Kimlik Arayışımız!..

Abone Ol

Başka bir toplumu kendimize referans alma eğilimi bizde

3. Selim   ile birlikte başladı.

Millet olarak, bu güne kadar referansı sürekli dışarıda

arama telkinleriyle şartlandık.

Bu coğrafyanın bir insanı olarak, bir Müslüman

olarak,  bir Türk olarak ne hissediyorum

veya ne düşünüyorum bilincinden uzak yetiştik.

Parçalanmış bir kişiliğimiz, bir kimliğimiz var ortada

Zaten bu yüzden kendimizi sevmiyoruz.

Zaten bu yüzden birbirimize güvenmiyoruz.

Aidiyet duygumuz gelişmediğinden, geçmişimizden,

tarihimizde ve dilimizden adeta utanır duruma geldik.

Oysa Rusya,   hala

eski çarlıklarıyla övünüyor.

İngilizler, eski kraliyetiyle varlıklarını

sürdürüyorlar.

Yunanlılar, Roma kültürüyle kimliklerini ortaya

koyuyorlar.

Millet olarak bizler ise, neden Osmanlı kimliğimizi

rahatlıkla ortaya koyamıyoruz veya koymuyoruz ..

***

8. yüzyıldan itibaren Budist-Şamanist kültürden

Müslüman kültüre geçiş dönemimizdir.

Bu süreçte eski kimliğinizi, kültürünüzü tamamıyla terk

etmişiz.

Köprüleri yıkıp, kendimizi var gücümüzle öbür tarafa

atmışız.

Oralarda tutunmaya, kişiliğimizi, kimliğimizi bulmaya

çalışıyoruz.

Bizdeki ilk yıkılma ve bozulma yazının değiştirilmesiyle

başladı.

Yazıdan, tarihten ve kültürden koparılmak bizim için çok

ağır bir darbe oldu.

Kültürel manada eskiyle bağı koparmak toplumsal bir

yıkımdı.

Çünkü tarih siliniyor.

Bugün, bırakın Osmanlıca metinleri, üniversite öğrencisi

bir Sait Faik i bir Yahya Kemal i, Mehmet Akif Ersoy u, Atatürk ün nutkunu

bile rahatça okuyup anlayamıyor.

Trajik bir durum bu!..

Biz çok ciddi bir kimlik ve özsaygı kaybına uğramışız

da farkında bile değiliz

***

Bu değerlendirmeler sonucunda, nasıl bir insan profili

ortaya çıktığını birlikte görelim.

Ceza Yasalarını, İtalya dan...

İdari hukuku, Fransa dan...

Medeni hukuku, İsviçre den...

Ceza yargılaması hukukunu, Almanya dan almışız.

Buna göre, Cumhuriyet tarihi boyunca; Türk

vatandaşı,  İsviçre medeni yasalarına

göre evleniyor.

İtalyan ceza yasalarına göre, cezalandırılıyor.

Alman ceza muhakemesi kanunlarına göre, yargılanıyor.

Fransız idare hukukuna göre idare ediliyor.

İslâm hukukuna göre de gömülüyor.

Böylesine karmaşık,  böylesine kozmopolit bir sistemde yetişen bir vatandaş, nasıl bir

kişilik,   nasıl bir kimlik   kazanacak .. 

***

Ortada gerçek kimliğimiz yok.

Biz kendimizi bulmaya çalışıyoruz.

Bir yanda kaybedilmiş bir kimlik var.

Diğer yanda da alınmaya çalışılan bir Batılı kimlik

var.

Kaybettiğimiz kimlik, Geleneksel Osmanlı Türk Müslüman

kimliği.

Bu kimlik şimdi nerede ..

Bilgi çağında, 21. yüzyılı yaşarken ne Batılı bir kimliğe

sahip olabildik

Ne doğulu bir kimliğe sahip olabildik

Ne de İslami bir kimliğe sahip olabildik

İki arada bir derede dolaşıp duruyoruz!..

***

Sakın karamsar tablo çizdiğimi zannetmeyin.

Bir sancıdan bahsediyorum.

Bir dirilişten, bir uyanıştan bahsediyorum.

Anlattıklarım bir durum tespitidir.

Türk insanının özelliklerini yıkabilme uğruna tarihi

plânlar yapıldı ama sonuç hâlâ alınamadı.

Türk insanı kimliğini arıyor.

Türk inanı yeniden şahlanıyor.

Türk insanı küreselleşen yenidünya düzeninde değişime

gelişime ve dönüşüme en açık ve en meyilli ülkelerin başında geliyor.

Türk insanının var olan özelliklerinin içinden tek bir

özelliği bile Batı yaşam tarzını yok etmeye yeter de artar bile

Evet, bu özellik de,

Türk insanı, vahşi kapitalizme karşı, aslına dönmeye ve

dilini, dinini ve tarihini yeniden öğrenmeye mecburdur.