Kim Kimin Rolünde

Abone Ol

Günümüz dünyasının karmaşasında kimin ne ve kim olduğu belirgin mi değil mi anlaşılamıyor. Yüzler, simalar yanıltıcı oluyor. Sanki her bir kimse bir başkasının görevini yerine getiriyor.

Siyasal anlamda artık parlak ve belirgin yüzler ortalıkta pek görünmüyor. Birbirine öykünen, kendisi olmayan, başkasının rolünü sahiplenirse başarılı olacağını düşünenlerin yeni dünyasındayız.

Belli bir dönemden beri dünyayı yönetenlerin genel görünümü, tarzı ve tutumlarıyla birbirinin benzeri. Geçmiş dönemlerde bu oldukça belirgindi. Hatta bu durum renk seçimlerine kadar kendini göstermişti. Onlarca yıl önce turkuaz renkli bir tutum vardı. Ukrayna’da başlayan bu dalganın etkileri ülkemize kadar kendini belli etti. Gazetelerin, partilerin renk seçimlerinde de kendini göstermişti. Gene benzer bir durum İngiltere’de başlayan genç yönetici dalgası birçok ülkeyi etki altına aldı. Deneyimliler, öncüler bir anda bu dalgaların kurbanı oldular.

Dünyada egemen olan güçlüler her zaman genel durumun belirleyicileri oluyor. Onların tarzları, söylemleri ve tutumları hem etkili oluyor hem de yönlendiriyor. Kimileri bu rolleri sahiplenir onunla var olmaya çalışırken kimileri bir çaresizlikle içe kapanıyorlar. Bu da onların korkak, edilgin olmalarına neden oluyor.

Siyasal anlamda bu tiyatro sahnesinin oyuncularının rolleri kendilerine göre tanımlanır. Bunlar istenilenlere uymak zorunda. Yoksa her an rollerini yitirebilirler. Kişilik değişimlerinde zorlananlar olabilir, rollerinin gereğini gerçekleştiremeyebilirler. O zaman da bir biçimde değişmeleri gerekiyorsa değiştirilirler. Egemenlerin isteğine uygun rol yapmak zorundadırlar. Kişiliklerini bölebilirler. Hem kendi kişiliklerine sadık kalır gibi yaparlar, hem de olmaları gerektiği gibi davranırlar. Fakat asıl rolleri kendi kişilikleri değildir. Kendilerine tanımlanan role uygun olanını yapmalıdır. Bu rolü üstlenenler kimileri ustaca olması gerekeni yerine getirirler kimileri de beceremeyebilirler.

Bu etki ve dalga yukarıdakilerle sınırlı kalmıyor. Kendisine bağlı olanlar, sevenler, tutkuları olanlar onlardan asla geri kalmazlar. Sosyal medyada bir sokak röportajında birine mikrofon uzatılıyor, şu soru soruluyor. Muhalefet partilerinden bir liderinin kiliselere yapılacak yatırım katkıları için ne düşünürsünüz, sorusuna verdiği karşılık: “O zaten o ruhu taşıyor, papazın tekidir bunu yapması normaldir.” Bunu öfkeli bir ses tonuyla belirtiyor. Tam o sırada programı yapan, “Pardon diyor, bunu iktidar partisinin başkanı” söyledi deyince karşısındakinin tavrı birden değişiyor. Ses tonu yumuşuyor ve hatta mülayimleşiyor. O öyle demişse normaldir, yapılması gerekir. Bu anlık değişim geneli yansıtan bir durum. İnsanların içinde bulunduğu ironik hâlin göstergesi.

Siyasa adamlarına bu gözle bakıldığında dünden bugüne olan değişimleri görülür. Bu değişimler kendilerinin bir tercihi değil. Koşulların zorlamasıyladır. Kendilerini döneme uyarlama konusunda becerilidirler. Böyle yapmasalar kısa sürede siyasal alandan silinirler.

Emperyal Abede yöneticilerinin etkisi ve onların oluşturduğu dalgayı iyi gözlemlenmeli. Çünkü alt katmandakiler onların gözlerinin içine bakarlar. Nasıl baktıkları, neler söyledikleri belirleyici olduğundan ona göre rollerinin nasıl olması gerektiğini bilirler. Bu da oyunculuktaki ustalıkları gösterir. Biden ya da Trump gibi şahin, olmak mı gerekir. Obama gibi idare eder tarza bulunmak mıdır? Obama Amerika yönetiminde geçici ve ara dönem yöneticisidir. Biden ya da Trump gibi asıl belirleyici değildir.

Orta Doğulu yöneticilerin geneli rollerini hakkıyla yerine getiriyorlar. Yerine getirmeseler kısa sürede yerlerinden olacaklarını biliyorlar. Onlar için ne ulusları, ne halkları önemlidir. Önemli olan kendileri ve konumlarıdır. Yerlerini rol alacak gönüllüler o kadar çoktur ki. Bu da egemenlerin işini kolaylaştırıyor.