Kişisel sınırlarımız

Abone Ol

Bir devletin bir toplumun sınırları olduğu gibi fertlerin de kişisel sınırları vardır. Bu sınırlar çocukluk döneminde çizilir ve hayat boyu koruma altına alınır. Sınırlarımızın bir kısmı sadece çevremizdeki insanlara bir kısmı aile yakınlarımıza bir kısmı ise sadece kendimize açıktır. İş ortamındaki kimselere, komşularımıza çay arkadaşlarıma açabileceğimiz bir kapı da vardır. Onlarla neyi ne kadar konuşabiliriz, onlara iç dünyamızı ne kadar açabiliriz şahsımızla ilgili nelere izin verir nelere hayır diyebiliriz bunun bilincindeyizdir.

Sınırlarımızın aile ayağında ise biraz daha esnek davranırız. Aile ile ilişkilerimizde nelere izin verip nelere veremeyeceğimizi biliriz, kabul edemeyeceğimiz şeyleri açıkça ifade eder ve bu konudaki tavrımızı ortaya koyarız. Aile içinde fertlerin sınırları aşağı yukarı aynıdır. Anne baba ve çocukların evet ve hayırları vardır. Bu çizgi belirgindir, kimse nasıl davranacağı ve nelere izin verip nelere veremeyeceği konusunda bir belirsizlik yaşamaz. Mesela baba akşam eve geldiğinde gürültüden hoşlanmayabilir, anne ve çocuklar babanın bu sınırına saygı gösterir ve ona dinlenmesi için ortam açarlar. Ya da anne kaba şakalardan, eve gelen çocukların ellerini yıkamamalarından babanın odayı dağıttığından hoşlanmaz ve bunu onlara belirtir. Anne bu konuda hassastır baba ve çocuklar onun isteklerini dikkate alırlar. Genç kız, büyük ağabeyinin sürekli kendisini kenara çekip kiminle konuşup görüştüğünü sormasından hoşlanmayabilir. Abi ona rahatsızlık verecek tavırlardan vazgeçmelidir.

Evin küçük çocuğu çantasına izinsiz dokunulmasından hoşlanmayabilir. Abi bilgisayarına dokunulmasından ve bilgilerinin gitmesinden endişe edebilir ve bu konuda sınır koyabilir. Baba büyük oğulun eve geç gelmemesi için tavsiyelerde bulunabilir.

Aile içinde ya da dışarıda hepimizin çizilmiş sınırlarımız vardır. Bu sınırları korumak için çaba gösteririz. Sınırlarımızın kendimize dönük alanını ise daime kilitli tutar ve buraya kimseye almayız.

Allah toplumdan aileye aileden fertlere kadar bütün hayatımıza İslami eksende hudutlar koymuştur. Bizler kişisel sınırlarımızı oluştururken bu hudutlar dâhilinde hareket etmeli ve evet ve hayırlarımızı buna göre oluşturmalıyız. Yani Allah’ın hoşnut olmayacağı şeylere hayır, hoşnut olacağı şeylere evet diyebilmeliyiz.

Toplumumuzda, birçok insan hayır diyememe sorunundan şikâyet ediyor. Oysa belli sınırlar dâhilinde bize müşkül gelen bir şeye hayır deme hakkımız var. Bir konuda hakkımızı kullanmamız çevremizdeki insanlara bir zarar getirmez. Zira insanların çoğu karşımdaki kişiyi kaybederim düşüncesi ile sınırlarını ihlal edip ağır yükün altına girebiliyorlar. Oysa hakkımız olan şeyi yeri geldiğinde kullanabiliriz. Zira kişisel sınırların korunması bunu gerektirir.