İYİ Parti’de Genel Başkan Meral Akşener’in masadan çok sert kalkması ile başlayan sarsıntı, seçimlerden sonra da devam ediyor.
Siyasetin gündemi; İYİ Parti’den istifa eden ya da ihraç edilen isimler ve parti içi bazen de hoş olmayan meseleler.
Elbette hiçbir partiden seçilen milletvekilinin hele ki birkaç ay içerisinde istifasını doğru bulmak mümkün değil.
İstifaların farklı sebepleri de olsa en büyük sorun, CHP ile yerel seçimlerde ittifak konusundaki iki başlılıktan kaynaklanan kırılma oluyor. Bu noktada bir orta yolun bulunması pek de mümkün gözükmüyor.
Son olarak partinin İBB Grup Başkan Vekili İbrahim Özkan, Genel Başkan Akşener’in talebi doğrultusunda önceki gün istifasını verdi.
Bütün bu olup bitenlerin tek bir anlamı var; “İstanbul seçimleri”…
Ülke siyaseti açısından İstanbul seçimleri her dönem çok önemli olmuştur ama bu dönem sanki çok daha önemli.
Peki ne olabilir, bu ihtimalle bakacak olursak.
Hem tek başına seçime girmesi hem de bu dağınık görüntü şüphesiz İYİ Parti açısından “iyi sonuçlar vermeyecek” gibi.
Partinin kuruluş amacı “Erdoğan karşıtı milliyetçilik” olunca genel başkan da olsanız tabanınızı konsolide edip bir yerden diğerine taşıma ihtimaliniz zor görünüyor.
Bilindiği üzere İYİ Parti’nin Türkiye genelinde yüzde 10 civarında oyu var. Ancak İstanbul için aynı oranı söylemek pek mümkün değil.
Ancak netice itibarıyla İYİ Parti, İstanbul’dan bir aday çıkaracak ve bu aday da belirli oranda oy alacak. Bu oy İstanbul’da yönetimin el değiştirmesine sebep olur mu bilinmez.
İYİ Parti olmadan İstanbul’da seçimi kazanması Ekrem İmamoğlu açısından çok önemli ve anlamlı olabilir. Seçimi kaybetmesi ise siyasi hayatının sonu anlamına da gelebilir.
İstanbul seçmeninin Türkiye geneli dikkate alınınca daha muhafazakâr bir yapıda olduğu düşünülünce sonucu etkileyecek iki blok var; biri muhafazakârlar, diğeri de eski adıyla HDP’nin tutumu. Ve tabii iktidarın ulaşmakta güçlük çektiği gençler.
Ankara’da ise Mansur Yavaş, kendinden emin gibi duruyor. Hatta İYİ Parti Ankara İl Başkanı Yener Yıldırım’ın iddiasına göre Yavaş, bu durumu Akşener’e bizzat söylemiş. Yavaş cephesinden bu açıklamaya ilişkin bir yalanlamayı en azından biz görmedik.
Bu denklemde ise her durumda kaybeden İYİ Parti olacak gibi…
Daha birkaç ay öncesine kadar Ekrem İmamoğlu ile aşırı samimiyeti eleştiri konusu dahi olan Meral Hanım, önümüzdeki aylarda aynı İmamoğlu için nasıl bir dil kullanacak merak konusu.
Ülkemizde siyasette hiçbir şey olup bitmiyor. Sürekli yeni kurgular, yeni senaryolar ortaya konuyor. Filmin sonu ise genelde kestirilemiyor.
NOKTA
İstanbul Adliyesi’nde affedilen İsrail’i Lahey’de yargılatma isteği espriyse de komik değil.
DÖRT KÖŞE
Allah’ın bahşettiği akıl nimetini hiçbir kuluna kiraya veremem!
BIRAKIN BİRİ DE İKTİDARINIZA “İFTİRA” ATSIN!
Koskoca adamlar ayağa kalkmış “iktidarım da iktidarım” türküsü söylüyor.
Kiminin isminin önünde “prof” kiminin isminin arkasında “hoca” yazıyor.
Neymiş efendim, hocanın biri, “Ülkemizdeki siyasi iktidar İsrail’e yüzlerce gemi gönderirken Gazze için hiçbir şey yapmadı” demiş.
Bu sözleri de iktidarlarına hakaret olarak algılamış bir grup.
Sizin iktidar dediğiniz şey haşa kutsal bir varlık mı?
Laf söylenemez mi? Sorgulanamaz mı? Hatadan münezzeh mi?
“İktidar”, dünyanın her yerinde geçici süreli işgal ettiğiniz koltuğun adıdır.
Evet iyi düşünün “geçici bir ünvan”.
Yarın sizin yerinize birileri, hatta belki de sizin hiç hazzetmediğiniz birileri “iktidar” olacak. Siz de kalkıp onlara bazen eleştirilerde bulunacak bazen de iftira atacaksınız.
Tamam “iftira/hakaret” hoş bir davranış biçimi değil ama orta yerde de cenazelerimiz var.
Kadın var, çocuk var, genç var, yaşlı var... Doğmamış çocuklar dahi var.
Yani sizin iddianız gibi ortada iktidarınıza bir iftira varsa da ondan daha önemli sorunlarımız var. Biraz yutkunun!
Bırakın biri de iktidarınıza iftira atsın, hakaret etsin.
Korkmayın, iktidarınızın canı çıkmaz!
Olgunluk gösterin, büyüklük gösterin.
Yalansa dahi, yalanlamayın.
İnsanlarla laf/söz yarışına girmeyin.
Bahane üretmeyin, susun!
Karşınızdakilerin “konuşma zamanı”. Siz çok konuştunuz.
Konuştuklarınızda yalan, iftira hiç yok mu sanıyorsunuz?