İnsanlık dışı, inanılmaz bir durum izliyoruz bir haftadır bu ülkede. Ana akım medyasından tutun, özellikle sosyal medyaya kadar birçok mecrada insanlığını kaybetmiş bedenler geziyor saf saf. İsrail’in neredeyse 1 yüzyıldır uyguladığı tüm vahşetlere, akıl almaz katliamlarına rağmen hâlâ sözü dönüp dolaştırıp Filistinlilere ve tüm bir ulusa getiren zavallıları izliyoruz.
Şunu peşinen söyleyeyim. İsrail zulmünü konuşurken, mazlum Filistinlileri, parçalanmış çocuk bedenlerini, gözü yaşlı anaları ve daha nice yürek yaralayan hatta dağlayan sahneleri konuşurken ve bu zulmün artık derhal durmasını isterken, konuyu eğip büküp hop diye toprak satışına getiren “efendim bu Filistinliler de zamanında hep topraklarını sattılar böüü böüü” diyen biri olursa yüzüne tükürmeniz elzemdir. Yani böyle bir insanlık müsveddesine söylenecek o kadar çok şey var ki. Ancak ne terbiyemiz müsaade ediyor ne de basın kanunu. Be ahlaksız şey. Ne alakası var, bugün konuştuğumuz zulümle, dün satılan toprak oranının. Yani yolda yürürken manyağın biri gelip kırılmadık yerini bırakmasa, niye yaptın bu zulmü dediğinde “senin baban da benim tarlamdan geçmişti de hıyarlarımı kırmıştı zamanında” dese, “aa hak etmişim o halde” mi diyeceksin? Yoksa “bana ne ulan babamdan da, yediği hıyarlardan da benim suçum ne” mi diyeceksin? Sen önce kötülüğü def etmeye çalışsana. Zalime zalim desene. Dilsiz şeytan olmasana. Sahilde uçurtma uçururken parçalanan meleklerin acısını ansana.
Tabii dert başka. İçlerindeki bu anlamsız nefret öyle büyük ki, tüm insani melekelerini silip süpürmüş. Ortaya vahşi bir yaratık çıkarmış. En büyük acıları bile tezvirata kalkan melun bir cüsseye dönmüşler. Oh iyi oluyor hepsine diyemedikleri için arkadan dolanıp pislik saçıyorlar etrafa.
Sanmayın ki sadece Filistin veya Araplar konusunda böyleler. Ne olmuş, nasıl olmuşsa tek dertleri inançlı insanlar, Müslümanlar olmuş. Türk, Kürt, Arap fark etmez.
Mavi Marmara saldırısının olduğu günün sabahı görevim gereği çalıştığım okula gitmiştim. Tabii ders filan anlatacak halim yok. Müthiş sarsılmışım. Girdiğim tüm sınıflarda bu vahşeti anlattım. Unutmamalarını istedim, körpecik çocuklardan. Öyle bir atmosfer oluştu ki, çocukların tamamı bahçeye çıkıp eylem yapacaktı az daha da, inanın bu kez ben tuttum onları. Böylesine bir duygusal atmosferde, öğretmenler odasına giren çok bakımlı bir kadın öğretmen bir anda başlamasın mı hem Mavi Marmara gönüllülerine ve hem de şehitlere hakaret etmeye. Açıkça, “Gebersinler, oh oldu onlara, ne işleri var oralarda” demesin mi! Kan beynime sıçradı. Açtım ağzımı, yumdum gözümü. Ne insanlığını bıraktım ne vicdanını. Bunu niye anlattım şimdi. Çünkü bu nefret dolu bünyelerin derdi inançlı insanlarla işte. Kendi ülkesinin üstelik böylesine yardımsever ve tertemiz insanlarına bile düşman bunlar. İşte bir öğretmenler odasında oh olsun deme cüretini gösterebilirken, gelecek tepkilerden korktukları için 85 milyonun karşısına çıkınca böyle ahlaksız yollara başvurup işi sulandırmaya kalkıyorlar.
Bir başkası çıkıyor bu kez, “Efendim Filistin davasını eskiden sadece sosyalistler tutardı, ne zamanki İhvancı HAMAS kuruldu, ondan sonra bizdeki İslamcılar de desteklemeye başladılar” diyor. Buyur buradan yak. Akılsız mı dersin, cahil mi, yoksa ahlaksız mı? Bence hepsi ve daha fazlası. Rahmetli Erbakan Hoca’nın düzenlediği büyük Kudüs mitingi yapıldığında ortada daha HAMAS bile yoktu. Dahası, bu ülkede Kudüs’e şiirler yazılırken siz bile tevellüt etmemiştiniz. Ama yine aynı vahşilik işte. Bu kez de buradan vurmaya kalkıyorlar, o küçük beyinleriyle. Sonra bir başka tezviratçı çıkıyor ortaya. O çok sevdiğiniz Filistinliler ve HAMAS Ermenistan’ı tanıdı da, PKK’yı destekledi de vik vik... Daha Filistin neresi, Gazze neresi, Batı Şeria neresi, kim nereyi yönetiyor, resmi hükümet kim, temsil gücü kimin elinde de bu faaliyetleri yapıyor, bilgisi yok. Olması da gerekmiyor ki zaten. Konu mazlum ve inançlı Filistin halkı ya. Kötüle gitsin.
Bir haftadır o kadar belge ve yazı paylaşıldı Filistin’deki toprak satışları ile alakalı. Biz de yazsak burada sayfalar tutar. Oran ortada işte. Genele göre çok düşük bir oranda satış olmuş. Ve işin ayrıntısına da girince neler neler çıkıyor da neyse. Belki ve gerekirse başka bir yazıda açıklarız. Ancak şu da bilinmelidir ki; sonuçta büyük bir mağlubiyet almışız dünya savaşında. 10 cephenin 9’unda yenilmişiz. Ve sonunda teslim olmuşuz. Silah bırakmışız. Bunun da ağır bedelleri olacak tabii ki. Ve düşman ki dünyanın bir numaralı süper gücü olan düşman, senin elindeki toprağı alarak istediği gibi tasarrufta bulunmuş. Yayınlamış Balfour deklarasyonunu ve savaşarak bizden aldığı Filistin toprağına tüm dünyadaki Yahudilerin gelmesine izin vermiş ve desteklemiş. Sonuçta da İsrail kurulmuş. Kısaca süreç bu. İster toprak sat, ister satma. Dünyanın tüm süper güçlerinin onayı ve desteği ile bir devlet kurdurulmuş orada. Yapabilecek hiçbir şey yok.
Ancak ifade ettiğimiz gibi. Bunun önemi yok ki. Bu kindarların derdi gerçek değil ki. İçlerindeki kini kusmaya yer aramak. O nedenle bunlara cevap bile vermek züldür. Yapabilecek de bir şey yok. Allah, kalplerindeki merhameti almış. Bırakın kinlerinde boğulsunlar.