Ülkemiz beklenmedik bir zamanda bir kaos ortamına sürüklendi. Oysaki içinde bulunduğumuz dış ve iç şartlar, milletimizin "Kol kırılır, yen içinde kalır" denilecek derecede, kritik şartlar içerisinde olduğunu gösteriyor.
Dereyi geçerken at değiştirilmez diye bir söz vardır. Ya da, bir askerî birliğin en zayıf anı, mevzi değiştirme ânıdır derler. Buna rağmen ülkemizde bu önemli uyarılara değer vermeyen bir dağınıklık hüküm sürüyor.
Meselâ: Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Başbakanın, Milli Savunma Bakanı nı aday gösterme eğiliminde olduğu ileri sürülüyordu. Ama bu tertip değiştirildi Sayın Gül ün adaylığı tercih edildi.
Bu tedirginlik yetmiyormuş gibi, Sayın Baykal, ortamı gerdikçe gerdi, perde arkasından lâiklik elden gidiyor, Cumhûriyet tehlikede, mitinglerini tetikledi.
Bir bardak suda fırtına çıkarmakta birileri o kadar mâhir ki, "Nihayet bir internet sitesinde yayınlanan bir Genel Kurmay muhtırası ortaya çıktı.
Bu bir muhtıra mıdır Darbe midir Post Modern darbe midir tartışması aldı yürüdü. İşler daha da içinden çıkılmaz bir hâle geldi.
Oysa ki, Sayın Büyükanıt ın bundan önceki beyanlarında, ülkemizin "bir nevi kuşatma altında olduğunu imâ eden" haklı ve isabetli değerlendirmeleri vardı. Acil olarak PKK nın bertaraf edilmesi için "Sınır ötesi" harekât yapılması gerektiği belirtiyordu.
Zira ülkemizin güneyde kurulan İsrail ve ABD tarafından desteklenen Barzani-Talabani aşîretlerinin oluşturduğu, kukla devlet tarafından ikide bir tehdit edildiği, Güneydoğu halkımızın devletimize karşı, tahrik edileceği şeklindeki, Millî birlik ve bütünlüğümüze yönelen, ihânetlerin sergileneceği sık sık tekrarlanıyordu.
Bütün bu tertipler karşısında da "ABD nin ikili oynadığı, tavşana kaç, tazıya tut taktiğini kullandığı şüphe götürmez bir netlikte dile getiriliyor.
Hal böyle iken, biz bütün bu iç ve dış kaotik şartların daha da karmaşık hâle getirilmesi için, "âdetâ gözü kapalı elimizden geleni yapmaktan geri kalmıyoruz."
Kendimize gelip aklımızı başımıza almak zorundayız. Çevremizdeki tehlikeli gelişmeleri görmezden gelerek birbirimizin boğazına sarılacak kadar gözü kapalı hareket edemeyiz.
Bazı sivil toplum kuruluşları ve bâzı siyasi partiler, bu keşmekeşi, "ancak erken bir seçim yapmak suretiyle düzeltmek mümkündür" diyorlar. Evet bu bir çözümdür. Çözüm olmasına çözümdür amma, "Yazı tura oynar gibi" erken seçime giderseniz, ülke daha da kötü bir kargaşaya sürüklenebilir. Erken seçimin ülkeye, bugünkünden daha istikrarlı, daha güvenceli bir siyâsi sistem sağlayabilmesi için, en azından "Siyasi Partiler ve Seçim Kanunlarımızda, aklı başında isabetli değişiklikler yapılması gerektiği de asla gözardı edilmemelidir.
Zira, şu içerisinde bulunduğumuz, her kafadan bir ses çıkarma hengâmesinde, sallaparti bir erken seçim yaparsak, nişan almadan, gözü kapalı hedefe ateş eden nişancılar durumuna düşeceğimizi de hesaba katmamız gerekir.
Evren Paşa 12 Eylül darbesinin sonunda yapılan seçimden önce, ne yaptı Kalktı, ANAP a oy vermeyin, Sunalp paşanın partisine oy verin anlamına gelen bir nutuk attı. Attı da ne oldu Tek başına Rahmetli Özal ı iktidara getirdi.
Yazı tura oyunu bazen iyi neticeler getireceği gibi bazen de çoğu kere hiç istenmedik rasgele bir netice getirebilir.
Atalarımız ne demiş "Acele işe şeytan karışır" demiş. Bu sebepten siyasi partilerimiz ve sivil toplum kuruluşları, birbirinden ne derece uzaklaşmış olurlarsa olsunlar, KOL KIRILIR YEN İÇİNDE KALIR, darbı meselini göz önünde tutarak, oturup "daha önce yapamadıkları, uzlaşmayı, şu içinde bulunduğumuz günlerde gerçekleştirmeli", bu vatan, bu millet, bu devlet hepimizindir, bu gemi maazallah batarsa, biz de içerisinde batarız, endişesi ile çaba sarfetmeli, daha önce yapılan yanlışlıklara sünger çekerek, el sıkışmalı müşterek bir çözümde birleşmelidirler. Vesselam...