Kolonya!

Abone Ol

Emperyalizmle uyumlu veya emperyalizm için zararsız bir

İslam fikri, şu anda yaşadığımız coğrafyanın gerçeği maalesef. Emperyalizm,

kendisine yeni hedef olarak seçtiği İslam dünyasına öyle dokunuşlarda bulundu

ki, geldiğimiz noktada koyu bir atalet ve tepkisizlik içindeki İslam ülkeleri

realitesiyle yüzleşiyoruz. Sadece halk ve sivil toplum, verebilirlerse tepki

veriyor, protesto edebiliyor, ancak devletler bazında hiçbir somut adım

atılamıyor.

Bu koyu atalet, emperyalizmden meşruiyet bulan iktidar

erkleri için kaçınılmaz gözüküyor. Meşruiyetlerini emperyalizmle yürüttüğü

ortaklığa veya ittifaklara göre ayarlamış İslam ülkeleri idarecileri,

kamuoylarının gazını almak ve yüreklerini soğutmak dışında hiçbir ciddi adım

atma kapasitesine de cesaretine de sahip değiller bugün.

Bu ne kokar ne bulaşır tavır ve sadece söylemde kalıp

bir türlü eyleme geçmeyen tepkisellik, tam da emperyalizmin istediği tipte bir

İslam dünyası demek resmen. Güncel mesele olarak İsrail i düşünelim. Gazze de

yürüttüğü barbarlığa rağmen hiçbir İslam ülkesi dişe dokunur hiçbir tedbiri

yürürlüğe sokmuyor veya sokamıyor. Klişeleşmiş tepkiler, kınamalar, kitleleri

sadece oyalayan sert söylemler, yürürlüğe konamayan yaptırımları örtbas diyor

sadece. Düşünün, İsrail le ticaret yürütenler, bu ticaretin kesilmesi mümkün

değil deyip, birkaç mamulün ticari boykotuna indirgeyebiliyorlar meseleyi.

Öte yandan, Filistin le din bağı bile olmayan ama

insanlık gereği onurlu ve haysiyetli ve en önemlisi de somut tepkiler veren

Latin Amerika ülkeleri, alenen İslam alemine bir ders veriyorlar şu an.

İsrail le tüm ilişkilerini kesen Venezuella, ardından elçisini çeken Şili, Peru

ve El Salvador, terörist ilan eden Bolivya, bizlere açıkça bir şefkat

tokadı atıyor. Ancak Latin Amerika dan yükselen bu onurlu ses bile somut bir

adım atma yönünde hiç kimseyi ırgalamıyor maalesef.

İslam aleminin üzerine oynanan oyunlar, tasarlanan projeler,

çizilen sınırlar denilince hemen komplo teorisi diye ezbere konuşanlar, bugün

İslam ülkelerinin getirildiği emperyalizm için zararsız kıvamı da görmeyecek

muhtemelen. İçi boş kınamaları, sert nutukları insanların gözüne sokup,

hiçbir somut tedbir ve yaptırımda bulunulmamasını söz konusu dahi etmeyecekler.

Emperyalizmin dümen suyunda gitmeye devam eden idareciler, ister ılımlı deyin

ister emperyalizm için zararsız bir İslam projesine çanak tutmaya devam

edecekler.

Bu noktada Latin Amerika dan çıkarılacak çok dersler var.

Birincisi, emperyalizme kafa tutmalarıysa, ikincisi de milli karakterlerine

dönmeleri ve zulme kayıtsız kalmamalarıdır. Yüzyıllar sonra kendi topraklarında

söz sahibi olmaya başladıkça Latin Amerika ülkeleri, emperyalistlere daha da

fazla karşı çıkıyorlar, insanlığın onurlu sesi oluyorlar.

Emperyalizm, İslam ülkeleri odaklı yürüttüğü projeyle hem

bu ülkeleri istikrarsızlaştırıp birbirine düşürüyor, hem yeri geldiğinde

sınırların yeniden çizilmesini sağlıyor hem de bu ülkelerin diğer ülkelere

müdahil olabilecek etki gücünü de sıfırlıyor. Türkiye yi düşünelim;

emperyalizme ayarlı dış politika (Yeni Osmanlıcılık ambalajına sarılmış)

neticesinde kendi coğrafyasında sözünün veya nazının geçebileceği tek bir ülke

kalmamış durumda. Sıfır sorun diye diye ilişki kurabilecek sıfır komşu ya

kadar düşmüş vaziyette, emperyalizmin, NATO nun ileri karakolu hükmünde bir

ülke artık.

Son Gazze meselesinde bile siyasi iktidar, kamuoyu önünde

emperyalizmin ağababası ABD ye, kurumları AB ye, BM ye demediğini bırakmadı.

Lafla peynir gemisi değil peynir gemileri yürüttü, ancak katliamı yapanı

değil de öleni kınayan BM den, İsrail in savunma hakkı ndan bahseden

ABD den  ayrılamıyor bir türlü. ABD nin

bir işaret fişeği bile Türkiye nin ateşkesi sağlama gayretlerine girişmesine

yetiyor.  Maksat, katili durdurup hesap

sormak değil, katile zaman kazandırmak ateşkesle. ABD, bir işaret çakıyor

Türkiye ve Katar kaçırılan İsraili asker için devreye girsin diye, Türkiye

mesajı anında alıp tamam deyiveriyor.

Bu toprakların acısını dindirmenin, emperyalistlerin

elini kırmanın yolu milli olabilmekte, bağımsız olabilmekte ve kimselerin dümen

suyuna girmeden ilerleyebilmekte yatıyor. Bu açıdan Latin Amerikalılar güzel

bir örnek teşkil ediyor mesela. Yoksa miting meydanında küfrettiğimizle kapalı

kapılar ardında beraber iş tutmaya devam ettikçe, ölenlerin yakınlarına taziye

dileyip kolonya uzatmaktan başka bir işe yaramayacağız bu gidişle.