Kirli Oyun?daki Derin Tuzak!

Abone Ol

Tehlikeli bir yalnızlığa dönüşen Değerli Yalnızlık tan

kurtulmaya yönelik her adım sanki Türkiye yi derin bir kaosa sürüklüyor gibi.

Kendisini hissettiren yaman zaman çelişkisi ve süreçte at izinin it izine

karışmış olması, Türkiye yi içte ve dışta çok sayıda cephe ile karşı karşıya

bırakmış durumda.

Terörün açık bir hedefi haline getirilen ve onunla etkin

bir şekilde mücadele eden Türkiye nin teröre destek veren bir ülke olarak

lanse edilmeye çalışılması ve bu bağlamda demokrasi sorununa sıklıkla yapılan

vurgular, oyunda son raunda işaret ediyor gibi. Meselenin püf noktası da zaten

burası!

Buradaki en temel endişe ise, sistematik bir şekilde

yürütülen tahrik politikaları ve provokasyonlar ile birlikte artan zaman

baskısının ve bunun yol açtığı agresif tepkilerin bir süre sonra Ankara yı

yanlış bir karara, tercihe itme olasılığı ve farklı grupların birer güç odağı

olarak sisteme hakim olma durumları. Bu da yüz yıllık birikimin bir anda heba

olması ile eşdeğer olacaktır.

Sistemin kendini devamlı sorgulaması ve dış tehdit

boyutunu gereğinde fazla büyüten tavrı, şüpheciliği, içeride hesaplaşmaları

da kaçınılmaz kılıyor. Oysa sorun kendini sorgulayan sistemin ta kendisinde.

Kendi içindeki dengeyi kaybetmiş sistemin bundan kaynaklanan sorunlarının

müsebbibini devamlı surette dışarıda arıyor olması, dışarının işini fazlasıyla

kolaylaştırıyor.

Dolayısıyla, devleti kurtarma, imparatorluğu ihya etme

adına yapılan hamleler, ülkenin daha da küçülmesine yol açabiliyor. Bundan

ötürü, bu oyunun çok net bir şekilde görülmesi ve buna uygun bir karşı

stratejinin geliştirilmesinde fayda var. Burada, her şeye rağmen

soğukkanlılığın korunması ve buna uygun tepkilerin verilmesi, en doğru yaklaşım

olarak kendisini gösteriyor.

Kayıkçı Kavgasının

Dönüşü: Reval Örneği!

Bunun birçok örneğine siyasi tarihimizde şahit olduğumuz

için, açıkçası bu endişe hiç de yersiz değil. Arzu edenler tam yüz yıl öncesine

uzanabilirler ve o dönemde İttihatçılar ile özdeşleşen iç ve dış politikadaki

halimize ve bunun yol açtığı trajik sonuca bakabilirler. O zaman, 9 Haziran

1908 tarihinde Estonya nın başkenti Tallin de İngiltere Kralı VII. Edward ile

Rus Çarı Nikola nın yaptığı Reval Görüşmeleri nin çok kısa bir zamanda

Osmanlıyı iç ve dış siyasetinde nasıl bir felakete sürüklediği örneğini de çok

rahat görebilirler.

Reva görüşmeleri; dışarının, özellikle de Avrupa/Batı ile

Rusya arasındaki kayıkçı kavgasının bizde nasıl algılandığının ve bunun

sonucunda sistem içinde ülkeyi bir felakete sürükleyen ne tür hesaplaşmalara

yol açtığının çok somut hadiselerinden biri olarak siyasi tarihimizde yerini

almış örneklerden birisidir.

Reval, ayrıca Abdülhamid Han ın millet adına hal ine

giden süreçte oynadığı tetikçi rol ile de ibretlik bir hadise olarak tarihe

geçmiştir. Abdülhamid Han ın inceden inceye dokuduğu denge siyaseti bir anda

yerle bir olmuş, Kuzey Afrika dan Ortadoğu ya, Balkanlar dan Kafkasya ya kadar

uzanan koskoca İmparatorluk 10 yılın sonunda dağılmış ve İç Anadolu ile sınırlı

tutulmaya çalışılmıştır.

Tallin sonrası ülkede baş gösteren özgürlük hareketleri

ve bu bağlamda çok sayıda etnik-mezhepsel bazlı partilerin burada Batı adına

oynadığı bölücü rol de ibretliktir, aynen günümüzde yaşanan örneklerinde

görüldüğü üzere. Fakat kendi tarihinden bihaber olanların buradan bir ders

çıkartması elbette beklenemez!

Sykes-Picot ya Karşı BOP!

Tarihsel döngülerin bir kez daha işbaşında olduğu ve

Büyük Oyun un İstanbul un doğusunda bir kez daha sergilendiği bir dönemde

tarihsel hafızanın bir adım önde olması bu açıdan büyük bir önem arz

etmektedir. Eğer, bu hafıza etkin bir şekilde işletilirse, o zaman kavganın asıl

nedeninin Batı nın kendi içerisinde olduğu, Rusya ya burada bir kez daha sazan

rolünün (Sazanov örneğinde görüldüğü üzere) yüklenilmeye çalışıldığı

görülecektir.

Washington, öncelikle Soğuk Savaş sonrasında Avrupa ve

NATO üzerinde kaybetmeye başladığı kontrolü yeniden tesis etmeye çalışmakta ve

bu bağlamda Avrupa ya yüklediği Rusya yı kuşatma ve tampon güç olma rolünü

devam ettirmek istemektedir. Rusya tehdidi, bu noktada sadece ve sadece ABD

öncülüğündeki Yekpare Batı yı inşa etme projesine hizmet etmektedir.

Washington un temel hedefi, 19. ve 20. yüzyıllara

damgasını vuran İngiliz siyasetini bitirmek ve kendi politikasına uygun bir

dünya düzeni oluşturmaktır. Çünkü Washington un bugüne kadar muhafazasının

sağladığı sistem, İngiltere den devraldığı sorunlu mirastır. ABD bu mirastan ve

onun kalıntılarında kurtulup, kendi uluslararası sistemini inşa etmeye

çalışmaktadır. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), bu bağlamda ABD nin İngiliz

Ortadoğu suna karşı inşa ettiği kendi Ortadoğu sunun adıdır. Kavganın bu kadar

komplike olmasının ve yaşanan kafa karışıklığının ardında da aslında bu husus

yatmaktadır.

Kazanırken Kaybetmenin Adı: Rusya

Nitekim son dönem krizlerine bakıldığında en büyük

kazananın ABD olduğu, en büyük kaybı ise Rusya nın yaşayacağı görülecektir. Rusya,

her şeyden önce Avrupa yı kaybetmiştir. Bunun anlamı, ABD ye karşı Avrupa ile

güçlü bir ilişkiyi esas alan ve böylece onu ABD ekseninden uzaklaştırarak

Washington u küresel politikasında zayıflatmayı hedefleyen Rusya nın Batı

politikasının çökmesidir. Rusya nın Batı politikası çöktüğü gibi, kendisini bir

anda kuşatmanın da içinde bulmuştur.

Rusya, Baltıklardan itibaren bir kuşatma içindedir ve bu

kuşatmaya cevap verebilmesi için daha fazla silahlanması ve savunmaya bütçe

ayırması gerekmektedir. Tepe taklak olan petrol fiyatları ile derin bir

ekonomik krize sürüklenen Rusya ekonomisinin bunu uzun bir süre devam

ettirebilmesi ise mümkün değildir.

Bundan tek çıkış yolu ise, ABD nin son dönem

politikasının bel kemiğini oluşturan Ortadoğu dan geçmektedir. Rusya,

Ortadoğu daki krizi Afganistan a kadar uzanan bir hatta derinleştirmek

suretiyle, nefes almaya çalışmaktadır. Türkiye ile kriz bundan dolayı

yaşanmıştır. Kırım-Ukrayna krizi sonrası uyguladığı bu politikanın ne kadar

başarılı olacağı ise fazlasıyla tartışmalıdır. Kremlin koridorlarında yankı

bulmaya başlayan Suriye den çıkış stratejileri bunun bir göstergesidir.