Koca Devlet Nasıl Yıkıldı?

Abone Ol

Osmanlı Devleti, her cihetten dünyanın en muhteşem devletlerinden biridir. Bu devlet her yönüyle incelenmeye değer. Yaklaşık 30 yıl önce Süleymaniye Kütüphanesinde araştırma yaparken, oradaki yabancı araştırmacıların ekseriyetinin Amerikalı olduğunu görmüştüm. Kütüphane Müdürüne bu araştırmacıların hangi konular üzerinde çalıştıklarını sordum, “Osmanlı Devletini her yönüyle inceliyorlar” dedi. Biz, “Osmanlı Destanı” isimli kitabımızda, Osmanlı’nın yükseliş ve çöküş sebeplerini etraflıca incelemiştik. Bu koca devletin çöküşünün pek çok sebepleri var. En mühim sebep de içeriden ihanete uğramasıdır. Bu ihanetin en öldürücüsü, devletin kucak açtığı Yahudilerden gelmiştir. Önceki yazımızda bu konuya giriş yapmıştık. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim:

Tarihimizde “büyük” diye tanıtılan nice insanların, akıl almaz zaafları olduğu görülür. Meselâ bazı Osmanlı Padişahları gibi. Kur’an-ı Azimüşşân’da, “Yahudi ve Hıristiyanları veli edinmeyin” , “sırrınızı onlara vermeyin” denildiği halde, II. Bayezıd’dan itibaren bazı idareciler, Yahudileri devletin en mahrem yerlerinde görevlendirmişlerdir. Bunlar sarayda doktor olmuşlar, dışişlerine nüfuz etmişlerdir. Meselâ Karlofça Antlaşması görüşmelerine katılanlardan biri, Kara Mustafa Paşa’nın özel hekimi, 1675’te İstanbul’a yerleşmiş olan İsraelKonegliano idi. Bu antlaşma Osmanlı Devleti’nin batıda toprak kaybettiği ilk antlaşma olarak tarihe geçecekti. 

Osmanlı topraklarına yerleşmiş olan Yahudiler, ilk yüzyıldan sonra “paralel devlet yapılanmasına” girişmişler ve devletin her kademesine nüfuz etmişlerdi. Ayrıca Mason Cemiyeti gibi, paralel yapılanmalarla her kesime el atmışlardı. Bu hamur çok su götürür, ama biz bu sütü bozukların yaptıkları en mühim tahribatlardan birkaçına satır başlarıyla temas ederek, konuyu müşahhas hale getirelim: Bugün her biri birer devlet olan onlarca devletlik yerleri kaybetmesinde, Sultan II. Abdulhamid’in devrilmesinde ve neticede Osmanlı Devleti’nin yıkılmasında, İttihat Terakki Cemiyeti içerisine de çöreklenmiş Yahudiler, dönmeler ve masonlar etkin rol oynamışlardır. Bu mason komiteleri ve Yahudiler, üst akıl olan İngiltere’nin riyasetinde “31 Mart darbesini” tezgahlamış ve neticede, çoktan şirazesinden çıkmış olan devleti şahsî dirayetiyle 33 yıl ayakta tutan Sultan II. Abdülhamid’i tahttan indirmişlerdi. Bu operasyonun baş mimarlarından biri de 1908, 1912, 1914 seçimlerinde milletvekili olarak “Meclis-i Meb’usan’a” girmiş olan EmanuelKaraso idi. Yediği kaba pisleyen bu vatan hâini, Libya’nın İtalya tarafından işgalinde de mühim rol oynamış, Balkan Savaşı sırasında Yunan ve Bulgar komitelerine destek vermişti. 

Mahut ismin, üzerinde durduğu “çılgın projelerden” birisi de Yahudilerin Filistin toprakları üzerinde bir devlet kurması idi. Bu projenin baş mimarlarından biri olan TeodorHertzl ile sık sık bir araya gelmiş ve projeyi hayata geçirmek için ilk adımı atmışlardı. Sultan Abdulhamid’le görüşmek istemişler, ancak onların çalışmalarını çok yakından tâkip eden padişah görüşmeyi reddetmiştir. Ne var ki niyetlerini tam olarak öğrenmek için de Sadrazam (Başbakan) Tahsin Paşa’ya talimat vermiş ve Yahudi heyeti Tahsin Paşa ile görüşmüştür. 9 Maddelik teklifleri arasında, Osmanlı Devletinin bütün dış borçlarını ödemek ve Filistin’de “azıcık” bir toprak karşılığında bütün dış borçların üç misli kadar bir parayı vermek de vardı. Osmanlı Devleti’nin borç batağına saplanmasının sebepleri arasında, idarecilerin basiretsizliğinin ve beceriksizliğinin yanı sıra, İspanya’dan göç etmiş olan Yahudilerden oluşan Galata bankerlerinin de mühim rolü vardı. Tefecilik yapan bu bankerler, devlete de yüklü miktarda borç vermişlerdi. Sultan Abdulhamid merhum, “Kanla alınan topraklar para ile satılmaz!” sözünü Tahsin Paşa yoluyla onlara iletmişti. Onlar da 1908 darbesi ile Osmanlı Devletinin en dikkat çeken idarecilerinden Sultan Abdulhamid’i tahttan indirmişlerdi. Ne hazindir ki, hal’ kararını tebliği eden heyette Yahudi EmanuelKaraso da vardı ve karar okunurken pis pis sırıtmaktaydı. Bu hal, müdebbir idareci Sultan Abdulhamid’e ölümden bin kat ağır gelmişti.