Kıyametin büyük alameti ABD, AB ve Siyonizm

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, iki cihan saadetimiz için bizlere İslam’ı

ihsan eden, Allah(c.c)’a hamd, muallimimiz, liderimiz, Peygamberimiz Hz.

Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya salât ve selam olsun.

Kıyâmet; dikilmek, ayağa kalkmak, doğrulmak ve dirilmektir.

İslami bir kavram olarak kıyamet; Allah(c.c)’ın takdiri gereği, kâinatın

düzeninin bozulması, bütün varlıkların yok olması, sonra tekrar diriltilmesi,

mahşer yerinde toplanması, hesaba çekilmesi ve dünyada yaptığı işlerin

karşılıklarının verilmesidir. Bu mefhum, canlı ve cansız bütün varlıkların

tamamının imhası anlamında kullanıldığı gibi yeniden diriltilmesi anlamında da

kullanılmaktadır. Yani bütün canlıların yok oldukları güne kıyamet dendiği

gibi, bütün varlıkların tekrar diriltileceği güne de kıyamet denir. Kıyamet,

Allah’a imandan sonra İslâm’ın önemli inanç esası olarak ahiret hayatının ilk

aşamasını oluşturur. Genel bir yok oluş ve yeniden var olmadan sonra yaşanacak

olan Haşr, Sırat, Hesap, Mizan, Cennet ve Cehennem gibi olaylar kıyamet gününün

gündemidir. Kıyamet, müthiş bir şeydir. Rabbimiz buyuruyor: “Ey insanlar!

Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir! Onu

gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutur, her gebe kadın

çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş

değillerdir, fakat Allah’ın azabı çok dehşetlidir!” (Hac: 1-2)

Allah, kıyametin ne zaman kopacağını insanlardan

gizlemiştir. Bu gizlilik, Allah’ın kuvvet ve kudretinin, insanın da acziyetinin

en açık delillerindendir. Rabbimiz buyuruyor: “Sana kıyameti, ne zaman gelip

çatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini

O’ndan başkası açıklayamaz. O göklere de yere de ağır gelmiştir. O size ansızın

gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun

bilgisi ancak Allah’ın katındadır; ama insanların çoğu bilmezler.” (Araf: 187)

KIYÂMET ALAMETLERİ

Bunlar, kıyametin yaklaştığını, kopmak üzere olduğunu gösteren

işaretler ve olaylardır. Bu olaylar ve işaretler küçük alametler ve büyük

alametler olmak üzere iki başlık halinde incelenir. Kur’an’da bu alametlerin

belirdiği ifade edilmekle birlikte bunlar hakkında bilgi verilmez. Rabbimiz

buyuruyor: “Onlar, kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar

Şüphesiz onun alametleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları

neye yarar! (Muhammed: 18) Hadis kitaplarında, kıyametten önce ortaya çıkacak

alametlerden söz eden çok sayıda hadis mevcuttur. Kıyamet öncesi dönemde,

İslam’ın temel esaslarından uzaklaşma, Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına

uymaya gereken önemin verilmemesi, ibadetlerin terk edilmesi, ahlaksızlığın

çoğalması şeklinde kendini gösteren küçük alametlerin başlıcalar şu şekilde sıralanabilir:

1- İnsanların yüksek binalar yapmakta birbiriyle yarışmaları, 2- İnsanların

ölümü temenni etmeleri, 3- Cariyenin efendisini doğurması, 4- Hicaz’da bir

ateşin çıkarak Busra’da-Şam yakınlarında bir yer- develerin ayaklarını

aydınlatması, 5- Fırat nehrinin sularının çekilerek, nehir yatağından altın

çıkması ve insanların bunun için savaşmaları, 6- İkisi de hak iddiasında

bulunan iki büyük İslâm ordusunun birbiriyle savaşması, 7- İslâmi ilimlerin

ortadan kalkması, cehaletin artması, 8- Depremlerin çoğalması, 9- Zamanın

yaklaşması, gece ile gündüzün eşit olması, 10- Cinayetlerin çoğalması,

fitnelerin zuhur etmesi, 11- Yahudilerle Müslümanların savaşmaları,

Müslümanların Yahudileri etkisiz hale getirmesi, 12- Zinanın açıkça işlenmesi,

kadının erkeğe erkeğin kadına benzemesi, içki tüketiminin artması, kadınların

çoğalıp erkeklerin azalması, 13- Kahtan’lı bir adam çıkarak, insanları asası

ile idare etmesi, 14- Faiz ve benzeri yollarla insanların mallarının batıl

yollardan yenmesi, 15- Livata: Eşcinsellik; erkekle erkeğin yetinmesi ve

benzeri alametlerdir.

Kıyametin büyük alametleri ise şunlardır: 1- Deccal’ın

çıkması, 2- Duhanın yani dumanın çıkması, 3- Dabbetül-arzın çıkması, 4- Güneşin

batıdan doğması, 5- Hz. İsa’nın inmesi, 6- Yecüc ve Mecüc’ün çıkması, 7- Doğuda

bir yerin batması, 8- Batıda bir yerin batması, 9- Arap Yarımadasında bir yerin

batması, 10- Yemen’den çıkacak olan büyük bir ateşin, insanları önüne katarak

bir yere doğru sürmesi alametleridir.

Peygamberimiz, zamanın sonunda olacak olaylarla ilgili

olarak bizlere detaylı beyanlarda bulunmuştur. O şöyle buyuruyor: “Altı şey

kıyamet alametlerindendir: Ölümüm, Kudüs’ün fethi, insanları koyunun yün

kırpıntısı gibi yakalayıp yere düşüren ölüm salgını, her Müslüman’ın evinin

içine girecek olan bir fitne, kişiye bin dinar verildiği halde bunu azımsayıp

kızması, Rumların (Batılıları) anlaşmaya uymayıp ihanet ederek her birinin

altında on iki bin askerin bulunduğu seksen bayrak¬la üzerinize

yürümeleridir.”(Ahmed b. Hanbel)

ABD, AB VE SİYONİZM

Batılılara göre Armageddon, “Büyük Savaş” Büyük Ortadoğu

Projesinin gerçekleşmesi için yapılması zorunlu bir savaştır. Armagedon:

Yahudilerin dünya hâkimiyetine ulaşmak için yapacaklarını düşündükleri son

kutsal savaşın adıdır. Bu savaş, Yahudilere göre kendi galibiyetleriyle

sonuçlanacak ve Yahudiler Tevrat’ta yazılı olan Nil’den Fırat’a kadar topraklar

üzerinde Büyük İsrail’i kurma amaçlarına ulaşacaklardır.

Mesih inanışı, hem Yahudilerde hem de Hıristiyanlarda bir

inanç esasıdır. Bu inanç, bugünkü batıyı ayakta tutan ve geleceğe bağlayan en

önemli bir konudur. Batı, bütün keşiflerini, savaşlarını, sözde ilerlemesini,

kurdukları düzenleri bu inanış için inşa etmişlerdir. Bugünkü dünya düzeni de

bu inanış için kurulmuş bir düzendir. Batının Mesih’in gelmesi için önüne

koyduğu esaslar vardır. Bunlar şunlardır: 1- İnsanlar içinde Beni İsrail ırkına

mensup olanlar üstün varlıklardır ve diğer ırkların hepsi Beni İsrail’in

köleleri olarak yaratılmıştır. Onlar önce maymun olarak yaratılmışlar ve sonra

da insana dönüşmüşlerdir. 2- Bu gerçek nazariyatta kalmayacak, yaşama da

yansıyacaktır. 3- Bu yansımanın gerçekleşmesi için, Beni İsrail’in 3 görevi

yerine getirmesi gerekmektedir; a- Tarih boyunca bulundukları ülkelerde

bozgunculuk yaptıkları için hep sürgüne gönderilmiş olan Beni İsrail’in

Kudüs’te toplanması, b- Beni İsrail’in, Fırat’tan Nil’e kadar bütün Ortadoğu’yu

kapsayan (Kıbrıs ve Kuzey Doğu Anadolu’muz da dâhil olmak üzere) Vaat Edilmiş

Toprakların tamamını içine alan “Büyük İsrail”i kurması. Bunun emniyeti için de

Fas’tan Endonezya’ya kadar 28 ülke yönetiminin kontrol altında bulundurulması

ve Anadolu’da Selçuklunun ve Osmanlı’nın mirasçısı bağımsız bir devletin

bulunmaması, c- Süleyman Mabedi’nin yeniden inşa edilmesi, 4- Bu görevler

yerine getirildiği zaman, Beni İsrail’in kurtarıcı olarak gördüğü Mesih Deccal

gelecek, (İsa (a.s) değil !) Davut (a.s)’ın tahtına kral olarak oturacak ve

Beni İsrail’in dünya hâkimiyetini ebediyen sağlamış olacaktır.

Bu inanç doğrultusunda, ABD ve AB ülkeleri ile bunların

işbirlikçileri Siyonizm’in dünya hâkimiyeti için yoğun bir çaba sarf

etmektedirler. Önlerindeki tek engel, İslam ve Müslümanlardır. Bilelim ki

batılılar İslami kaynakları ciddi bir şekilde taramışlar ve bu kaynaklarda

zikredilen olaylar hakkında derin analizler yapmışlar ve ciddi eylem planları

hazırlamışlardır. Bugün, dünyanın nesrinde olursa olsun İslam coğrafyasının kan

gölüne çevrilmesi bu çalışmaların bir sonucudur. Bu Peygamberimizin bize

olacağını haber verdiği olaylardandır ve kıyamet alametlerindendir.

Günümüzün Müslüman yöneticileri, batılılarla tam bir ittifak

ve anlaşma halindedirler. Bu duruma işaret eden şu hadisi birlikte okuyalım.

Peygamberimiz buyuruyor: “Siz Rumlarla güven içinde güzel bir ba¬rış

yapacaksınız, ardınızdaki düşmana karşı beraber savaşacaksınız. Zafer elde

edilip birçok ganimetlere kavuşup, korktuğunuzdan emin olacaksınız. Sonra

tepeleri olan bir yere geleceksiniz. Hıristiyanlardan bir adam haçı havaya

kaldırıp, işte “Rumlar (Batılılar) bu haç sayesinde galip gelmiştir” diyecek.

Buna öfkelenen bir Müslüman, kalkıp onu kıracak, işte o zaman Rumlar anlaşmayı

bozup silaha sarıla¬caklardır. “Müslümanlar da silaha sarıla¬caklar. Rumlarla

savaşmaya mecbur kalacak¬lar, işte o topluluğa Allah şehitliği ikram

edecektir.” (Ebu Davud)

ABD öncülüğündeki batılı güçler, Afganistan’ı, Irak’ı, işkâl

etmişlerdir. İslam coğrafyasının her bölgesinde üsleri vardır. Bütün coğrafyayı

kontrol etmektedirler. Türkiye ABD ve AB ile birlikte hareket ettiği için

NATO’nun önemli üslerinin bulunduğu ülkelerden birisidir. Suriye meselesi,

batılılar açısından telafisi olmayacak bir meseledir. Onun için çok hassas

davranmaktadırlar.

KORKUNUN ECELE FAYDASI YOKTUR

Bu bölgede, batılılarla Müslümanların savaşmaları

kaçınılmazdır. Bu savaşı batılılar değil; Müslümanlar kazanacaktır.

Müslümanlar, bu savaşı Milli Görüşle kazanacaklardır. Peygamberimiz buyuruyor:

“Rumlar (Batılılar) Amakya’da Dâbik’a inmedik¬çe Kıyamet kopmaz. O zaman

yeryüzünün en seçkinlerinden olan Medine’den bir ordu çı¬kacak. Karşılıklı saf

haline gelip savaş vazi¬yeti aldıklarında Rumlar (Baatılılar) şöyle diyecek:

“Bırakın bizi de bizden esir alanlarla savaşalım.” Müslümanlar şöyle cevap

verecek¬ler: “Hayır, biz kardeşlerimizle savaşmanıza izin vermeyiz.” Bunun

üzerine Rumların üç¬te biri yenilgiye uğrayacak ve Allah asla on¬ların

tövbelerini kabul etmeyecek. Müslü¬manların üçte biri de öldürülecek ki, Allah

katında onlar şehitlerin en üstünüdürler. Üçte biri de feth edecek. Asla

fitneye düşmeyecek¬ler. Onlar Kostantiniyye’yi feth edecekler…” (Müslim)

İslam düşmanı batılılar, ırkçı emperyalizm ve işbirlikçileri

istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır vesselam.