçasına rahat

gelinin ilgisini, bir kadının poşeti çekiyor. Bir atmaca gibi oraya da

yetişiyor, bakim deyip pantolonu poşetinden çıkarıp:

-Aaa bunu şu renkle, şu bluzla kombinleyebilirsiniz,

sakın kareli giymeyin çizgili tunikle boyunuz daha uzun olur, şu renkte makyaj

yaparsanız yüzünüz daha çarpıcı güzel olur ama mutlaka yüksek topuklu pabuçla

giymelisiniz. Elbise doktoru gelini çevredekiler de hayran hayran izlemekteler,

onun verdiği reçeteyi dertlerinin dermanı gibi kaçırmamak için kulak

kabartmaktalar, yetmedi yanına yaklaşmaktalar ki, güzel giyinmenin sihirli

ipuçlarından mahrum kalmasınlar.

O, çevreye akıl verirken sen şöyle yap, sen böyle saçını

kes, sen örtünü böyle ört derken kayınpederi ve kayınvalidesi mutluluktan

uçmaktalar, böyle bilgili gelinleri olduğu için etrafa mağrur bakmaktalar,

sanırsınız kız galaksileri keşfetmiş, kadın konuları olduğu halde kombin

meselesini kayınpeder o kadar ilgiyle dinlemekte ki, bir detayı kaçırmamak için

gelininin ağzına, soru soran kadınların yüzlerine bakmaktan yorulmamakta.

Tarz yapmış gelinin ayağında kocaman spor pabuçlar, dar

bir tayt, tunik ve uçları arkadan bağlanmış şal ile bir güzellik ikonu gibi

herkes onu takip etmekte, o hangi yana koştursa hasretle beklenmekte,

kendilerini biraz daha kombin konusunda aydınlatması için.

Gelini görünce geçenlerde bana yazan genç bir kardeşimin

mektubu geldi aklıma. Delikanlı birkaç yıldır evli olduğunu, evliliğinin hiç

iyi gitmediğini, eşinde aradıklarını bulamadığını, mutsuzluğunu; üzülerek

yazmakta idi. Eşinin bütün derdinin kombin olduğunu, akraba düğün ve nişanları

gelince küçük bir maaşı olan genci bir titreme aldığını, zira eşinin ille de

yeni bir giysi, yeni çanta pabuç almak istemesini, daha yeni aldın onları giy

dediğinde eşinin sinir krizleri geçirip, hayır o kıyafetleri herkes gördü, bir

daha asla giyemem , demesini, eşinin çarşı pazar dolaşmalara doyamadığını,

hayatının bütün gayesinin güzel, uyumlu, şık giyinmek olduğunu; bu duruma ne

parasının yettiğini ne de sabrının kaldığını artık çekemeyeceğini anlatmakta

idi. Ona pazarlardaki kumaş tezgâhlarını önerdim, hazır giyimin çok pahalı

olduğunu ama 2-3 liraya bile kumaş bulunup, 10-20 lirası ücretle etek bluz

dikildiğini eşine önerebileceğini anlattım. Genç verdiği cevapta, paranın da

bir yerde önemsiz olduğunu ama eşinin bu çul çaputa aşırı önem verip bütün

dünyasını giyime endeksleyip, eline kitap almamasını, bilgiden kaçınıp cahili

işlerle bu kadar kafa yormasını kaldıramadığını artık tahammülü kalmadığını,

hayatın sadece güzel giyinmekle sınırlı tutulmasına isyan ettiğini anlattı.

Mutsuz genç Allah korusun eşinden ayrılmayı bile dillendiriyordu ki, asıl

yapılması gereken eşine oturup anlatması gerekti; televizyonların benin stilim

yarışmaları ile kadınlara ne kadar zarar verdiğini, insanları mutsuz

ettiklerini, asıl huzurun hayatı anlamlandırma çabaları olduğunu sabırla

vurgulamalı idi.