Kırılacak çember

Abone Ol

Aynı inanç konusunda ortak paydanın yaygınlığı yanında, farklı inanç gruplarının kültürel paydada ortak özelliklerin ağır bastığı Ortadoğu’daki insan toplumları hakkındaki bilgimizin genişliği ve sahihliği nedir

Bu tarz ve farklı konulara ilişkin bilgiyi temel alan sorgulamaların; sürekli, yıkıcı, bıktırıcı ve ancak dehşete düşürücü niteliğiyle duyarlığı köreltici çatışmaların, karışıklıkların, iktidar boğazlaşmalarının anlaşılmasına yeni pencereler açabileceğini farz edebilir miyiz

Belki bunun cevabı çok açık ve kesin olmayabilir, zamanı muğlak ve uzun bir vadeye de yayılabilir.

Belli bir uzlaşma imkânı ve ortamı umulanın, beklenenin bir hayli altında gerçekleşebilir, belki de hiç gerçekleşmeyebilir. Ya da gerçekleştiğinde tam bir hayal kırıklığını acı ve açık bir şekilde ortaya koyabilir.

Bütün bu ve benzer ihtimalleri göz önünde tutarak, geçmişten beri sürüp gelen ve halihazırda belli bir yoğunluk çizgisinin altına düşmeyen çatışma, mücadele ve savaşların yavaşlamasına, bir süreliğine de olsa mola verilmesine katkısı olabilir mi Doğrusu, çok çok zayıf bir ihtimal olarak görülmesine rağmen, bilgi temelli soru, sorgulama, araştırma, dolayısıyla kısıtlı bile olsa irdeleme ve tartışmaların farklı bir boyut getireceğini, hiç değilse düşünmek istiyorum.

İnsanların, grupların, topluluk ve toplumların, aşiret, kabile ve halkların can derdine düştüğü, Azerilerin deyişiyle “kaçkın” hale dönüştüğü bir süreçte, bilgi sorgulamasının gündeme getirilmesi “uçuk” nitelemesine konu edilebilir. Üstelik pek “naif” de görülebilir. Ancak anlamsız, hele yararsız, beyhude ve boşuna olmayacağını sanıyorum.

Bir defa, elbette spesifik olarak bilgi derken, spekülasyon ağırlıklı bir bilgi kavrayışından söz etmiyorum (ki o da olmalı ayrıca), genel geçer, doğruluğu müdellel, yani belli bir usulle kanıtlanmış bir bilgi söz konusudur.

İşte böyle bir çalışma, kaçınılmaz olarak, farklı türden bir ilişkinin insanlar bakımından var olabildiği ve kurulabileceği imkânına götürücü ihtimali, olasılığı devreye sokabilir. Çatışma, savaşma, öldürme ya da yok etme ilişkisi dışında başka bir ilişkinin bulunduğunu insanların, toplumların hafızalarında, bilinçaltlarında uyandırmaya çalışmak, mutlaka bir sonuç doğurabilir.

Şimdi, bilgi dediğimde, kapsamına ne türden eylemin, hareketin, malzemenin vb. kastedildiğine dikkat etmektir. Ortadoğu’da birbirleriyle mücadele eden, savaşan, vuruşanlar birer insan varlığına sahip olmaları dolayısıyla bir hayatı yaşamak durumundadırlar. Hayat, saf olarak faaliyeti içerir. Faaliyetin kapsamına, insanı ve toplumu kuşatan ve oluşturan her şey dahildir. Bir yönü iktisadi faaliyettir, bir yönü dini, siyasi, hukuki, kültürel faaliyettir. Bütün bunlar, kısaca ilişki kavramı altında toplandığında ve bunlara ilişkin bilgiyi elde etmeye, değerlendirmeye, yorumlamaya çalıştığımızda, sosyolojik anlamında “kurum” şeklinde tezahür edeceklerdir.

Bunlar ile ilgili eksikliklerin tesbit edilmesi, kabaca çatışma, savaş gibi yıkıcı, yok edici ilişkileri anlamamızı ve ortadan kaldırıcı tedbirleri almamızı, düşünmemizi sağlayacaktır. Mesela Suriye ya da Irak’ta, en basitinden iktisadi faaliyetin bir boyutu olarak üretim, emek, iş, piyasa, mübadele, ticaret, kâr gibi konular ele alınıp örgütlenmiş olsalardı ve bunların yeni ihtiyaçlar çerçevesinde tartışılması gerçekleşmiş olabilseydi, yine aynı sonuçlar ile karşılaşılır mıydı Ya da dini konular ya da sorunlar

Oysa inanç kardeşimiz olan bu insanlar ve toplumlar, salt bir “güdülen”, yönetilen bile değil, kitle olarak, gayri insani güç ve iktidarın nesnesi şeklinde görüle gelmişlerdir.

En azından, bilgi olarak bile müphem birtakım indî kanaatlerin kabullenildiği azınlık gruplarca, üzerlerinde iktidarlarının denendiği nesnelere dönüştürülmüşlerdir.

Bunlara, anlama imkânı bile bulamadan duygulanmaya çalışıyor, adeta zorlanıyoruz.Kırılması şart olan bir çemberin

içindeyiz açıkçası.