Kişisel kararlar yargı kararının yerine geçemez

Abone Ol

Memleketimizde sıkça ortaya çıkan bir yanlış anlayış toplumu geriyor, bunun da ötesinde kurallar (hukuk) düzeni demek olan demokrasiden hoşlanmayanlara zemin hazırlıyor. Bu yüzden ülkemizde yıllardan beri kuvvetler ayrılığının esas olduğu söylenir. Bir diğer ifadeyle sistemin esasını kuvvetler ayrılığı oluşturdu. Ancak, başkanlık sisteminin hayata geçmesi ile kuvvetler ayrılığının yerini kuvvetler birliği almış ve bunun da anayasal bir zemine oturtulup oturtulmadığını tam olarak bilmiyorum. Yani, başkanlık sistemi ile birlikte kuvvetler ayrılığı anayasa çerçevesine alınmış mıdır? Alınmış ise bu husus toplumda gerektiği kadar tartışılmış mıdır? Maksadım işin bu boyutunu tartışmak değil. Ancak, yetkili makamlarda oturanların bazıları her fırsatta bazı partileri terör örgütleri ile birlikte hareket etmekle suçluyorlar. Yani terörist ilan ediyorlar. Eğer böyle bir durum söz konusu ise bu iddiayı ortaya atanlar devletin en üst noktalarında bulunuyorlarsa, ellerindeki belge ve bilgileri emniyete ve emniyet aracılığı ile de terör örgütleri ile birlikte hareket edenlerin yargıya sevk edilmesi gerekmez mi? Hukuk düzeni bunu gerektirmez mi?

Kısacası, bir kişi ya da dernek ve partinin terör örgütleri ile irtibatlı olduğuna karar vermek görevi yargının değil mi? Ortada böyle bir yargı kararı olmadan söz gelimi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne 550 teröristin ya da terör örgütleri ile irtibatlı insanların alındığı önce kamuoyuna aktarılıp, ardından da belediyeye müfettiş gönderilmesi ister itemez kişisel anlayış ve kararların yargı kararının yerini aldığı anlamına gelmez mi?

Hemen belirteyim ki ortada bir suç var ise belediyeler dokunulmaz değildir ve her belediye lüzum görüldüğünde müfettişler tarafından teftiş edilebilir, bunun aksini söylemek de yanlış olur. Ancak, bildiğim kadarıyla tüm resmi kurumlar alacakları elemanlardan adli sicil kaydı isterler. Bu belgeyi getiremeyen belediye ya da bir başka kuruma alınamaz, alanlar da sorumlu olurlar. Mesela belediyeye alınmış bir eleman her ay maaşının yarısını terör örgütüne gönderiyor ve bu durum tespit edilmiş ise kamuoyuna bir açıklama yapmadan eldeki delillerle birlikte emniyet güçleri tarafından yargıya havale edilmesi gerekmez mi? Böyle bir işlem yapılmadan kamuoyuna açıklama yapılmasının hukuken doğru olup olmadığını kamuoyunun tartışması gerekmez mi?

Sözü uzatmanın anlamı yok. İster sıradan bir vatandaş olunsun, ister devletin yönetim kademelerinde bulunulsun hiç kimse kendisini yargının yerine koyarak bir takım hükümler verip, bunları da kamuoyu ile paylaşarak yöneticilik yapmış olmazlar. Çünkü bir ülkede yargının kararlarının yerini insanların kişisel yorumları almaya başlarsa o ülkede adalet hususunda ipin ucu kaçmış demektir. Bu ise ülkemize yapılabilecek en büyük kötülük olur. Çünkü insanlar kişisel kanaatlerini yargının yerine ikame etmiş olurlar.

Kaldı ki, madem İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne teftiş için müfettiş gönderilmiş, o zaman belediyede terör örgütleri ile birlikte hareket edenlerin olup olmadığına karar verecek olan müfettişlerin araştırmasının sonucunu beklemek, böyle bir sonuç ortaya çıkmadan insanları mahkûm etmek kanaatimce ciddi sonuçlar doğurur. Gereksiz yere bir takım farklılıklar ve kamplaşma körüklenmiş olmaz mı? Bunun ise bir takım siyasal getirileri olsa da uzun vadede toplumsal barış dinamitlenmiş olmaz mı?

Tekrar ediyorum kim hangi mevkide bulunursa bulunsun kişilere yönelik bir takım suçlar izafe ediliyorsa bu konuda tek makamın yargı olduğunu emniyet güçlerinin de yargının aldığı kararları uygulamakla görevli olduğu gerçeğini bir kenara itmekten zarardan başka bir sonuç ortaya çıkmaz. Çünkü toplumda her geçen gün güvensizlik tetiklenmiş olur.