Bu gün, güneşe baktınız mı
Bu güneş, 365 gün doğar.
Bize, kemiklerimize, cildimize, kalbimize, psikolojimize,
yediklerimize, içtiklerimize, giydiklerimize... yaptığı katkıyı ilim adamları
saymakla bitirememişler, saymaya ve araştırmaya devam ediyorlar.
Allah ın yarattığı şekeri, çayı ve suyu demleyip bize
ikram eden bir Allah kuluna teşekkür etmesek nezaketsizlik yapmış oluruz.
Ama faydası saymakla bitmeyen güneşin yüzüne bile
akmadığımız gibi onu her gün doğdurup batıran Rabbe şükür de kusur yapıyoruz.
Her gün doğan güneşin yüzüne bakmayız ama o güneş, senede
bir defa yarım saatliğine tutulsa herkesin başı yukarda güneşin ayıbını
seyretmekle meşgul olur.
Kendisi seyrettiği gibi tanıdıklarına da telefonla haber
verir ve güneşin kara yüzünü görmesini ister.
Birçok olayı hatırlarken Güneş tutulduğu gün diye
başlar.
365X12= 4380.
Güneşin, dört bin üç yüz seksen saat bize fayda veren
parlak yüzünü hatırlamayız.
Yarım saatlik tutulmasını abartırız.
Parlaklık 8760 defa karanlık yüzünden fazla olduğu halde
karanlık yüzü bizi çeker.
Çiçeklerin şahı gül de aynı kaderi yaşar.
Gül deyince hemen akla dikeni gelir.
Gül yağı, gül suyu, gül kremi, gül kolonyası, gül lokumu,
gül mumu, gül reçeli.. gibi mamuller hatıra gelmez hemen diken gelir.
Güneş de gül de insan için yaratılmıştır.
Rabbimiz, Bakara süresinin 29 uncu ayetinde yeryüzünde
olanların tamamının bizim için yaratıldığını haber verir.
İnsan, bunların hepsinden değerlidir.
Faydası, güneşten de gülden de fazladır.
Ama bizler insanların faydasından daha fazla zararlarını
gözümüzün önüne getirir ve ona göre değerlendiririz.
Güneşin kara tarafını görmemizi, gülün dikenine
takılmamızı tenkit için yazmıyorum.
Her şeyin iyi tarafını görmeye ve göstermeye göre
ayarlamışım kendimi.
Bizim güneş ve gülün bile hoş olmayan taraflarını
bilmemiz, onların faydalı ve güzel taraflarının sayılamayacak kadar fazla
olmasından ve hoş olmayan taraflarının sayılabilecek kadar az olmasından
kaynaklanır.
Akşam haberlerinde verilen olumsuz haberler, hâlâ dünya
insanının iyi tarafının daha fazla olduğunu gösterir.
İstanbul şehrinde bir günde bir milyonun üzerinde iyilik
yapılır.
Her biri için bir dakika ayırsanız haber vermek için
günler yetmez.
Kötülükler haber olmaya devam ettiği sürece durum iyi
demektir.
Allah korusun bir gün gelir de akşam haberlerinde filan
semtte bir adam bir diğerine iyilik yapmış diye haber verilmeye başlanırsa işte
tehlike çanı dediğimiz odur.
O da hiç bir zaman olmayacaktır.
İnkarcıların insan kirletme merkezleri ne kadar
kirletirlerse kirletsinler, yeni doğan çocukları İslam fıtratı üzere doğarlar.
Suyu kirletiyoruz ama Allah o suyu buharlaştırıyor, hava,
güneş ve soğuk bulutların imbiğinden geçirip temizleyerek geri gönderiyor.
Bir ismi Kuddüs olan Rabbimizin bu temizleme işlemi
olmasaydı şimdi dünyada temiz bir damla su kalmazdı.
İnsan kirletme merkezlerinin durumu da öyle.
İnkar, şirk, kafirlik pisliğiyle kirlettikleri insanlar,
Şehadet kelimesiyle temizlenmeden giderlerse de yeni doğan çocukları tertemiz
doğuyorlar ve kafirler sil baştan yeniden kirletme işleriyle kendilerini
yoruyorlar.
Biz, insanların sayılı yanlışlarını gözümüzün önüne
getirerek sayısız iyiliklerini kapatmayalım.