Uzun kış gecelerinde eşiniz, çocuklarınız, torunlarız,
kardeşlerinizle uzun ve tatlı sohbetler yapmayı tercih ediniz.
Kur’an-ı Kerim’den ezberinizde olan süre ve ayetlerin
manasını bir tefsirden biriniz okusun, diğerleriniz dinlesin.
Okuma bittikten sonra okuduğunuz bölüm üzerinde kısa bir
sohbet geliştiriniz ve farklı anlamalardan da yararlanınız.
Ardından bir hadis şerhi okuyunuz.
Çocukların pratik zekalarını geliştirecek dikkat soruları
sorunuz ve eğleniniz.
Öbür gün bir ilmihalden ibadetlerimizdeki eksiklikleri
tamamlayınız.
“Sözlü göz, gözlü sözden köz alır.” gibi
“Ademi adem gerektir ede adem ademi
Adem adem olmaz ise adem etmez ademi.” gibi tekerlemelerle
hem dil hareketlerimizi geliştirelim hem de tekerlemenin anlatmak istediği
anlam üzerinde duralım.
Bu sohbetler devam ederken gönlünüzü gıdalandırırken önünüze
konulan meyvelerden ve çerezlerden de midenizi gıdalandırın.
Gece geç vakitlere kadar dinlediğiniz tartışmalara dikkat
edin.
Ayrı görüştenmiş gibi görünen, reytingi yükseltmek için
kavga numarası yapan aynı adamlar aynı televizyona belki aynı araçla gelip
birlikte giderler.
Hatta reklam arasında neyi nasıl konuşacaklarını bile
ayarlayabilirler.
Ve malzeme olarak da sizi kullanırlar.
On yıldır dinlediklerinizden ne öğrendiğinizi bir kontrol
ediniz.
On yılda bir tefsir kitabını baştan aşağı okuyabilirdiniz.
Buhari’nin şerhini okuyabilirdiniz.
Bir ilmihali anlayarak tamamlayabilirdiniz.
Sonunda siz, bulunduğunuz ortamlarda dünyanın ve Türkiye’nin
sorunlarına teklif sunabilirdiniz.
Ama şimdi senin adam şöyle dedi benim adam böyle dedi
diyerek vakit kurşunlamaktan öte bir şey yapmıyoruz.
Senin adam da benim adam da ekranın gerisinde yarınki
tartışmayı kararlaştırarak ayrılıyor.
Hatta bazıları yer değiştirip senin adam benim oluyor, benim
adam senin oluyor ve tartışmaya yeni bir heyecan katıyor.
Elde terazi olmadığı zaman yumruk kadar taş parçasının
kilosunu ve gramını belirlemek için bir tartışma açsanız bin yıl tartışsanız
doğruyu bulmanız mümkin değildir.
Terazinin olduğu yerde ise tartışma olmaz.
Doğru teraziye koyup kilo ve garmını gösterdiğinde yedi
milyar insan tatmin olur.
Rabbimiz, Hadid süresinde 25 inci ayetinde gönderdiği
peygamberlerle beraber kitabı ve teraziyi indirdiğini haber verir.
Hazreti Adem aleyhisselam on sahifelik kitabı ve eşiyle
indirilmedi mi dünyamıza.
Tevrat, Zebur, İncil de terazi idi ama kralların istediği
doğrultuda tartması için papazlar terazinin ayarını bozdular ve tartı olmaktan
çıkardılar.
Batının ve doğunun elinde terazileri olmadığından insan
ilişkilerini düzenlemek için kılıç krallığından parmak krallığına geçtiler.
Onları anlamak mümkün de elinde terazi varken elindeki
altını teraziyle tartmak yerine tartışmaya açıp sonunda halkın oyuna sunup
elindeki altının kilo ve gramını belirlemeye çalışanlara şaşılır.
İşte o terazi olan Kur’an-ı Kerim, bizim elimizde ve
gönlümüzdedir.
Yedi milyar insana “Bu altını tartalım mı yoksa ağırlığını
yedi milyarın oyuna mı başvuralım diye oylama yapılsa yedi milyarı da “Doğru
teraziyle tartalım” der.
İşte bizim sorunumuz bu.
Elimizde ve gönlümüzde olan teraziyi insanlık ailesine
tanıtamadığımız gibi çok kötü tanıtanların önüne bile geçemedik.
Haydin hep birlikte kitabımızı öğrenmeye başlayalım.
Not: Dünyanın öbür ucunda değerli hizmetleri olan
kardeşlerimizin yanına gidiyorum. Doğru terazi olan Kur’anımızı anlatmak için
bugünden itibaren ayrılıyorum ve 14 Ocak 2013 te buluşmak üzere Allaha
ısmarladık.