Kim Kimdir, Ne Nedir?

Abone Ol

Gazete: Haberdar edilmek suretiyle beynimizin

kirlenmesine katkı sağlayan.

Televizyon: Vizyon peşinde koşanların gün boyu

dolaştıkları cadde.

İnternet: Netliğin olmadığı, netameli alan.

Şair: Yazdıkları hayatta kalmasına yetmeyen,

yazamadıklarının hayaliyle yaşayan adam,

Köşe yazısı: Hariçten meydan okunan ergonomik ortam.

Namaz: Modern hayat dizgesine başkaldıran, saatleri

ayarlama enstitüsünün ilk dersi.

Akıllı telefon: İnsan aklının bir aletle bağımsızlığını

yitirmesi.

Siyaset: İnsansız eğitim sahası.

Milli Gazete: Ölü toprağına karşın hayat yaprağı.

Nurettin Topçu: Şiirin bir insanda isyan ederek ahlâka

dönüşmüş hali.

İsmet Özel: Dolmuşa binmeyen, halk otobüsündeki şair.

Sezai Karakoç: Üzerimize yağan yağmur duası.

İstanbul: Onu ayakta dinleyenlere diyeceği çok şeyi

vardır.

Kurşunlu Cami: Yakılan, yıkılan, kurşunlanan cami.

Savaş: Yaşamayı beceremeyenlerin ölüm arayışı.

Barış: İnsanın savaşmadığı kısacık hayat süreci.

İlahiyat: Aya ilk ayak basan adamın şaşkınlığı.

Bezelye: Hayat hiç de sandığınız kadar yatırım yapmaya

değmez diyenlerin günlük aşı.

Kani Karaca: Yaşarken o bizim yüzümüzü göremedi biz onun

sesini.

Nazım Hikmet: Necip Fazıl denildikten sonra peşinden

adının zikredilmesinin vecibe haline geldiği şair.

Diş Ağrısı: Öz ağzımdan kafatasımı oyan şey.

Muzaffer Doğan: Türkiye nin akbil kullanan tek belediye

başkanı.

Nasrettin Hoca: Hocalığına efendilik yakışmayan tek

mübarek kişi.

Huzur: Rahat uyku.

Mutluluk: Rahat ve konforlu yatak odası.

Huzur Sokağı: Otomobillerin işgal ettiği, trafikten

geçilmeyen sokak.

Asansör: Paket servis.

Perde: Hani nerde

Ekmek: Para kazanmanın en ikna edici bahanesi.

Gizli buzlanma: Muhafazakâr kapitalizm.

Sivilce: Ergen uyarı sistemi.

Hece: Nefes almaktan sonra gelen ilk şey.

Gülmek: Anlamsızlığa karşı bayrak açmak.

Ağlamak: Anlayamamanın sükutu yumruklayan öfkesi.

Göz: Cennete özel organ.

Simit: Açlığın çevresinde yuvarlanma talimi.

Rüya: Gecenin derin aynasından gözüken.

Uyku: Eşyadan arınma yolculuğu. Meşguliyeti meşgul etme

biçimi.

Kelime: İlahi kelamın yeryüzündeki elçisi.

Cümle: Kelimelerin saf düzeni almış şekli.