Kıyamet

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Bu çağın cehaleti, materyalizmin, ırkçı emperyalizmin hüküm sürdüğü bir dönemde, kıyameti hatırlamak; batılın ürettiği karanlığı İslam’ın nuruyla aydınlatma cihadı için önemlidir. Bu bakımdan kıyamet; İslam, Kur’an ve sünnet ile ayağa kalkmak, dikilmek, ayaklanmak, doğrulmak ve dirilmektir. Kıyamet, zulme ve zalime karşı kıyam etmektir. İslam inancında ise kıyamet; kâinatın düzeninin bozulması, her şeyin altüst olarak yok olması ile ölen tüm insanların yeniden dirilerek ayağa kalkması olayıdır. Kıyamet; Allah’ın ilahlığına imandan sonra itikadımızın ikinci temel esası olan ahiret hayatının ilk aşamasıdır. Genel bir yok oluş ve yeniden dirilişle birlikte gelişecek mahşerde toplanma, hesaba çekilme, mizan, cennet ve cehennem gibi olaylar hep kıyamet gününün hallerindendir. Ahiret inancı, kıyamet ve onunla birlikte gelecek olaylara inançtan başka bir şey değildir. Bu yüzünden Kur’an kıyamet olayını sık sık hatırlatır, zaman zaman da bir korkutma, uyarma aracı olarak kullanır. Kıyamet, kesin olarak gerçekleşecektir. O, şüphe götürmeyen bir olaydır. Kâfirler, müşrik ve münafıklar, bu günden devamlı bir şüphe ederler ve yalanlarlar. Onun ağırlığına gökler ve yer dayanamaz, ansızın gelir, sarsıntısı korkunç bir şeydir ve acı bir saattir. İnkârcılar, müşrikler ve münafıklar için çılgın bir ateş hazırlanmıştır. Kur’an, kıyamet olayının kesinliğini, yakınlığını bildirdiği, hatta oluş biçimine ilişkin tasvirler verdiği halde, zamanı konusunda bir açıklama yapmaz. O’nun vaktini Allah’tan başka kimse bilemez. Kıyamet vaktinde, kulakları sağır edecek bir ses ve korkunç bir sarsıntı nedeniyle emzikli kadınlar kucaklarındaki çocukları unutacak, hamile kadınlar bebeklerini düşürecek, insanlar sarhoş gibi olacaklardır. Gök, erimiş maden gibi, dağlar atılmış yün gibi olacak, kimse dostunu soramayacaktır. Gök yarılacak, yıldızlar dağılıp dökülecek, denizler fışkıracak, kabirler altüst edilecektir. Gözler dehşetten kamaşacak, ay tutulacak, güneş ve ay kararacak, insanlar kaçacak sığınacak bir yer bulamayacaktır. Dehşetten on aylık gebe develer bile salıverilecek, yabani hayvanlar bir araya toplanacak, denizler kaynatılacak, nefisler çiftleşecek, gök sıyrılıp düşecek, cehennem alevlendirilecek, cennet yakınlaştırılacaktır.

YENİDEN DİRİLİŞ

Kıyamet, yeniden diriliştir. O gün insanlar gözleri dönüp kararmış bir halde, öteye beriye yayılmış çekirgeler gibi kabirlerinden çıkacak ve davet edene koşacaklardır. Bu arada kâfirler, müşrikler, işbirlikçi münafıklar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve bütün zalimler “bu ne çetin gün” diyerek korkularını dile getireceklerdir. İslam’a din ve düzen olarak iman edip yaşayan muttaki kullar ise Allah’ın huzuruna elçiler olarak toplanacaklardır. O gün herkes kardeşinden, anasından, babasından, eşinden ve oğlundan kaçacaktır. Çünkü her insan ancak kendi derdine düşecektir. İslam’da karar kılmış, adil bir düzenin ve dünyanın kurulması için cihat eden müminlerin yüzleri nur gibi parlayacak, onlar gülecek ve sevinç içinde olacaklardır. İslam’dan yüz çevirmiş, faizci kapitalist bir düzeni ve zulüm dünyasını kurmuş ve yürütmüş inkârcı ve ırkçı Yahudilerin, müşrik Hıristiyanların, işbirlikçi münafıkların yüzleri ise sanki toprak bürümüşçesine kapkara kesilecektir. Tüm insanlar, dünya hayatında peşine takıldıkları liderleriyle birlikte çağrılacaktır. Peygamberler, ümmetlerine şahitlik etmek için toplanacaktır. Gök beyaz bulutlar halinde parçalanacak ve melekler guruplar halinde inecektir. Yeniden dirilişin ve toplanmanın ardından insanlara amel defterleri dağıtılacak, mizan kurularak, sevap ve günahlar tartılacak, hak edenler cennete, müstahak olanlar geçici ya da süresiz olarak cehenneme gönderilecektir. Böylece dünya hayatının hesabı olan sonsuz ahiret hayatı saadet ya da azap olarak başlayacaktır. Kıyamet; İslam ile hayatı ikame edenler için saadet, batıl din ve düzelerle hayatı perişan edenler için de çetin bir azap olacaktır.

KIYAMET HALLERİ

Kur’an ve sünnette, kıyamet gününde cezalandırma ve mükâfatlandırma başlamasından önce dünyada işlenen kötü amellerin ibret verici yansımalarının olacağı haber verilir. Mesela, bir zulüm aracı olarak kullanılan faizi ve düzenini yürütenler kabirlerinden şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkacaklar. Kamu malına hıyanet edenler, kıyamet meydanına haksız yere aldıkları mal boyunlarına asılı olarak geleceklerdir. Peygamberimiz biz ümmetini şöyle uyarıyor: “Kıyamet gününde birinizin boynunda meleyen bir koyun, diğerinin boynunda derinden kişneyen bir at, öbürünün boynunda böğüren bir deve, başkasının boynunda altın ve gümüş, bir diğerinkinde sallanıp duran bez parçası bulunuyorken karşıma çıkmayın. Bunların her biri benden yardım isteyecek, ben de, ‘Elimden gelen bir şey yok, dünyada iken sana tebliğ etmiştim’ diyeceğim.”(Buhari ve Müslim) İslamsız saadet olmaz. Olur diyenler Allah’ı ve peygamberleri yalanlayan inkârcılar, müşrikler ve münafıklardır. İnsana doğru yolu gösteren Allah’tır. Yaratılmış hiçbir varlığın yol göstermeye hakkı yoktur.

ŞU İNSAN

İnsan, dünya hayatında kendisine tanınan hürriyetler bakımında başıboş bırakıldığını sanırsa aldanır. İnsan imtihan olduğunun farkında olmalıdır. Bu imtihan bir hak-batıl mücadelesi imtihanıdır. İnsan, yaptığı tercihlerle ya bu imtihanı kazanır veya kaybeder. Dünya imtihanını kazanmak İslam ile yani Milli Görüş ile olur. Hayatı İslam ile düzene koymaya ibadet, insanın fert ve topluma karşı sorumluğuna hilafet, İslam’ın temel esasları, kamu malı, çevre ve nimetlere emanet, Adil Düzen, Yeni Bir Saadet Dünyası kurmaya, adalet ve refahı sağlamaya ise imar ve ıslah denir. İnsan, bu dört şeyin sorumlusu olan eşrefi mahlûkattır. Bizim siyasetimiz ve cihadımız Allah’ın rızanı kazanmak olmalıdır. Bu yolun örnekleri ise peygamberlerdir. İnsan; şeytan ve adamlarının peşine takılarak değil Milli Görüş’ün benimsediği esasları kabul ederek dünyasını ve ahiretini imar edebilir. Kıyamet yakındır. Selam hidayete tabi olanlar…