KKTC de Kıbrıslı Türkleri Türkiye den koparmak için
küresel aktörler yeni bir strateji uygulamaya koydu. Bu yeni strateji
geçmişteki tezgâhlardan çok farklı ve müzakereler olumsuz bitse bile istenen
sonucun elde edilebileceği dâhiyane bir plan, sonucu da kalıcı.
Planın özü Kıbrıslı Türkleri Türkiye ye karşı kışkırtmak
ve Kıbrıslı Türklerin Türkiye ye işgalci demelerini sağlamak. Ancak bu şekilde
batı bloku Türkiye ye İşte artık seni Kıbrıslı Türkler de istemiyor, askerini
Kıbrıs tan çek diyebilecek ve askerini çekene kadar Türkiye ye müthiş bir
silah, teknoloji ve ekonomik ambargo uygulayacak, aynen yaklaşık 100 sene evvel
Girit te olduğu gibi. Türkiye adadan elini çeker çekmez de ada anında
Helenleşecek.
Daha birkaç yıl evvelsinden bu plan uygulamaya kondu
gerçekte.
Küresel aktörlerin provokasyon uzmanı olan toplum
mühendisleri, Kıbrıs Türk toplumu içinde özenle seçilmiş kişileri kendilerine
hiç hissettirmeden, sadece egolarını okşayarak ve biraz da gaza getirerek
etkileri altına almış ve bu dahiyane planı uygulamaya koymak için düğmeye
basmışlar.
Özenle seçilmiş bu kişilerin yaptıkları, basit bir
tarifle, KKTC de her işlenen suçu Türkiye den gelerek vatandaş olmuş kişilerin
sırtına yüklemek ve genel olarak her konuda Türkiye ile bu kişilerin suçlanacağı
bir ortam oluşturmak.
Bu yönde bazı köşe yazarları ile medya kuruluşları aynen
2002 yılında olduğu gibi satın alınırken, sosyal medyada da müthiş bir faaliyet
başlatılmış durumda.
Başbakan Ömer Kalyoncu nun Ankara da, KKTC ile Türkiye
arasındaki Su Temin projesini imzalarken Ab-ı hayat yani hayat veren su veya
da hayat suyu diyerek tanımladığı suyun bile onca yatırım, emek, alın teri ve
deha pahasına adaya getirilmesi aleyhine çalışmaktan ve gösteriler yapmaktan
çekinmeyen kişiler çıktı ortaya egemenliğimiz elden gidiyor yaygarası ile.
Sanki de müzakereler olumlu biterse ve yeni bir devlet kurulursa, günümüzdeki
egemenliğimizin yüzde yüzünü Rumlara, bütün adanın yüzde altmış egemenliğini de
Brüksel e teslim etmeyecekmişiz gibi. Elimizde ne bugünkü boyutlarda egemenlik
kalacak ne de yeteri kadar çalışmadan, üretmeden, işe gitmeden, hiç bitmeyen
hastalık veya da mazeret izinleri uydurup yan gelip bütün gün yatarak, ay
sonunda çuval dolusu maaş almak kalacak. Memurlarımız ve her Allah ın günü yalan
dolan nedenlerle grev yapan sendikacılarımız bu günleri mumla arayacaklar.
Maaşlar Türkiye den değil, Brüksel in denetimi altındaki bizim devletimizden
çıkacağı için bu sefer kime sövecekler, kime karşı sanki de haklıymışlar gibi
eylem yapacaklar ve medyada ileri geri konuşacaklar çok merak ediyorum
gerçekten.
Yıllar evvel dâhiyane bir şekilde tezgâhlanarak sahneye
konmuş olan kışkırtma oyunu, inceden inceye gayet güzel çalışmakta ülkemizde.
KKTC toprakları içinde işlenen suçların tümü Türkiye den gelerek ülkemize
yerleşmiş kişilerin sırtına yüklenmekte mahir bir şekilde, laf oyunları ile ve
de sosyal medya da illa da Türkiye yi ve Türkiye den gelen kardeşlerimizi
suçlayan hayali, uyduruk gerekçe ve iddialarla.
Bazı seçilmiş görsel ve yazılı basın kuruluşları ve de
onların maşalarının da yardımı ve katkıları ile halkımız bilinçaltında
Türkiye den gelen kardeşlerimize karşı süreğen ve kalıcı bir şekilde
kışkırtılmakta. Bu süreç belli ki Kıbrıs adasının kuzeyinde egemen olan Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin, aynen Ekim 1913 tarihinde kurulan ve Ağustos 1913
tarihinde Batılı ülkelerin Osmanlı Devletine uyguladığı baskılar sonucu lav
edilerek Yunanistan ın hükümranlığı altına giren Batı Trakya Cumhuriyeti örneği
gibi KKTC mizin de lav edilerek ortadan kaldırılmasına ve adanın tümünün Rum
egemenliği altına girmesine kadar sürecek. Tabii bu sefer, Girit in ve Batı
Trakya Cumhuriyeti nin siyasi oyunlarla, düzenbazlıklarla ve bir tek mermi
atmadan elimizden alınarak Batılı devletler tarafından Yunanistan a hediye
edilmesinden sonra böylesine bir oyuna tekrar düşersek