Kızgın demiri soğutmak

Abone Ol

Seçimler boyunca mitinglerde rakibi olan partilere, “zillet ittifakı” yakıştırması yaparak, altı üstü bu seçim yarışında memlekette “beka sorunu” olduğunu milletin zihinlerine yerleştirerek oy devşirmeye çalışan, günde birkaç kez yaptığı mitinglerde yerel seçimlerin tansiyonunu yükseltecek nitelikte konuşmalar yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün seçim değerlendirmesinde, “Seçim tartışmalarını geride bırakarak ekonomi ve güvenlik başta olmak üzere asıl gündemimize odaklanmamız şarttır. Dönem, kızgın demiri soğutma, kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi yeniden perçinleme dönemidir” mealli bir konuşma yaptı.

Kızgın demiri soğutma zamanı… Bu konuşmanın üzerinden birkaç gün bile geçmeden bir şehit cenazesine katılan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yumruklu saldırıda bulunuldu.

İşte, kızgın demir… İşte, bu kızgın demirin nasıl böyle kızdırıldığının ispatıdır bu travma.

Türkiye, çok zor ve çetin bir süreç  geçirdi yerel seçimler boyunca.

Kullanılan dil, insanlarımızın arasındaki uhuleti ve suhuleti ortadan kaldıracak nitelikte ağır bir dil olarak demokrasi tarihimize geçti.

Devletin tüm imkânlarını kullanarak yerel idareleri almayı kafasına koyan iktidar partisi AK Parti ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bu dilden beslenerek miting meydanlarında insanlarımızı rakip partilere karşı yönlendirdi. Beka sorunu dedi, zillet ittifakı dedi, Cumhuriyet Halk Partisi’ni PKK’nın desteklediği HDP’yle işbirliği yapmakla nitelendirdi.

Saadet Partisi’ni, zillet ittifakı diye nitelendirdiği siyasal yelpazenin içine koydu… Çoğu konuşmasında tiye almaya kalkıştı.

Seçimlerden sonra ortaya çıkan tablo gösterdi ki, Cumhurbaşkanı’nın kullandığı dil ve üslup, halkımız tarafından kesinlikle tasvip edilmemişti.

Özellikle büyükşehirlerde AK Parti’nin 25 yıl sonra elinden çıkan büyükşehir belediye başkanlıkları, Cumhurbaşkanı’nın gerilimden ve sert üslubundan beslenen dilinin halk üzerinde kesinlikle etkisi olmadığının göstergesi olarak el değiştirdi.

Bunun yanında belediye meclis üyeliklerinde ise Cumhur İttifakı çoğunluğu elde etti.

Geçen haftaki yazımızda ifade ettiğimiz gibi milletimiz sandıklarda, “Biz artık gerilim istemiyoruz. Birbirlerinizle ortak ve koordineli bir çalışma zeminini kurgulayın” mesajını her iki kanada da vermiş oldu.

Seçimlerde birleştirici bir üslup kullanan, ayrıştırıcı bir dil kullanmayan, kucaklayıcı bir yapı sergileyen adayların kazanması, Türkiye siyasetinin aslında neye ihtiyacı olduğunu çarpıcı şekilde ortaya koymuş oldu.

Türkiye siyaseti artık, gerilim istemiyor… Cumhurbaşkanı aslında “Ekonomiye odaklanmalıyız” diyerek çok önemli bir noktaya parmak basıyor.

Ekonomik parametreler açısından tarihin en kesif ekonomik kriziyle baş başayız. Dolar tutulmuyor... Enflasyon yüzde 20… Resmi olarak işsizlik yüzde 14,7… Resmi olmayan rakamlara göre yüzde 20… İç ve dış borç, 550 milyar doları bulmuş durumda.

Türkiye sendeliyor…

Türkiye, yerinde sayıyor…