Kitabın Ortasından!

Abone Ol

İnsan

hani en yoksul zamanlarda en zengin hayaller kurar ya, bizimki de o hesap.

Sigara tiryakileri iyi bilir; cebinde, normalde içtiği sigaranın parası

bulunmayan insan gider son parasıyla en pahalı sigara alır. Konuya sigara ile

girdik ama sigara karşıtları kusura bakmasın; konumuz sigara değil!

Edebiyatçıların, özellikle de şairlerin, hepsi sigara içer. Sigara içmeyen de

nargile fokurdatır… Şarap içenler ise ayrı konu…

Yaşadığımız

yüzyıl çok tuhaf, gerçi her yüzyıl çok tuhaf olmuş, orası başka. Kitap her

çağda horlanmış ne yazık ki. Geçmiş asırlarda kitabın karşısına silahla

çıkılırmış çoğunlukla. Sonra yargı yolu dolayısıyla hapishane duvarlarıyla

kitabın yolu kesilmiş. Fazla uzağa gitmeyelim; Cumhuriyet döneminde kitabın

yolu hapishanelerle kesilmiştir mesela. Sonra devlet, kitabı ciddiye almaz hale

geldi. Otorite kitabın karşısında sustu ama bu sefer de toplumda yaratılan olumsuz

algı ile kitabın toplum tarafından dışlanmasına yol açıldı. Artık dijital çağa

girdik. Dijital çağdan daha önemlisi Müslümanlar siyasete hâkim oldu,

böylelikle, ülkeye Müslümanlıktan (İslam’dan) ziyade demokrasi getirildi;

kitaba gerek kalmadı!

Oysa

her dinin kitabı var! Bu unutuldu ve topluma da unutturuldu! Diğer

ülkelerdeki Müslümanların kitaba karşı tutumunu tam olarak bilmiyoruz ama

Türkiye’de Müslümanlar oldum bittim kitaptan hazzetmez… Bu bir edebi eserse

zaten hepten uzak durur. Söz konusu eser şiir kitabıysa ona bir günaha bakar

gibi bakar… Bu yüzden biz şairler şiir yazmakla biraz da günah işlemiş

oluyoruz!

Oysa

Allah Kur’an’da şairleri bizzat muhatap almış; söz konusu etmiştir. Hazreti

Peygamber şairleri ciddiye almıştır. (Müslüman sosyologlar Kur’an’ı Kerim’in bu

sayfasını mutlaka atlamıştır, atlayarak okumuştur, yaşı ilerlediği için de

atlayarak okuduğu sayfaya geri dönme olasılığını kaybetmiştir.)

Günümüz

iletişim ortamına bakıldığında şairler adeta toplum dışı bırakılmışlardır. Son

şair Mustafa Kemal’di ondan sonra bu ülkeye şair gelmez zaten diyenden, Fuzuli

1980 darbesinde hangi safta bulundu acaba sorusunu sorana kadar çeşitlidir

Müslümanlarda şairlere bakış açısı… Toplum önderleri şiiri zaten ciddiye

almıyorken şiir yazmaya çalışmış ve başarılı olamamış hocalar da ciddiye

almıyor. Onlara göre rahmetli Turgut Özal son dönemin en büyük şairiydi; daha

da büyük şair gelmezdi zaten. Fatih Sultan Mehmet elinde kılıç, kesecek kâfir

arıyordu hiç şiir yazmamıştı ömründe. Sanki Divan şairlerinden şair Avnî, Fatih

Sultan Mehmet değildi.

İletişim

ortamı derken toplum nazarını celbeden iletişim ortamından bahsediyoruz burada.

Müslüman siyasetçiler sürekli ülkenin güç dengesini ele geçirmekle meşgul.

Siyasetçiler nazarında koltuk davası en büyük dava. Bu dava için askeri ve

sosyal güç dengelerine ne gerekiyorsa yapılıyor. Müslümanların neşrettiği bütün

gazeteler de bu değirmene sürekli su taşıyor. Her konu politik hale

getiriliyor, bu yüzden hiçbir konu ciddiyet taşımıyor. Ekonomi verileri de

politik, sosyal hayata yapılan müdahaleler de politik, askeri alana yapılan

dirsek temasları da tamamen politik. Gazeteler manşetlerine sürekli politik

isimleri ve politik konuları taşıyor. Bu yüzden Müslüman’a örnek gösterilirken

bile başörtülü çalışan kadınlar örnek gösteriliyor. Sanki başka türlü Müslüman

yok ve başka türlü de zaten Müslüman olunmazmış gibi… Adamlar sırf Müslümanlara

şirin gözükmek için dizideki uyduruk kahramanlara bile başörtüsü takıyor. Yani

sakallı cübbeli Müslüman olmuyor da başörtülü olunca Müslüman oluyor. Bu algıyı

Müslümanlar yarattı.

Müslümanların

çıkardığı hiçbir gazetede kitap niye manşet yapılmaz Bir şair, bir hikâyeci,

bir romancı, bir denemeci sadece ve sadece şair olduğu için, hikâyeci olduğu

için, romancı olduğu için, denemeci olduğu için niye manşet yapılmaz En

boşboğaz konular bile manşet yapılırken niye kitap ve müellif manşet yapılmaz

Niye bir kültür sanat konusu manşet yapılmaz Aynısını televizyonların ana

haber bültenleri için de soruyoruz; niye yapılmaz Gazete bile başlı başına bir

kültür olayı familyasındanken niye gazetelerde kültür sanat için tek bir tane

sayfa ayrılır Hoş birçok gazetede tek bir tane sayfa bile yok! Düşünün,

ülkenin en önemli şairleri, hikâyecileri, romancıları sıradan bir trafik

kazasında yaralanan üç beş sarhoş kadar bile değerli değil Müslümanların basınında

yani gazete ve televizyonlarında. Politikacılar tuvalete gitse haber oluyor ama

bir şair ölüyor yine haber olmuyor… Müslümanların basınında durum böyle de öbür

tarafta farklı mı, orada da böyle. Laik kesimde de durum aynı, değişen bir şey

yok.

Sonra

da Müslümanlar son dönemde büyük şair yok, büyük hikâyeci yok, büyük romancı

yok diyerek ahkâm kesiyorlar. Ömründe kaç tane şiir kitabı okudun, kaç tane hikâye

kitabı okudun, kaç tane roman okudun diye sorsak büyük ihtimalle bundan yirmi

yıl önce Nutuk’u okumuştum diye cevap verecektir. Eh o da idare eder! İyi ki

İstiklal Marşı demedin! Yoksa kırılırdım, gülmekten…

Ben

yayıncı olsam hangi şairlerin kitaplarını basardım Bu sorunun cevabını

yazacaktım; Müslümanların basınını düşününce konu başka yerlere gitti. Kime

niçin kitap basacaksın bu ümmetin okumuşları bile kitabı sevmezken…

Ama unutmayın

şairler şiirlerini ayakta söyler… Bir de şu; toplumda bir insana Cumhuriyet

döneminden 5 tane başbakan ismi say desek eğer özel ilgi alanı değilse

muhtemelen sayamaz ama 5 tane şair ismi say desek özel ilgi alanı olmasa dahi

sayar. Neden, çünkü şiir gönül işidir, gönül ise siyaset üstüdür.