Kime şikayet edelim?

Abone Ol

Sonuçlanmayacak işler için, boşu boşuna yapılan çabalar için, akıntıya karşı çekilen kürekler ve boşa sarfedilen eforlar için halk arasında kullanılan ilginç bir deyim vardır: "Git, derdini Marko Paşa ya anlat" denilir. Geçtiğimiz günlerde RTÜK ün Alo Şikayet Hattı na halkımız tarafından yapılan başvurulurla ilgili ilginç bilgiler önümüze geldi. Meğer halkımız, televizyonlardaki müstehcenlikten, gayri meşru ilişkilerden, reklamlardaki kepazeliklerden, magazin saçmalıklarından ne kadar bizarmış. İşin tuhafı, biz bu köşede televizyonlarımızın toplumumuzu nasıl ifsad ettiği noktasında yazılar kaleme alırken, hiç de suya yazı yazmıyormuşuz. Milletimiz, bizim ıskaladığımız konularda bile şikayetlerini RTÜK ün şikayet hattına yağdırıp dururmuş

İyi de, RTÜK ün Şikayet Hattı na, televizyon ekranlarımızdaki yapımlarla ilgili böylesine eleştiriler yağdırılırken, değişen bir şey var mı Yok!... Sıfıra sıfır, elde var sıfır!... RTÜK Şikayet Hattı nın, milletimizin içindeki gazı almaktan başka bir işlevi var mı Yok!... O halde, televizyonlarımızın başındaki toplumu kendi arzuladığı bir dünyaya çekip çevirmek için deveye hendek atlatan irade demez mi, "Git, derdini Marko Paşa ya anlat"

Bir şeyden şikayet varsa, şikayetin ulaştığı veya ulaştırıldığı mercinin bu konuda adım atması gerekir. Oysa, bugün televizyon ekranları, her konuda bildiklerini okumaya devam ediyorlar Cıvık magazin yapımlar, arızalı ilişkileri ele alan töre-mafya-siyaset dizileri, çocuklarımızın kafalarını kurcalayan sihirli yapımlar, SMS gelirlerini cebellezi etme felsefesiyle kurgulanan yarışmalar, maraz meraklara servis yapan dedikodu programları Değişen ne var

Velhasıl, RTÜK ün Şikayet Hattı nın daha işlevsel, fonksiyonel ve çözüm üretici bir yapıya kavuşturulması gerekiyor. Milletin şikayetlerini not alıp, "Yüzde 15 i bilmem ne için, yüzde 5 i bilmem ne için, yüzde 30 u magazin için" şikayette bulundu diye "veri tabanı" oluşturulacak yerde, televizyon kanallarında bu işin başındakilerle bu şikayetlerin yöneldiği yapımları buluşturup, hal çaresi üretecek bir çalışma yapılmalı. Herkes bildiğini okumaya devam ettikten sonra, derdinizi anlatsanız ne yazar, anlatmasanız ne yazar!...

*

Geçtiğimiz günlerde "Bu kafanın gençliği" başlığıyla ilgili yazdığımız yazımızda Kanal D ekranlarında geçtiğimiz hafta başlayan Kavak Yelleri adlı bir okul dizisine küçük bir eleştiri yapmıştık. Meğer dizinin daha ağır bölümü bu haftaymış 15-16 yaşındaki lise öğrencilerinin kelimenin tam anlamıyla fingirdeşme arenası bir dizi Kız tavlama, avlama senaryosu Üstadın dizelerini hatırlamamak mümkün mü

"Utanırdı burnunu göstermeye süt ninem/Kızımın gösterdiği kefen bezine mahrem"

Ve yine üstadın harika dizeleri

"Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek/Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek "

İnsanların hayatını hedonizm felsefesiyle kurgulayan, genç nesli bile zevkperest bir canavara dönüştürmeye çabalayan bu televizyon zihniyetinden ne hayır bekleyeceksiniz