Kişi kendisine biçilen rol kadardır

Abone Ol

Özgür insan özgündür. Özgünlük insanın kendisi olmasıdır.

Kişi kendi iradesi dışında bir göreve bir yere konumlandırılmışsa, o kendisini konumlandırana bağlıdır. O bir bakıma velinimeti olur. Bu günümüzde insan tartısında önemli bir göstergedir.

Günün karmaşasında insanı bilme ve tanıma kolay değil. Çünkü insanı bilebilmenin yolları kapanmış alanları daralmıştır. Ancak zamanla kimi hâl ve durumlar birtakım belirtiler gösterebilir.

İnsanlığı kuşatan materyalist düşünüş ağır basıyor. Bu hemen bütün kesimler için geçerli. Hakikat ile çıkar ilişkileri insanın yerini belirlemede belirleyici olabilir.

Hakikat ile çıkar arasında ustalıkla kendilerini tanıtlayanlar farklı rolleri ustalıkla yerine getiriyorlar. Bu kendisine bağlı kesimleri ikan için bir yol ve yöntemdir. Eğer Hakikat onda ağır bassa birçok şeyden vazgeçme durumunda kalır. Bunu göze alabilir mi bu gibi kimseler?

Zorluklar özgün ve onurlu insan için vazgeçilmez bir yoldur. Bu, birçok şeyi feda etme anlamına gelir. Zaman onlar için geleceğin ufku olunca, başarı zamanı ve sıra gelince kendiliğinden gelir.

Görünüşte alabildiğine heybetli görünen, kitleleri peşinden sürükleyenler eğer rollerini başarıyla yapıyorlarsa bir yere kadar yol yürürler. Ömürlerinin sonuna kadar bunu koruyabilirler. Zamanı gelince Hakikat’in ışığı ağır basınca o zaman gerçek yüzleri ortaya çıkmış oluyor. Bu belki zaman alır ama önünde sonunda gerçek yerini bulur. Geçen zaman kaybı elbette ki eksi olarak yerini alır. Bu, bir topluluk, bir millet için bir yitirilmiş bir zaman ve enerji olur.

Müslümanları yönetenlerin halleri ve durumları ortada. Bu sadece bir kesim için değil tamamı için geçerlidir. Kritik ve zor zamanlardaki tutumları kendilerini belli ederler.

Hayatta olduğu gibi siyasada da temkin önemli. Durduk yere ateşe kimse kendini atamaz. Kimileri vardır ki, kısa ve kestirme yolda teslim olurlar kısa ömürlerini bir süreliğine sürdürürler. Kimileri de ustalıkla, zorlukları göze alırlar teslim olmazlar, güçlenmenin çarelerine bakarlar. Zamanı geldiğinde de hamlede bulunurlar.

Emperyalizm ile iş birliği yapmak, el tutmak genelde emperyalizmin lehinedir. Güçlü olan tuttuğu eli peşinden sürükler. Tutunan ne kadar ayak diretirse diretsin bu ancak bir yere kadar olur. Onlarla iş birliği yapanlar asla iflah olmazlar. Emperyalizm kendilerine zorluk çıkaranları her türlü yol ve yöntemi kullanır, zamanı gelince alt eder.

Halkların birlikteliği güçleridir. Bu güç bir olur ve birlikte hareket ederse kendilerini yönetenleri de etkiler. Onları kendi düzlemlerine çeker. Halka rağmen istenilen her şey yapılamaz. Halk en önemli güçtür. Bu gücün ikna olması için onlar gibi görünmek, kimi zaman onların ses tonunda buluşmak bir yoldur. Bunda da başarılı olanlar olur. Tabii ki bunlar geçici olur.

Zorlukları göze almayanlar başarıya ulaşamazlar. Bu başarı kalıcı olur. Zorlukları göze almayanlar için ise ulaşılan başarı geçicidir, zamanla bir karşılığı olmaz.

Şu zamanın Müslüman yöneticileri görevlendirilmiş birer kukladırlar. Onlar kendi başlarına hareket edemezler. Bir ere kadar serbest bırakılırlar. Sınırları aşanlar yeri zamanı gelince geri çekilirler. Şu son kırk yılda bunun örneklerini çokça gördük. Sınırları aşanları gene halkları kullanarak alaşağı ettiler. Halkın müdahil olmadıklarını kendilerini bir yolun buldular ve halettiler.

Müslümanları birbirine kırdırma yoluna başvuruldu. Bunu Libya’da ve kimi Müslüman ülkelerde de yaşadık. En kritik zamanlarda bu ülkeler birbirine düşürülür. Emperyalizm ise dışarıda durur, süreci izler, devreye girmesi gerektiğinde girer ve sonuçlandırır. Güçlü görünenlerin gücü kendilerinden değil. Enselerinden tutanlardadır.