Kış, İnsan ve Ötesi

Abone Ol

Sonbahardan sonra kış aylarına girerken büyük bir değişim yaşanır. Büyük değişimin iki yüzü vardır. Genelde insanların dikkatini çeken bu değişimin dış yüzüdür. Hava soğur, geceler uzar ve gündüzler kısalır. Ağaçlar yapraklarını döker, yeşillikler kurur. Canlılık terk-i diyar eder ve yerini soğuk, kuru, hüzünlü bir hava alır. Kışlık kıyafetler giyilir, sobalar, kaloriferler yanar, evler sıcak, dışarısı ise soğuktur. Buna benzer daha birçok değişiklik gözler önünde yaşanır. Yaşam şeklimiz değişmiştir. İşte bunlar kış ve kışın getirdikleridir. İşte bunlar insanların gözle gördüğü değişimlerdir. Bir de bu değişimin, çok az insanın fark ettiği ve belki de çok daha azının değerlendirdiği iç yüzü vardır.

Uzun geceler, insanların evlerinde ailecek daha fazla vakit geçirmesine vesile olur. Uzun geceler aile fertlerinin birbirini dinlemesi ve daha yakından tanıması için de vesiledir. Bitmeyen iş, güç, çalışma, koşturma dönemlerinin arasından çıkarak birazcık kendimize gelebileceğimiz, kendimizi ve ailemizi dinleyebileceğimiz, hayatı, yaşantımızı, yapıp ettiklerimizi gözden geçirebileceğimiz, ileriye dönük planlar yapabileceğimiz, özellikle hatalarımızı gözden geçirip ciddi bir özeleştiri sürecini yürütebileceğimiz eşsiz bir fırsattır uzun kış geceleri. Hatta gecenin herhangi bir saatinde kalkabilmenin, kimsenin olmadığı, tüm şehrin uykuya daldığı bir zamanda Rabbimize münacat imkânı oluşturabilmeyi alışkanlık haline getirebiliriz. İbadet, dua ve tefekkürün, hayatımızın önemli bir bölümünü oluşturması için en güzel hazırlıklar uzun kış gecelerinde yapılabilir.

Hayatın her dönemi öğrenmek isteyen insanlar için bir okul niteliğindedir. Mevsimler, doğal afetler, iklim değişiklikleri, yağmur, kar, rüzgâr, güneş, ay ve yıldızlar da birer okuldur. Gökyüzü, yerküre, bulutlar, dağlar, ovalar, vadiler, dereler, göller ve denizler birer okuldur. Öğrenmek isteyen için gözünün gördüğü, kulağının duyduğu ve hissettiği her şey birer öğrenme aracıdır. Öğrenmek isteyen insan için hayatın kendisi en büyük okuldur. Kış aylarının bunların dışında hassaten hayata ve ölüme dair öğrettikleri vardır. İnsan hayata dair bir şekilde öğrenir, hayata odaklanır ama ölümü çok az hatırlar, dünya hayatından sonrasını çok az düşünür, işte kış ayları pek az düşünüp hatırladıklarımızı aklımıza getirmek için eşsiz fırsatlar sunar.

Çok sevdiğiniz bir kişinin kabrini yazın sıcağında ziyaret etmekle, kışın soğuğunda, yağmur ya da kar altında ziyaret etmek arasında ciddi farklar vardır. İnsanların çöplerden rızık topladığı sokaklarımızı baharın en güzel akşamlarında gezmek ile kışın, soğuğun, karın, fırtınanın ortasında gezmek arasında ciddi farklar vardır. Sıcacık, huzurlu, dolaplarımızın ağzına kadar erzak dolu olduğu evlerimizin pencere önlerinden dışarıyı güzel ve güneşli günlerde seyretmek ile karanlık, yağışlı ve soğuk günlerde seyretmek arasında ciddi farklar vardır. Üstü başı yırtık, doğru dürüst ayakkabısı bile olmayan, akşama ne yiyeceğini bilmeyen, darda, zorda olan insanları neşeli, keyifli, ılık yaz akşamlarında görmek ile soğuk, sert, puslu, kış akşamlarında görmek arasında çok ciddi farklar vardır.

Kısacası, kış ayları hem kendimiz hem ailemiz hem de dışımızdaki dünyayı gözden geçirmek için, tekrar tekrar düşünmek, tefekkür etmek, yaşanılanları gözden geçirmek için, dua, ibadet ve tefekkür için, ölüme ve hayata dair her şeyi yeniden ele almak, üzerine kafa yormak için çok değerli bir zaman dilimini ifade etmektedir. Düşünen, anlayan, idrak eden, yaşayan ve her şeyi, her fırsatı insanlığa faydaya dönüştürebilenlerden olmak duası ile en verimli ve bereketli kış geceleri sizlerle olsun.