Kirli algı

Abone Ol

Geçtiğimiz yıl Davut Şahin in TV5 ekranlarında yayınlanan

Medya Sokağı programına, gazeteci-yazar Özcan Ünlü ile birlikte konuk olmuştum.

Programda özellikle Türkiye de medyanın zihinlerde oluşturduğu kirli algının

ortadan kaldırılması için neler yapılması gerektiği konusunda konuşmuştuk. Hani

halk arasında sıkça kullanılan bir replik vardır: Bu senin dediklerin, ancak

Yeşilçam filmlerinde olur Bu sözle kastedilen şey, gerçek dünya ile bizlere

sunulan dünya arasında dağlar kadar fark olduğudur. Gerçekten de alıcı gözle

incelediğimizde, bugün medyanın bize sunduğu dünyanın, emek, gözyaşı ve çabanın

hercümerç olduğu gerçek dünyayla yakından uzaktan alakası olmadığı

görülecektir. Fildişi kulelerinde, masa başında ürettikleri programlarla,

yayınlarla, yarışmalarla, dizilerle medya, bizleri sanal bir dünyanın

koridorlarında hapsederek, kendileri için reklamverenlerden haraç toplayan

bir imparatorluk kulesi inşa etmiş durumdadır. Her akşam ekran başına geçerek,

gece yarılarına kadar hapsolduğumuz bu medya zindanı , bizim sırtımızdan

beslenen, bizim sırtımızdan rantlanan, bizim gerçek algılarımızı değiştirerek

kendilerine yalan dünyalar kuranların ellerindeki anahtarlarla açılamayacak

kadar derin dehlizlerle doludur. Çünkü, elimizdeki zaping aletiyle, geçiş yaptığımız

her ekran, bizim kirli labirentlere daha çok hapsolmamızın temel nedeni olarak

karşımızdadır.

Ne iş yaptığı belli olmayan, bir eli yağda bir eli balda

tipler, geçim sıkıntısından haberdar olmayan kahramanlar, çalışmadan,

çabalamadan zengin olan tipler Hayatın gerçeği bu mu İnsanlar bir lokma ekmek

için gecesine gündüzüne katarak çalışıyorlar Aldıkları üç kuruş asgari ücretle

geçinebilmek için kırk takla atıyorlar Hayatın hazin gerçekleriyle boğuşarak,

çoluk çocuğunu okutabilmek, yetiştirebilmek için çabalıyorlar İşin tuhaf

boyutu, kendilerini zerre miktarınca yansıtmayan sanal dünyanın zehirli

sarmaşıklarını kuşanabilmek için geceler boyu televizyon ekranları karşısında

mıhlanarak, maneviyatımızı törpüleyen, ahlakımızı zedeleyen, gerçekliklerimizi

dejenere eden türlü entrikaları ve yapımları izlemekten keyif alıyorlar. Ben,

tüm ekranlarda bitti biliyordum ama, meğer Fox ekranlarında devam ediyormuş. En

güzel kutsal değerimiz evlilik kavramını payimal eden, evliliği reytinge kurban

eden İzdivaç programı, meğer bu ekrana transfer olmuş.

Her bölümde nice entrikaların, ekran karşısında aşk,

sadakat, sevgi gibi kavramların vıcık vıcık bir sohbete dönüştürüldüğü İzdivaç

programının sunucusu bile, ortak oldukları kepazeliği itiraf ediyordu önceki

gün. Adam, koştura koştura gelmiş İzdivaç programına . Stüdyodaki bir hanıma

talip olduğunu açıklamış Bir süre sonra, programa bir hanım bağlanmış Demiş

ki, Stüdyodaki bu adam benim kocamdır Sabah evden çıkarken, Hemen geliyorum

diye evden ayrıldı, bir de baktım sizin stüdyonuzda evlilik teklifi yapıyor

Böyle kepazelik olur mu Böyle rezillik olur mu

Yeni medya dili diye çırpınırken, işte bu rezilliklerin

bitirileceği, insanların kendi gerçeklerini bulabilecekleri, maneviyat

atmosferinin tüm zihinleri kuşatacağı, ahlak değerlerimizin ulvi bir boyutta

herkesi sarıp sarmalayacağı bir gerçek dünya arzuluyoruz.

Yeni medya dili diye yırtınırken, olan biten hiçbir şeyin

üzerinin örtülmediği, muhalefet kavramının yerli yerine oturduğu, rıza

üretilmeyen, güce itaatin zorlanmadığı bir medya dünyasının kapılarının

aralanmasını istiyoruz. Kendilerine dokunulmaz payeler biçen, ellerindeki gücü

toplum menfaatlerinin değil kendi menfaatlerinin tahkimi için büyüten

vicdansızların yok edildiği bir toplum gerçeğinin ortaya çıkmasını istiyoruz.