Kobani (Ayn-el Arap) ve Kandil i anladıkta bu Kuzey
Fırtınası da neyin nesi diye sorabilirsiniz. Açıkçası bunu sormakta çok da
haksız sayılmazsınız. Ne de olsa halen kendi gündemimizden ziyade, bize
dayatılan gündemleri tartışmakla meşgulüz. Durum böyle olunca, Türkiye ve İslam
dünyasının geleceği adına çok önemli bazı gelişmeler ne yazık ki gündemde hak
ettiği yeri bulamıyor. Kuzey Fırtınası da bunlardan sadece biri
Oysa bu gelişme, Osmanlı sonrası bu coğrafyanın
ordularını ilk defa bir araya getiren ve 18 gün süren tatbikatın adıydı.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ın öncülüğünde İslam dünyasının gerçek
anlamda uyanışı ve somut anlamda bölgesine sahip çıkma noktasında ortaya
koyduğu ortak iradenin ve aklın bir sonucu olarak ortaya çıkan ve 15 Aralık
2015 te kuruluşu tüm dünyaya duyurulan Teröre Karşı İslam İttifakı ya da daha
genel ve yaygın adıyla İslam Ordusu nun sahaya inmesiydi.
Nüfus olarak İslam ülkelerinin yüzde 87 sini temsil eden,
askeri olarak ise İslam coğrafyasının yüzde 85 ini içine alan bu gelişme, her
ne kadar bazı kesimler tarafından küçümsenmeye ve farklı noktalara çekilerek
sulandırılmaya çalışılsa da, İslam dünyasında birlik arayışlarında ortaya çıkan
en somut yapılardan biri olması itibarıyla önemli.
Daha önceki yazılarımda da altını çizdiğim üzere,
iktisadi ve siyasi yöntem-araçlar üzerinden bir araya gelemeyen İslam dünyası,
ortak tehditler karşısında, güvenlik yapılanmaları (askeri ve istihbarat
ağırlıklı) üzerinden ilk defa bir araya geliyor. Dolayısıyla karşımızda
Sykes-Picot nun 100. yılında çok daha farklı bir İslam dünyası söz konusu.
İslam Ordusu nun Temel Hedefi Sadece Terör Değil!
Terör üzerinde ülkeler, bölgemiz ve tüm dünya yeniden
dizayn edilmeye çalışırken, niçin teröre karşı mücadele üzerinden yeni
birliktelikler ve coğrafi-siyasi bir dizayn söz konusu olmasın Bu meşru çıkış
noktasında ortaya konulacak kararlılık, mevcut dengeleri, denge anlayışlarını
yerle bir edecek bir potansiyele sahip.
Dolayısıyla, İttifak ın kuruluş amacı her ne kadar İslam
ülkelerine yönelik her türlü terör tehdidiyle mücadele etmek olarak ilan edilse
de, aslında daha derin, geniş bir vizyon ve misyon anlayışına sahip. Bu da,
İslam dünyasının uzun bir süredir yitiği konumunda bulunan bazı ruhların geri
dönüşü olarak da yorumlanabilir.
Öncelikle, İslam dünyası kendi meselelerini kendi içinde
çözmek istediği mesajını burada veriyor. Bunun dışında, bölgeye rağmen bölgenin
dizayn edilmesine yönelik bir karşı duruş da söz konusu. Bu husus, doğrudan
doğruya Büyük Ortadoğu Projesi ne (BOP) duyulan rahatsızlığın ve bu kapsamda
İslam dünyasının kendi içerisinde bir zorunluluğun sonucu olarak ortaya çıkan
birlik-dayanışma ihtiyacı olarak da değerlendirilebilir. Arzu edenler BOP
haritasına şöyle bir bakabilirler. Orada başta Suudi Arabistan olmak üzere,
bölge ülkelerini nasıl bir geleceğin beklediğini rahatlıkla görebilirler ve ne
demek istediğimi daha rahat anlarlar.
Görülecektir ki, ortada çok ciddi bir beka sorunu var ve
bu mesele bir anlamda coğrafyanın gözünü aslında uzun bir süredir açmış
durumda. Dolayısıyla bu süreci Aralık 2015 ile başlatmak çok doğru olmaz. BOP
haritasının ortaya çıktığı yıl ve 2009 da Türkiye-Suudi Arabistan arasında
yaşanan bir gelişme burada önemli birer dönüm noktası olarak kabul edilebilir.
İslam Ordusunun İlk Görev Alanı
Süreci dikkatlice takip edenler açısından İslam Ordusu,
Ortadoğu bölgesi ağırlıklı İslam dünyasının yeniden yapılandırılmasında önemli
bir rol oynayacağıyla ilgili önemli sinyaller veriyor. Bu kapsamda 15 Şubat ta
basına düşen bir haber dikkatlerden kaçmamalı.
Suriye nin geleceği hakkında belirleyici kararların ve bu
kapsamda bölgede etkin olmaya çalışan Rusya, IŞİD, Amerika destekli PYD, Esad
rejimi ve Özgür Suriye Ordusu nun durumunun masaya yatırılacağı İttifak ın ilk
toplantısının Komuta Merkezi olan Riyad da Mart ayında yapılacağının
duyurulduğu haberde, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Muhammed bin
Selman ın hedefin sadece IŞİD değil, tüm terörist grupları kapsadığına yönelik
açıklaması dikkat çekiciydi.
Dolayısıyla, toplantının ana gündemi, Suriye savaşında
Türkiye ye her türlü destekte bulunmak ve Irak ın işgalinde ortaya çıkan
tablonun bir daha yaşanmamasını sağlamak olarak karşımıza çıkmakta. İttifak, bu
kapsamda sadece hava operasyonu değil, kara operasyonu ile de alana ineceğe
benziyor.
Bununla ilgili olarak, 16 Şubat 2016 da basına düşen haberlerde
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Müsteşarı Tuğgeneral Ahmed Asiri uluslararası
koalisyon ile beraber IŞİD e yönelik yapılacak muhtemel kara operasyonu
tarihini Mart, Nisan ayları olarak vermekteydi.
Tatbikatın Adı, Hedef Operasyon Bölgesi mi
İslam Ordusunun gerçekleştirdiği ilk tatbikatın adı
Kuzey Fırtınası idi. Aslında bu ad, en az tatbikatın kendisi kadar önemliydi.
Bilindiği üzere, İslam dünyası ve Türkiye açısından en önemli iki fırtına
Suriye ve Irak ta yaşanıyor. Bu iki ülkenin kuzeyinde (Kuzey Irak ve Kuzey
Suriye) yaşanan gelişmeler, hiç kuşkusuz öncelikli olarak Türkiye ve Suudi
Arabistan ı tehdit ediyor.
Bu iki kaynaktan Türkiye ve Suudi Arabistan a yönelik
terör saldırıları, Ankara ve Riyad ın sabrını taşırmış durumda. Her iki ülke
sınırlarına duvar örmekle bu işin sona erdirilemeyeceğinin farkında. En azından
son dönemde tırmanışa geçen canlı bomba hadiseleri, sorunun sınırda
çözülmeyeceğini gösteriyor. Dolayısıyla, önümüzdeki süreçte bu bölgeye yönelik
askeri bir operasyon kaçınılmaz gibi.
Şu an için her ne kadar Kuzey Irak bombalanıyor olsa da,
saldırıları gerçekleştiren canlı bombaların Suriye den giriş yaptıkları, yine
buradan giriş yapan diğer teröristler tarafından desteklendikleri biliniyor.
Bundan ötürü bir kara operasyonunun ilk ya da ağırlıklı hedefi Kuzey Irak
değil, Kuzey Suriye olacağa benziyor.
Nitekim İran, Hizbullah ve Rusya nın askerlerini yerinde
bir kararla sahadan çekmeye başlamasının en büyük nedenlerinden biri olarak da
Türkiye ve yeni müttefiklerinin ortaya koyduğu bu kararlı duruş gösteriliyor.
Yapılan birçok değerlendirme ve öngörü, gelişmelerin bu
şekilde devam etmesi halinde, Türkiye nin çağrısı ile bu ordunun ilk seferinin
Suriye ye doğru olabileceği yönünde. Dolayısıyla, bölge ve Türkiye çok önemli
gelişmelere gebe