KOALİSYON GELDİ DİN DERSİNE DAYANDI

Abone Ol

Abdülkadir Selvi Yeni Şafak’taki son yazısında AK Parti ile CHP arasındaki koalisyonun olmazlarını sıraladı.

Yedi maddeden son ikisi oldukça kritikti.

Hatta bu iki maddenin koalisyonun kurulamama gerekçesi olacağını ifade ediyordu Selvi. Tahmin edeceğiniz gibi bu iki maddeden biri İmam Hatip Liseleri’nin ve hafızlık eğitiminin önünü açan kesintili eğitim, diğeri ise Din Kültürü derslerinin zorunlu olması meselesi.

AK Parti 4 artı 4 artı 4 ile eğitimi formüle ederken CHP 1 artı 8 artı 4’lü eğitim sisteminden yana. Aynı şekilde AK Parti Din Kültürü derslerinin eğitime dayalı bir din dersi olmayıp kültürlenme dersi olduğu gerçeğinden hareketle zorunlu olmaya devam etmesinde ısrarlı. CHP ise bu dersin mutlaka öğrenci ve velilerin tercihine bırakılması gerektiğini savunuyor. Memleketin içerisinde bulunduğu kaotik süreç göz önüne alındığında işin gelip bu iki maddeye takılması gerçekten hüzün verici.

Demek ki aştık dediğimiz mevzularda hâlâ bir adım mesafe alamamışız.

Oysa barış süreci, ahlaki, bilimsel, kültürel ve ekonomik kalkınma, dış politika, sosyal adalet gibi meseleler çok daha hayati ve acil çözüm bekleyen meselelerdir.

Önce evdeki yangını söndürün sonra bahçeyi düzenlersiniz.

Evvela şurada bütün akil insanların ittifak etmeleri şart: Türkiye’nin İmam Hatip sorunu değil eğitim sorunu vardır; aynı şekilde eğitim sistemimizin Din Kültürü sorunundan değil genel anlamda kültür ve seviye sorunundan bahsedebiliriz.

Sosyokültürel yapımız, insana bakışımız ve din algımız geliştikçe tartışıp memleket meselesine dönüştürdüğümüz bu mevzularda kendiliğinden hallolacaktır.

Şayet tam anlamıyla demokratik bir eğitimden bahsediyorsak sadece din kültürü dersleri değil, zorunlu koşulan bütün derslerin muhayyer hale dönüşmesi icap eder.

Bu mümkün olamayacağına göre itiraz konusu olan dersin arızaları masaya yatırılıp bu durumda nasıl bir işlem yapılması gerektiği hususunda çareler aranmalıdır.

Din Kültürü derslerinin memleketin koalisyon gibi fedakârlık gerektiren en acil koşullarında bile ayağa takılması ileriyi göremeyecek denli ufuksuzluğa işarettir.

Diyelim ki Din Kültürü dersi seçmeli oldu ve eğitim kesintisiz şekline geri döndü, çok merak ediyorum bununla kimleri memnun edeceksiniz

Dinsel kültürlenme tehlikesi(!)ni bertaraf etmiş kuşaklar acaba hangi vadilere açılacaklar Bilmediklerinin düşmanı olmaktan başka kazançları ne olacak

Ya din kültürü dersini tesir gücü yüksek bir öğretmen verir de çocuklar dinden etkilenirse diye endişelenenlere gelince, onlara da bir çift sözümüz var: Matematik’ten Felsefe’ye, Fizik’ten Müzik’e kadar telkin gücünü sıfırlamış tek bir ders yoktur.

Bir şey şayet ders ise ondan elbet ders alınır. Sözgelimi ben edebiyata, şiire ve öyküye olan ilgimi edebiyat öğretmenimin tarih öğretmenimle birlikte olup kalbime girmesine borçluyum.

Belki birilerine garip gelebilir, ama bunu söylemek zorundayım: Bugün ortaokul ve liselerde okutulan dersler içerisinde en az dini empoze ve angajman özelliğine sahip olan ders Din Kültürü dersidir.

Diğer derslerin ve ders öğretmenlerinin dini etki ve telkin gücü daha yoğun ve daha güçlüdür. Tabi buradaki din adı konulsun konulmasın -nevzuhur çağdaş dinler de dâhil- yeryüzündeki bütün dinlerdir.