Kim bu Cumhuriyeti sarsanlar?

Abone Ol

Tarifi yapılarak içi doldurulmamış bir takım nitelendirmelerle bu ülkede sürekli olarak bir takım karanlığa dönüş meraklılarından söz ediliyor. Daha doğrusu bu tür nitelendirmeler ile toplum korkutulmaya çalışılıyor. Sanki Cumhuriyet tehlikedeymiş, belli olmayan bazı kişiler ülkeyi yüzyıl geriye götürmek istiyorlarmış gibi bir hava estiriliyor.

Kim bunlar Gerçekten ülkemizde böyle bir tehlike var mı Yok da birileri vehimlerini gerçekmiş gibi mi takdim ediyorlar

Söz gelimi ADDBaşkanı emekli Orgeneral Şener Eruygur, "2006 Türkiyesinde sinsi yıkıcılar iş başında. Demokrat gözükerek Cumhuriyeti sarsıyorlar. Bazı sorumlular sessiz. Cumhuriyetten rövanş almak isteyenler ise mutlu.." dedikten sonra sözü Cumhurbaşkanı seçimine getiriyor ve ekliyor:

"Cumhurbaşkanı seçimi oldu bittiye getirilemez."

Yukarıdaki söylenenlerin ardından işin getirilip Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgilendirilmesi düşündürücü değil mi Cumhurbaşkanını Meclis seçeceğine, Meclis de milletin oyları ile oluştuğuna göre adeta milletin çoğunluğu suçlu ilan edilmiş olmuyor mu

Bu ülke bir kanun ve hukuk devleti değil mi Hukuk devleti klasmanına henüz yükselememiş olsak bile -bazılarınin iddiası bu-  kanun devleti olduğuna itirazı olan var mı Her suçun da kanunlarımızda cezası bulunduğuna göre bu sinsi yıkıcılar kimlerse  bulup ortaya çıkarmak ve cezalandırmak için ülkemizde gerekli kurumlar yok mu

Eğer mevcut asayiş ve adalet mekanizmaları harekete geçmeye değer bir tehlike görmüyorsa, bazılarının ortaya çıkıp kim olduklarını ve suçlarının ne olduğunu açıklamadan toplumun bir bölümünü suçlu, sinsi yıkıcılar ilan etme hakları olabilir mi Böyle olursa o ülkede kanundan ve hukuktan söz edilebilir mi

Demek istediğim o ki, bu ülkede birileri artık klişeleşmiş cümlelerle toplumun bir bölümünü suçlu ilan etmekten vazgeçmelidir. Emniyet ve Yargının  görevini üstlenmek gibi bir hakları olmadığını herkes bilmek durumundadır. Eğer böyle olmaya devam edilirse yarın da başkaları söz konusu teşkilatların görevlerini üstlenmeye kalkışır, ülke tam bir karmaşa ve kaos ortamına sürüklenir. Böyle bir duruma sebep olanlar kendilerini Cumhuriyeti korumak iddiası ile bile temize çıkartamazlar.

Elbette, herkesin aynı düşünmesini ve davranmasını beklemek mümkün değildir. Ancak, birileri sürekli olarak isim vermeden, adres göstermeden yaptıkları suçlamanın da içini doldurmadan, tarifini yapmadan gelişigüzel hayali tehlikenin sahiplerine saldırıp duruyorlar. Bu noktada hiç kimse yarası olmayan gocunmaz diyemez. Bu ülkede demokrasinin zerresi varsa kimse dokunulmaz değildir, olmamalıdır. Kimse kendisini bu vatanın asli sahibi, geriye kalanları ise onların lütfuna muhtaç adeta sığınmacılar gibi takdim edemez, etmemelidir.

Demokrat görünen sinsi yıkıcılar gibi bir nitelendirme çok ağır bir suçlamadır. Bu suçlamanın müşahhas belli bir muhatabı olması gerekir. Yoksa da böylesine ağır bir suçlamada bulunulmaması icab eder. Hele hele Cumhuriyetten rövanş almak gibi bir iddia Anayasal suç kapsamına girer. Bu ülkede Anayasayı korumakla görevli kurumlar da vardır. Eğer bir ülkede bazı kavram ve kurumların korunmasını şahıslar üstlenmeye kalkarsa o ülkede ne demokrasiden ne de hukuk devletinin varlığından söz edilebilir.

Söz edilecek olursa belli periyodlarla Cumhuriyeti koruma ve kollama adına yönetime müdahale gündeme gelir. Eğer birileri hâlâ devletin tüm kurumlarına rağmen kendilerini Cumhuriyeti koruma ve kollamakla görevli addediyorlarsa sözünü ettiğimiz kurumlara gerek kalmaz.

Kaldı ki, Cumhuriyetin tehlikede olduğu iddialarını doğru çıkartacak ortada hiçbir husus yoktur. Ama bazıları kendi öngörülerini, korku ve vehimlerini Türkiyenin gerçeği gibi görüyor ve bunu tüm topluma dikte ettirmek istiyorlarsa  esas bu istekler Atatürkün kurduğu Cumhuriyetin demokratlık esasını ortadan kaldırır.