Kimler kurban kesmekle yükümlüdür-1

Abone Ol

SORU: Kimler kurban kesmekle yükümlüdür Bir kimseye

kurban kesmesinin vacib olmasının şartları nelerdir

Cevap: Bismillâhirrahmanirrahim.

Kurbanın vacib olmasının şartları. Kurban kesecek

kimsenin:

a-Müslüman olması,

b-Akıllı ve bülüğa ermiş olması,

c-Hür olması,

d-Nisab miktarı mala sahip olması,

e-Seferi olmayıp mukîm olması, gerekir. 

Kurbanın vacip olması için, kesim süresinin sonu

geçerlidir. Buna göre, kurban bayramının üçüncü günü, güneş batmadan önce

zengin olan mükellef bir Müslüman a kurban vacip olur. Bundan önceki sürede

fakir olması hükmü değiştirmez. Bunun aksine bayramın üçüncü günü güneş

batmadan biraz önce fakir düşen veya vefat eden Müslümandan da kurban

yükümlülüğü kalkar.

Seferi olanlar kurban kesmekten muaftır. Hz. Ebubekir

(R.A.) ile Hz. Ömer (R.A.) seferi olduklarında kurban kesmemişler; Hz. Ali

(R.A.) de: Seferi kimseye Cuma namazı ile kurban borç değildir, demiştir.

Bundan dolayı seferiliği gerektirecek yoldan hacca

gidenler seferde oldukları için, memleketlerinde kesmeleri gereken kurbanları

kesmek vacip değildir. Ancak Mekke-i Mükerreme de seferi olmayan hacılara,

memleketlerinde kesmeleri gereken kurbanları da kesmek, tercih edilen görüşe

göre vaciptir. Şu kadar var ki, isterlerse bu kurbanı memleketlerinde de birini

vekil tayin etmek suretiyle de kestirebilirler.

Seferi olan bir kimse kurban kesmekle mükellef olmamakla

beraber, bu şahsın tek başına veya mukimlerle birlikte kurban kesmesine bir

engel de yoktur. Seferi kimse için böyle bir muafiyet ibadetlerde külfeti

kaldırmak ve kurbandan gözetilen hikmetlerin gerçekleşmesine öncelik vermek

sebebiyledir. Çünkü seferilik halinde bulunan kimse gerek kurbanlık temin etme

ve kurbanı kesme, gerekse kesilen kurbanın etini değerlendirme ve dağıtma

açısından o bölge halkının, mukim kimselerin sahip olduğu bilgi ve imkâna sahip

değildir. Ayrıca yolculuk hali zengin olan yolcunun bile elindeki parayı daha

tedbirli harcamasını gerektirir. Böyle olunca kurban bayramı süresince iş ve

görev gereği yolda olan veya bulunduğu yerde seferi konumunda olan kimselerin

bu ruhsattan yararlanması makuldür. İsterlerse kurban kesmeyebilirler. Bu

kimselere kurban mükellefiyeti yüklemek maddî yönden ziyade ibadetin ifası

yönünden ağır bir külfet teşkil edebilir.

Ancak fıkıh kitaplarımızda konu böyle ele alınmış olmakla

birlikte, günümüzde yolculuk imkân ve şartları büyük ölçüde değişmiştir. Bayram

tatilini fırsat bilerek yurt içi veya yurt dışı geziye çıkan, yazlığa giden,

memleketine ana-ata ocağına giden kimsenin durumu farklıdır. Bu durumdaki

kimselerin söz konusu muafiyetten yararlanma yerine ya önceden gerekli

tedbirleri alarak vekâleten kurbanını kestirmesi ya da bulunduğu yerde kurban

kesmesi daha isabetlidir. Çünkü kurbanın namaz, oruç gibi kişinin niyetiyle ve

iç dünyasıyla alâkalı yönü bulunduğu gibi onlara ilâveten toplumda sosyal

adaleti sağlayan ve üçüncü şahısların haklarını ilgilendiren yönü de mevcuttur.

Bu sebeple de, seferinin yolculuk sebebiyle namazı kısaltma ya da oruç tutmama

ruhsatından yararlanması daha ferdî bir karar iken kurbanda durum farklıdır.

Böyle olunca, bu ibadetin sosyal amaçlarının göz önünde bulundurulması,

savunulabilir bir gerekçe, sıkıntı veya mazeret bulunmadığı sürece kurban

ibadetinin yerine getirilmesi gerekir.

Eyyam-ı nahr yani kurban kesme, bayramın 1,2,3.

günlerinde yolculuğa çıkan kişi, vakit çıkmadan mukim olursa kurban kesmekle

mükelleftir.

Eyyam-ı nahrin ilk günlerinde mukim olduğu halde kurban

kesmeyen ve son gün yani 3. gün sefere çıkan kişiden vücubiyet düşer.

Önemli not: Seferi iken kurban kesenler; kurban kesme

yani bayramın 1, 2, 3. günleri içinde memleketlerine dönerlerse, tercih edilen

görüşe göre yeniden kurban kesmeleri gerekir. Çünkü seferi iken kestikleri

kurban nafile idi.