AÇIKLANAN yeni Bakanlar Kurulu listesinde çok fazla
sürpriz olmamakla birlikte Sağlık Bakanı olarak Recep Akdağ ın isminin olmasına
sevindim. Aslında Akdağ ile hiçbir yakın ilişkimiz olmadı ama nedense bakanlık
görevinden alınmasına üzülmüştüm. Yeni kabine hayırlı olsun.
Herkesin yeni Bakanlar Kurulu üzerine konuştuğu ve yorum
yaptığı bir noktada benim başlığı Kobani den Ankara ya şeklinde tespit
etmemin sebebi dost ve stratejik müttefik olarak nitelendirilen ABD nin IŞİD le
mücadele adı altında PKK nın Suriye kolu PYD (YPG) ile Türkiye yi aynı safta
buluşturma gayreti içinde olduğu gibi bir duyguya kapılmış olmamdır. Çünkü
Türkiye nin her fırsatta PYD nin PKK nın Suriye kolu olduğu, dolayısıyla ikisinin
de terör örgütü olduğu vurgusuna rağmen Suriye de ABD nin kara gücü olarak
başından beri PYD yi kullanması, bu örgüte başta silah olmak üzere her türlü
desteği vermesi, bunun da ötesinde gelecekte ortaya çıkması planlanan Suriye de
PYD nin belirleyici konumda olmasını sağlayacak adımları atması karşısında
Türkiye nin yeni bir strateji belirleyememiş olması düşündürücüdür.
Bu noktada ABD Merkez Kuvvetler Komutanı General Joseph
Votel in Kobani ye yaptığı ve burada PYD yöneticileri ile yaptığı görüşlerin ardından
Pazartesi günü Ankara ya gelmesinin ne anlama geldiği üzerinde durmak
istiyorum. Medyaya sızan/sızdırılan bilgilere göre ABD li generalin Kobani ve
Ankara ziyaretinin sebebi IŞİD e karşı Rakka ya yönelik bir harekâtın
hazırlıklarını görüşmek. IŞİD e karşı ABD ve koalisyon güçleri ile birlikte
hareket eden, bunun için İncirlik üssünü açan Ankara dan ABD li generalin ne
isteyebileceği üzerinde düşünmek gerekiyor. Herhalde, IŞİD e karşı PYD ile
ortaklaşa başlatacağımız harekâtta Türkiye de bizimle birlikte olsun diyecek
değildir. Çünkü böyle bir teklif ısrarlı bir şekilde PKK ile arasında hiçbir
fark olmadığını tekrarlayan Türkiye nin söz konusu terör örgütü ile yan yana
gelmesi demek olur ki, şimdiye kadar yapılan açıklamalara ters bir görüntü ve
uygulamayı gündeme getirir. Kaldı ki, Kobani ye üst düzey ABD li bir askeri
yetkilinin bu ilk ziyareti değildir. Daha 15 gün önce bir başka general
Kobani ye gelmiş, hatta plaket takdim edilmişti. Öyle anlaşılıyor ki, 15 gün
önceki ziyaretten sonra Ankara ya gelinmiş ise Türkiye nin konuşacak bir sözü
olmamalı. Çünkü artık kesin olarak ortaya çıktı ki, ABD Suriye nin Kuzeyinde
özerk bir bölge oluşturmanın peşindedir. Öyle anlaşılıyor ki, 15 gün önceki
Kobani ziyareti ile ABD Merkez Kuvvetleri Komutanı General Votel in ziyaretinin
ön hazırlığı oluşturulmuş. Elbette, Kobani de PYD yetkilileri ile sadece IŞİD e
yönelik Rakka harekâtında birlikte hareket etme çağrısında bulunulmuş olamaz.
Buna karşılık gelecekteki Suriye de terör örgütüne bazı vaatlerde bulunulmuştur.
Şimdilik bilmiyoruz ama bu vaatlerin arasında Kuzey Irak taki oluşuma benzer
Suriye nin kuzeyinde de benzer bir oluşumun sözü verilmiş olabilir. Eğer
Kobani de PYD ye böyle bir söz verildikten sonra Ankara ya gelinmiş ise başımız
daha çok ağrıyacak demektir. Bu noktada ABD li generalin Kobani nin ardından
Ankara ya geldiği günlerde Washington Post gazetesinde David Ignatius imzasıyla
çıkan bir makaleden kısa alıntı yapmak istiyorum. İgnatius un ABD li General
Votel e Kobani gezisinde eşlik eden gazetecilerden biri olduğunu hatırlatmakta
yarar var. İgnatius şu değerlendirmeyi yapıyor:
ABD, Rakka yı IŞİD den kurtarmak için Sünni bir güç
oluşturmak yerine elindeki ordu YPG ye odaklanacaktır.
***
Pratik gerçeklik şu ki, şu an Sünnilerin değil sadece
Kürtlerin gücü var. Votel in işi ise IŞİD i gerileterek karadaki askeri
hedeflere ulaşmak.
Suriye de muhalif Sünnilere destek vermeyen, buna
karşılık PYD yi sürekli olarak silahlandıranın ABD olduğu düşünüldüğünde belli
ki Suriye söz konusu olduğunda başta Türkiye olmak üzere PYD ye mecbur ve
mahkûm görüntüsü oluşturulmak isteniyor. Böyle bir yaklaşım ister istemez
ABD nin Türkiye yi PYD terör örgütü ile aynı safta buluşturma çabası olarak
nitelendirilebilir. Özellikle Kuzey Irak ta geçmişte yaşananlar hatırlandığında
benzer bir oldubitti ile karşı karşıya gelebileceğimizi unutmamak gerekiyor.
Çünkü Türkiye uzun yıllar Kuzey Irak ta yeni bir oluşuma karşı olduğunu
açıkladı ama sonunda orada özerk bir yönetim bizzat ABD eliyle
gerçekleştirildi, Türkiye ye de bu durumu kabullenmek kaldı.