Irak halkı, 328 milletvekilini seçmek için 18 vilayette
sandık başına gitti. ABD işgal güçlerinin ülkeden çekilmesi sonrasında yapılan
ilk seçim, sadece adaylar açısından değil, ülkenin geleceği ve bölgesel istikrar
adına da büyük bir önem arz ediyor.
Tabi, bir de ABD nin 11 Eylül sonrası uygulamaya
başladığı ve Yeni Devlet İnşası adı altında yürüttüğü Neo-Mandacılık
projesinin geleceği açısından. Dolayısıyla bu seçim, ABD nin Ortadoğu daki
sorumluluğu açısından olağanüstü bir öneme sahip. Bunu ben söylemiyorum. Bunu
ortaya koyan isimlerden birisi, Türkiye ve Irak ta ABD Büyükelçisi olarak görev
yapan eski diplomat James F. Jeffrey.
Jeffrey aynen şöyle söylüyor: Irak seçimleri; ülkenin
geleceği, bölgenin istikrarı ve Amerika Birleşik Devletleri nin Ortadoğu daki
sorumluluğu açısından olağanüstü bir öneme sahip. Irak, tüm sorunlarına rağmen,
anayasal bir sistem bünyesinde işleyen bir demokrasi ki, bu bölge açısından
nadir bir örnek.
***
Diğer taraftan, ülkedeki duruma daha yakından
baktığımızda şöyle bir tablo görüyoruz: Yukarıda bağımsızlık isteyen, fakat
aynı zamanda kendi içerisinde de güç mücadelesi yürüten Kürtler; aşağıda Arap
milliyetçiliği ile Şiilik arasında gelgitler yaşayan bölünmüş ama her şeye rağmen
yapıştığı koltuktan ayrılmak istemeyen bir Şii yapı; ortada ise her ikisinin
arasında sıkışıp kalmış, başta ABD ve İran olmak üzere, iç ve dış dinamikler
tarafından bir daha Bağdat ta istenilmeyen, fakat yitiğine tekrar kavuşma
arzusunda olan ve bunun daha etkin bir şekilde mücadelesini verme hazırlığını
yürüten kendi içerisinde bölünmüş Sünni bir yapı.
Bu tablo içerisinde ülkeyi 20 Mayıs 2006 dan bu yana
yönetmeye çalışan, bu bölünmüşlüğü adeta kendi sigortası olarak gören ve IŞİD
tehdidini bile kendi siyasi otoritesini pekiştirmek için kullanan Nuri El
Maliki ismi ise başarısızlıkla eşdeğer olarak görülüyor. Nitekim bu hususta
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), Maliki nin 8 yıl süren iktidarı için Irak
tarihinin en kötü dönemi ifadesini seçimlerden birkaç gün önce kullandı.
Bu hususu sadece IKBY ifade etmiyor. Yükselen IŞİD
tehdidi ve buna yönelik Maliki nin izlediği politika, ABD-Şiiler bağlamında
denge adına ABD ye bir adım daha yakın siyaseti ve Baasçılığın Şii
versiyonu olarak da adlandırılabileceği birtakım uygulamaları ile başta
güvenlik meselesi olmak üzere, yolsuzluklar, devam eden altyapı ve hizmet
sorunları, fakirlik, ciddi insan hakları ihlalleri ve işletilemeyen kötü
hükümet karnesi de bunu ortaya koyuyor.
***
Dolayısıyla, ülke içi dinamikler kadar, dış dinamiklerin
de etkili olduğu bu seçimler Irak ve Ortadoğu nun geleceği açısından oldukça
önemli bir yere sahip. Genel seçimler, bu demokratik-anayasal ivmeyi ya
derinleştirecek ya da tehdit altına sokacak.
Bu önem, haliyle süreci daha hassas bir hale getiriyor;
özellikle de belirsizlik ve önü alınamadığı takdirde daha da derinleşmesi
beklenen kriz ve kaos boyutu itibarıyla.
Ülkedeki çoklu bölünmüş yapı ve işgal sonrası devam eden
kırılganlık ise hiç kuşkusuz bu karamsar tablonun güçlü zeminini oluşturuyor.
Etnik ve mezhepsel bölünmüşlükle beraber devam eden güvenlik sorunu, siyasi
kriz ve bir türlü toparlanamayan ülke ekonomisi, sandıktan 2010 benzeri bir
tablonun çıkacağıyla ilgili ciddi sinyaller veriyor. Daha somut bir ifadeyle,
Erbil-Bağdat arasındaki petrol gelirleri tartışması, güç ve yetki paylaşımı
bağlamında devam eden gerilim, Maliki hükümetinden memnun olmayan Sünnilerin
rahatsızlıkları ve Irak el Kaidesi olarak da bilinen IŞİD in son 5 6 ayda
kendisini iyice hissettiren etkinliği burada iyimser bir yaklaşımı güçleştiren
faktörlerin başında geliyor.
***
Seçimdeki koalisyon, grup ve aday sayılarının kendisi
bile açıkçası bu tabloyu bir kez daha teyit ediyor. Nitekim söz konusu seçimde
37 koalisyon ve 71 siyasi grubun oluşturduğu 107 listeden 9 bin adayın
bulunduğu görülüyor. Sayı bu kadar çok olunca, bu oylamanın sadece seçim süreci
ve sandıklar ile sınırlı kalmayacağı da rahatlıkla anlaşılıyor. Bu bağlamda,
seçim sonrasına yönelik temel endişelerden birini de seçmen sahteciliği ve
Maliki nin seçimler sonrası ülke güvenliği adına sürece otoriter müdahale
olasılığı oluşturuyor.
Bu bağlamda, IKBY nin Maliki nin seçimler öncesinde
Kürtlerin hakları, federalizm, anayasa ve Irak ın siyasi sürecine dair yaptığı
açıklamalara yönelik ortaya koyduğu tepki ortada. Bunun adı, elbette önü
alınamadığı takdirde dondurulmuş iç savaşın aktive olması ve akabinde bölünme
ile eşdeğer bir süreç.
Tarihsel, coğrafi ve toplumsal kodları ile oynanmış bir
ülkede de bu sonuç kaçınılmaz gibi. Dolayısıyla, başta Irak olmak üzere, İslam
dünyasının asli kodlarına bir an önce dönmesi kaçınılmaz görünüyor. Aksi
takdirde kaosu oylamaya devam!