Kim Gelirse Gelsin!

Abone Ol

Ülke ekonomisinin yeniden Mehmet Şimşek yönetimine teslim edileceği yolunda söylentiler var.

Bu konuda tabir caizse her kafadan bir ses çıkıyor.

Kimi izlenmekte olan ekonomi politikaları değişmedikçe Mehmet Şimşek’in tek başına bir şey yapamayacağını öne sürerken kimileri de Şimşek’in sürece katkı vermek istediğini iddia ediyor.

Ekonominin başına kim gelirse gelsin, işinin çok zor olduğunu söylemek kehanet olmasa gerek.

Zira ekonomi ile ilgili veriler tüyler ürpertici cinsten.

Ne döviz kurları kontrol altına alınabiliyor ne de altın fiyatları!

Tarihi rekor, yeni rekor gibi haber başlıkları ile döviz ve altın fiyatlarındaki yükselmeler haber konusu oluyor.

Bir de ekonomideki gidişatı Arjantin ekonomisinin gidişatına benzetenler var.

Sıkça Türkiye’nin Arjantin olma yolunda olduğu şeklindeki açıklamaları duyuyoruz.

Bankaların ticari kredi arzını durdurdukları söyleniyor.

Faiz oranlarının tavan yaptığı ifade ediliyor.

Bunlar piyasa haberleri!

İktidar kanadından gelen haberlerde ise yeni bir özellik bulunmuyor. Eskiden ne duyuyorsak yine benzer şeyler duyuyoruz.

“Faizi düşürdük, enflasyonu da düşüreceğiz” demeye devam ediyorlar.

Evet, iktidar faizi düşürmekten söz ederken piyasada faizlerin tavan yaptığı haberleri geliyor.

Böylesine bir tablo karşısında ekonominin başına gelecek kişiye “Allah yardımcısı olsun” diye dua etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor.

Ya ekonominin başına getirilecek kişi iktidarın izlediği politikalara teslim olacak ya da iktidarın bugüne kadar izlemekte olduğu politikalar ekonominin yeni patronuna teslim edilecek!

Hangisi akla yatkın?

Bugüne kadar izlenmekte olan politikalara bakarak ekonominin yeni patrona teslim edileceğini düşünmek ne mümkün!

Ekonominin yeni patronunun iktidar tarafından izlenen politikalara teslim olacağını varsaymak akla daha yatkın değil mi?