Yaşadığımız son gelişmeler karşısında iktidar partisi sözcüleri arasında “acaba kızaran bir yüz var mı” diye bakıyoruz.
Bırakın kızaran yüzü, pembeleşen bir yüz bile bulamıyoruz!
Böyle bir araştırmayı niye mi yaptık?
Malum, PKK’nın kendisini feshetmesi ve ardından da silah bırakması üzerine iktidar partisi sözcüleri sazı ellerine alarak tarihi açıklamalar(!) yapmaya başladılar.
Önümüzdeki dönemde AKP, MHP ve DEM Parti’nin birlikte hareket edeceğini ilan ettiler!
AKP ve MHP, zaten birlikte hareket ediyorlardı.
Bu açıklamalar ile aralarına DEM Parti’nin de katılmış olduğunu öğrendik.
DEM Parti yüzünden Saadet Partisi akıl almaz suçlamalara muhatap olmuştu! DEM Parti’nin terör örgütü PKK ile ilişkili olduğu Saadet Partisi’nin de DEM Parti’nin yanında olduğu ve birlikte hareket ettikleri iddia ediliyordu.
Bu tür suçlamaların altındaki imza hiç değişmiyordu!
Hepsi de iktidar partisinin sözcüleriydi!
Hepsi de Saadet Partisi’ni terör örgütüyle birlikte hareket etmekle suçluyorlardı.
Bizim inanç yapımız haksız olarak yapılan bir suçlamanın işin sonunda dönüp dolaşıp suçlamayı yapanın yakasına yapışacağını söyler.
Şimdi bunun en bariz örneğini yaşıyoruz.
Dün Saadet Partisi’ni suçlayanlar bugün DEM Parti ile birlikte yürüyeceklerini ilan ediyorlar.
Yani dünkü haksız suçlamaları kendi yakalarına yapışıyor.
Peki, niye böyle davranıyorlar?
Onlar “terörsüz bir Türkiye” için böyle davrandıklarını iddia ediyorlar. Ancak konuyla ilgili başka iddialar da var.
Mevcut iktidarın görev süresinin bir dönem daha uzatılmasının ancak böyle bu formülle mümkün olacağını düşünenler var.
Kuşkusuz böyle bir formülün bile mevcut iktidarın bir dönem daha iş başında kalmasına yetmeyeceğini iddia edenler de bulunuyor.
Böyle bir formülle mevcut iktidar bir dönem daha iş başında kalabilir mi? Bunun tartışmasına girecek değiliz!
Bizim dikkatleri çekmek istediğimiz nokta, mevcut iktidarın suç olarak ilan ettiği DEM Parti ile birlikte hareket etme formülüne bugün dört elle sarılmış olması!
Niye böyle yaptınız diye sorulsa belki de “denize düşen yılana sarılır” cevabını verecekler.
Dün eleştirdiklerini bugün kendileri yapıyorlar!
Takdir-i ilahi ya da tekdir-i ilahi bu olsa gerek!