Seçim yaklaştıkça 7 Haziran seçimlerinin ardından
hükümeti kurmaktan çok kurmamak için gayret sarf eden partiler aynı çizgilerini
sürdürüyorlar. Sandıktan bir koalisyon çıkar ise ihtimalini en aza indirmeye,
hatta seçmeni tek parti iktidarına zorluyorlar. 7 Haziran seçimlerinin ardından
koalisyon temasları başladığında partiler bir koalisyon hükümeti kurmaktan çok
nasıl kurulamayacağını millete göstermek için uğraşıyorlar demiş, temaslar
sonuçsuz kalıp yeni bir seçim gündeme gelince bunun toplumu AK Parti yi tek
başına iktidar yapmaya zorlamak anlamına geldiğini ifade etmiştim. Elbette
bunlar birer tahmindi. Ancak, 1 Kasım seçimleri yaklaştıkça özellikle Başbakan
Davutoğlu ile Kılıçdaroğlu sürekli olarak tek başına iktidardan söz ediyorlar.
Bu arada iktidar partisinin tek başına iktidar olmasının kolay olmadığı
anketlerde görülüyor olacak ki, Başbakan Davutoğlu, Allah koalisyona muhtaç
etmesin. Beni koalisyona muhtaç etmeyin şeklinde konuşuyor. Bir başka ifade
ile tek başına iktidar olabilmek için seçmene ricada bulunuyor. Kısacası
iktidarı ve muhalefeti ile Meclis te temsil edilen partiler seçmeni koalisyon
ihtimali ile korkutmayı sürdürüyorlar. Belli ki ülkeyi iki ya da üç parti
birlikte yönetmeye ya hazır değiller ya da iktidarı paylaşmayı içlerine sindiremiyorlar.
Görünen bu.
Bir yandan her fırsatta seçmen iradesine saygılı olunduğu
dile getiriliyor öbür yandan seçmen iradesinin ille de kendi istedikleri gibi
tecelli etmesini istiyor, seçmeni buna zorluyorlar. O zaman seçmenin sandığa
gitmesinin alamı kalır mı Mademki, her fırsatta egemenliğin millette olduğunu
tekrarlıyorsunuz, eğer bu söylediğinize inanıyorsanız sandıktan çıkan sonuca
razı olmak ve o sonuca uygun davranmak gerekir. Ama bir yandan egemenliğin
millette olduğunu söyleyip öbür yandan da bu egemenliğin nasıl tecelli etmesi
gerektiğini dayatmakta sakınca görülmüyorsa o zaman en hafif ifadesiyle bazı
partiler söylediklerine inanmıyorlar demektir. Böyle olunca da artık bu milleti
koalisyonlardan korkutma alışkanlığının bir kenara bırakılması gerekiyor.
Mademki seçime gidiliyor, milletten oy isteniyor seçim sonuçlarını eğip
bükmeden hayata geçirmek gerekiyor. Bu noktada bazı partilerin kendi tek başına
iktidarlarında ülkenin düze çıkması mümkün, başka partiler ülkeyi felakete
sürükleyecek gibi bir yaklaşıma sahiplerse o zaman ülke düşmanı olarak takdim
edilen partiler niçin seçime giriyor Demokrasi çok seslilik değil mi Her
parti aynı şeyleri düşünecekse ayrı ayrı seçime girmelerine ne gerek var Tüm
bunları söylerken ülkenin tek başına bir partinin iktidarı ile yönetilmesine
karşı çıkıyor değilim. Sadece uygulanmakta olan sistemin olmazsa olmazlarına
dikkat çekmeye çalışıyorum. Her parti tek başına iktidar olmayı elbette ister,
bunun yadırganacak bir yanı da yok. Ama seçmen bir partiye 12 yıl tek başına
iktidar olma yolunu açmış da bu süre içinde bir takım uygulamalardan rahatsız
olarak desteğinin bir kısmını çekmek suretiyle bundan sonra ülkeyi en azından
belli bir süre koalisyon ile yönet demiş, seçim sonuçları bunu göstermiş ise
hayır ben ille de tek başıma iktidar olmak istiyorum, aksi halde ülkeyi
hükümetsiz bırakırım anlamına gelebilecek bir dayatma sistemin özüne aykırı
düşer.
Netice itibariyle gerçekten millet egemenliğine
inanılıyorsa tüm partilerin kendilerini koalisyonlara da hazırlamaları
gerekiyor. Tek başına iktidar imkânı bulunursa mesele yok. Kendi programlarını
uygularlar, ama böyle bir imkân olmaz ise o zaman da uzlaşma ile ülkeyi
yönetmeye hazırlıklı olunması gerekir. Aksi halde 5-6 ayda bir seçim sandığını
milletin önüne koyarsanız bir gün seçim sandıklarını millet boş olarak geri
gönderebilir. Çünkü iradesine itibar edilmediği duygusuna kapılabilir. O zaman
seçmen değil, seçmen iradesine uymayan partiler suçlu olurlar.