Türkiye’de medya zihniyeti, kamuoyunun bilgilendirilmesi, enforme edilmesi, doğruya, güzele, hakka yönlendirilmesi üzerine değil, muğlak kavramlar etrafında insanların şekillendirilmesi, dönüştürülmesi ve zihinlerinin dejenere edilmesi mekanizması etrafında şekillenmiştir. Medya baronları ve medya üzerinden toplumu şekillendirmek amacındaki medya silahşorları, kendi zihinlerindeki dünya algısını topluma dayatmak için çarpıtılmış ve propagandist bir habercilik tarzını benimserler. Lafa geldi mi, mangalda kül bırakmayan, “Haberleriyle kamuoyunu aydınlattıklarını” iddia eden bu tipler, Cumhuriyet tarihinin her döneminde insanların kafalarına kendi dünyalarının değerlerini doldurabilmek için var güçleriyle çalışmışlardır.
Böylesi bir kirli propagandanın yakın tarihimizdeki izleri yavaş yavaş ortaya çıkıyor. 28 Şubat döneminde MGK kararlarını imzaladığı ve bu kararlara onay verdiği iddiasıyla Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan hakkında türlü iftiralar ortaya atan, 28 Şubat’ın enkazını Refah Partisi’nin üzerine yıkmaya çalışan medyanın acaba bugünlerde yüzleri kızarmış mıdır
Refahyol Hükümetinin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın, o sancılı MGK toplantısında alınan kararlara imza atmaması, 28 Şubat Davasıyla ortaya çıkınca, bu ülkede yayın yapan ve Refahyol’un alaşağı edilmesi için, her türlü iftirayı atmaktan geri kalmayanların yüzlerindeki ar perdeleri aşağı düşmüş müdür
Tarih, gerçekleri de, yalanları da, yalancıları da bir bir ortaya çıkarıyor…
Tarih, dünü de, bugünü de, yarını da, tüm çıplaklığıyla yazacak…
28 Şubat davasının tek ayaklı olduğu, bu döneme damga vuran, siyaset, medya, işadamı üçgenindeki isimlerin de hakim karşısına çıkarılması ve ortalığı toz bulutuyla kaplayarak kendilerine menfaat alanları devşirenlerin kesinlikle deşifre edilmesi gerektiğini sürekli yazıyoruz, gündeme getiriyoruz.
28 Şubat, sadece siyasetin ve militarist iradenin üzerine yıkılarak, geçiştirilemeyecek kadar sancılı ve acılı bir süreçtir. Bu sürecin tetikleyicisi, militarist iradenin borazanı ve manivelası, sürecin daha hızlı işlemesini sağlayan mekanizma medya mekanizmasıdır.
Bazen, ömür boyunca unutamayacağınız, zihinlerinize paslı bir çivi gibi çakılan, ne yapılırsa yapılsın hafızanızın silip atamayacağı görüntüler vardır. 28 Şubat denilince benim ilk anda aklıma gelen görüntü, Sincan’da yürüyen tanklar ve Show TV anchourmani Reha Muhtar’ın cırtlak sesiyle “Her an darbe oluverecekmiş” gibi sunduğu haber bültenleridir.
Bu sadece görüntü aforizmasıdır… Manşetlerinde, sür manşetlerinde, sayfalarının her bir satırında, demokratik sürece darbe vurulması için var güçleriyle çalışan, yorumlarıyla bu süreci tetikleyenlerin, ne yazık ki, bugün demokrasiden, demokrasinin erdemlerinden bahseden yazılar kaleme alması, gerçekten çok acı bir durumdur.
Bu çelişki, aynı zamanda Türk milletinin toplumsal hafızasının gerçekten çok zayıf olduğunun bir göstergesi olarak karşımızdadır.
Türkiye, o tarihte yaşadığı travmayı hâlâ atmaya çalışıyor. İktidarlar değişti, isimler değişti, ama siyasetin genel kurgusunu belirleyen mekanizma hâlâ değişmedi… Medya zihniyeti ise hala kirli oyunlarını oynamaya devam ediyor.
Yazık, gerçekten çok yazık…