KKTC?de çirkin bir oyun oynanıyor (2)

Abone Ol

KKTC de Kıbrıslı Türkleri Türkiye den koparmak için

küresel aktörler yeni bir strateji uygulamaya koydu. Bu yeni strateji

geçmişteki tezgâhlardan çok farklı ve müzakereler olumsuz bitse bile istenen

sonucun elde edilebileceği dâhiyane bir plan, sonucu da kalıcı. 

Planın özü Kıbrıslı Türkleri Türkiye ye karşı kışkırtmak

ve Kıbrıslı Türklerin Türkiye ye işgalci demelerini sağlamak. Ancak bu şekilde

batı bloku Türkiye ye İşte artık seni Kıbrıslı Türkler de istemiyor, askerini

Kıbrıs tan çek diyebilecek ve askerini çekene kadar Türkiye ye müthiş bir

silah, teknoloji ve ekonomik ambargo uygulayacak, aynen yaklaşık 100 sene evvel

Girit te olduğu gibi. Türkiye adadan elini çeker çekmez de ada anında

Helenleşecek.

Daha birkaç yıl evvelsinden bu plan uygulamaya kondu

gerçekte.

Küresel aktörlerin provokasyon uzmanı olan toplum

mühendisleri, Kıbrıs Türk toplumu içinde özenle seçilmiş kişileri kendilerine

hiç hissettirmeden, sadece egolarını okşayarak ve biraz da gaza getirerek

etkileri altına almış ve bu dahiyane planı uygulamaya koymak için düğmeye

basmışlar.   

Özenle seçilmiş bu kişilerin yaptıkları, basit bir

tarifle, KKTC de her işlenen suçu Türkiye den gelerek vatandaş olmuş kişilerin

sırtına yüklemek ve genel olarak her konuda Türkiye ile bu kişilerin suçlanacağı

bir ortam oluşturmak.

Bu yönde bazı köşe yazarları ile medya kuruluşları aynen

2002 yılında olduğu gibi satın alınırken, sosyal medyada da müthiş bir faaliyet

başlatılmış durumda.

Başbakan Ömer Kalyoncu nun Ankara da, KKTC ile Türkiye

arasındaki Su Temin projesini imzalarken Ab-ı hayat yani hayat veren su veya

da hayat suyu diyerek tanımladığı suyun bile onca yatırım, emek, alın teri ve

deha pahasına adaya getirilmesi aleyhine çalışmaktan ve gösteriler yapmaktan

çekinmeyen kişiler çıktı ortaya egemenliğimiz elden gidiyor yaygarası ile.

Sanki de müzakereler olumlu biterse ve yeni bir devlet kurulursa, günümüzdeki

egemenliğimizin yüzde yüzünü Rumlara, bütün adanın yüzde altmış egemenliğini de

Brüksel e teslim etmeyecekmişiz gibi. Elimizde ne bugünkü boyutlarda egemenlik

kalacak ne de yeteri kadar çalışmadan, üretmeden, işe gitmeden, hiç bitmeyen

hastalık veya da mazeret izinleri uydurup yan gelip bütün gün yatarak, ay

sonunda çuval dolusu maaş almak kalacak. Memurlarımız ve her Allah ın günü yalan

dolan nedenlerle grev yapan sendikacılarımız bu günleri mumla arayacaklar.

Maaşlar Türkiye den değil, Brüksel in denetimi altındaki bizim devletimizden

çıkacağı için bu sefer kime sövecekler, kime karşı sanki de haklıymışlar gibi

eylem yapacaklar ve medyada ileri geri konuşacaklar çok merak ediyorum

gerçekten.      

Yıllar evvel dâhiyane bir şekilde tezgâhlanarak sahneye

konmuş olan kışkırtma oyunu, inceden inceye gayet güzel çalışmakta ülkemizde.

KKTC toprakları içinde işlenen suçların tümü Türkiye den gelerek ülkemize

yerleşmiş kişilerin sırtına yüklenmekte mahir bir şekilde, laf oyunları ile ve

de sosyal medya da illa da Türkiye yi ve Türkiye den gelen kardeşlerimizi

suçlayan hayali, uyduruk gerekçe ve iddialarla.

Bazı seçilmiş görsel ve yazılı basın kuruluşları ve de

onların maşalarının da yardımı ve katkıları ile halkımız bilinçaltında

Türkiye den gelen kardeşlerimize karşı süreğen ve kalıcı bir şekilde

kışkırtılmakta. Bu süreç belli ki Kıbrıs adasının kuzeyinde egemen olan Kuzey

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin, aynen Ekim 1913 tarihinde kurulan ve Ağustos 1913

tarihinde Batılı ülkelerin Osmanlı Devletine uyguladığı baskılar sonucu lav

edilerek Yunanistan ın hükümranlığı altına giren Batı Trakya Cumhuriyeti örneği

gibi KKTC mizin de lav edilerek ortadan kaldırılmasına ve adanın tümünün Rum

egemenliği altına girmesine kadar sürecek. Tabii bu sefer, Girit in ve Batı

Trakya Cumhuriyeti nin siyasi oyunlarla, düzenbazlıklarla ve bir tek mermi

atmadan elimizden alınarak Batılı devletler tarafından Yunanistan a hediye

edilmesinden sonra böylesine bir oyuna tekrar düşersek