OLAYLAR dikkatli takip edildiğinde Haçlı-Siyonist
ittifakının insanlığı aptal yerine koyduğunu görmek ve düşünmek yanlış olmaz.
Mesela Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, koalisyonunun DAEŞ e karşı PYD yi kullanmak
istemesini değerlendirirken, 65 ülke DAEŞ ile mücadele edemiyor ve terör
örgütünden medet umuyorsa acziyetin göstergesidir. Hiçbir yerde terörle
mücadele edemeyiz demektir diyerek kibarca koalisyon güçlerinin ikiyüzlülüğüne
dikkat çekiyor. Çavuşoğlu da ABD nin başını çektiği koalisyon güçlerinin
DAEŞ le ciddi olarak başa çıkmak istemediğini, esas hedefin PYD ye Suriye de
alan açmak olduğunu bildiğini düşünüyorum. Gerçekten ABD ve koalisyonun amacı
Suriye de barışı sağlamak, bunun için de Esad ı iş başından uzaklaştırmak
olsaydı şimdiye kadar bu iş çoktan halledilirdi. Daha işin başında mesele
çözüme kavuşturulurdu. Ayrıca bir de DAEŞ diye bir örgüt ortaya çıkmazdı,
çıkmış bile olsa Irak ve Suriye de barınamazdı. Artık herkesin görmesi ve
bilmesi gereken Haçlı-Siyonist ittifakının hedefi bölgemizde barışın tesisi
değildir. Çünkü bugün yaşanan karmaşanın birinci dereceden sorumluları
kendileridir. Bu bakımdan maksat PYD yi karada destekleyerek ileride
oluşturulacak masada onlara Irak ta olduğu gibi Suriye de geniş bir alan
açmaktır. Yoksa Suriye de çatışmaları önlemek hususunda koalisyon güçleri
çaresiz kalmış falan değil.
Dışişleri Bakanı nın bu açıklaması ile aynı gün medyaya
yansıyan bir başka haber birlikte düşünüldüğünde bölgemizdeki olayların sadece
Irak ve Suriye ile sınırlı kalmayacağını Türkiye nin de bu karmaşanın içinde
tutulmak istendiği görülür. Bir gazetemizin, Kobani den 10 bin vardal başlığı
altında manşete taşıdığı haber Kobani, PYD ve PKK ortaklığının Haçlı-Siyonist
ittifakının kanatları altında ilerlediğini ve geliştiğini gösteriyor. Haberde
kısaca şöyle deniyordu:
Güneydoğu da bazı ilçeleri savaş alanına çevirip, tarihi
camileri yakan teröristler şehir savaşı için Kobani de eğitim gördü. Güvenlik
güçlerinin tespitine göre PKK ve HDP nin mobilize ederek Suriye ye taşıdığı 10
bin terörist dönüşte hücreler halinde şehirlere yerleşti.
Haber özetle böyle. Ancak, eğer bu haber doğru ise herkes
başını iki elinin arasına alıp derin derin düşünmelidir. Çünkü haberde 10 bin
teröristin Türkiye den Suriye ye taşındığı, orada eğitilerek geri geldikleri ve
yerleşim merkezlerinde hücreler oluşturulduğu ileri sürülüyor. O zaman 10 bin
insanın ülkemizden çıkışını, ardından Suriye de eğitim alıp geri gelerek
yerleşim merkezlerinde hücrelerin oluşturulmasından emniyet güçlerinin hiç mi
haberi olmadı Haberde bu gelişmelerin emniyet güçleri tarafından tespit
edildiği de belirtiliyor. O zaman hiçbir tedbir alma imkânı yok muydu Derdim
terörle mücadeleye gölge düşürmek değil. Ancak, haberde 10 bin teröristin
Türkiye-Suriye arasında gidip geldiğinden söz ediliyor. Bu az bir rakam değil.
Ayrıca, Sayın Çavuşoğlu nun yukarıya aldığım sözleri ile bu haber arasında bir
bağlantı kurulacak olursa, Haçlı-Siyonist ittifakının PYD yi niçin kara gücü
olarak kullanmak istediği, eğer buna imkân bulursa ülkemizi Irak ve Suriye den
daha kötü günlerin beklediğini söylemek yanlış olur mu
Son olarak ABD Savunma Bakanı Carter ın Rusya ya yönelik,
DAEŞ le savaşacağız dediler, muhalifleri vurdular sözleri de Irak ve
Suriye de sergilenen oyunun bir parçasını da Rusya nın teşkil ettiğini
rahatlıkla söylemek mümkün.
Kısacası, İslam ülkeleri ayağa kalkmadan adına ister
Haçlılar, ister Siyonistler, ister Rusya deyin öldürülenler hep Müslümanlar
olacak. Buna daha ne kadar tahammül edilebilir