Kıbrıs sömürgeci kıskacında

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

RUMLAR, 45 yıl önce gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtı’nın sonuçlarını hâlâ kabullenemedi. BM ve AB aracılığıyla “müzakere süreci” oluşturarak taviz almaya çalışıyor. Kıbrıs’ta yüksek dozajda doğalgaz rezervleri bulunması Rumların iştahını kabartıyor. İsrail ve Batılı ülkelerin de.

Gerçekte Kıbrıs sorunu Barış Harekâtı’yla 1974’te çözülmüştü. Rumların yıllarca saldırıları, soykırım noktasına ulaşan katliamları sürerken Mehmetçik Kıbrıs’a çıkarak son noktayı koydu. Kıbrıs’ın üçte biri Türk tarafına geçti. 10 binlerce canın feda edilmesi pahasına. Kanla alınan topraklar masa başında verilemezdi!

Barış Harekâtı sonrası KKTC ve GKRY olmak üzere 2 ayrı devlet kuruldu. Gerçek böyleyken Rum tarafına ne oluyor da, ikide bir taviz koparma amaçlı müzakere talep edip duruyor. Huzur mu batıyor Rumlara? Yunanistan’ın Kıbrıs’ı ülkesine bağlama hayali artarak sürüyor. İşin üstüne üstüne gidiyor!

Kıbrıs’ın Gazimağusa sahilinde ihtilaflı, imara kapalı, tampon Maraş bölgesi var. Buradaki mülk ve tapu kayıtlarının envanter çalışmaları sürüyor. Sorun uluslararası hukukî süreç sonucu çözülecek. Konu beklemede.

Rumlar Kıbrıs’taki doğalgaz yataklarına tek başına konmak, enerji nakil hatlarını kontrolünde tutmak istiyor. Bunun için BM, İsrail ve Batı ülkeleriyle işbirliği halinde. Kıbrıs’ta; ABD, İsrail, Fransa ve İngiltere arasında “gizli bir ittifak” bulunduğu basına yansıdı. Bazıları hâlâ “devlet” olduklarının farkında değil. “Doğalgaz var, öyleyse el koyayım” zihniyeti ancak korsanlık ve eşkıyalıkla açıklanabilir.

MÜZAKERE TUZAĞI

GEÇTİĞİMİZ hafta, KKTC Başbakanı Ersin Tatar Ankara’daydı. Bazı görüşmeler yaptı; Kıbrıs’ta olup biteni, Ada’yı bekleyen tehlikeyi anlattı. Kıbrıs’ın AB’nin insafına bırakılmak istendiğini söyledi. Bağımsızlık sürecinde Kıbrıs’ta büyük emeği olan Dr. Fazıl Küçük’ün şu sözünü nakletti: “Biz ancak Türkiye’yle birlikte hareket edersek var olabiliriz.”

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı sıkça “Müzakereden kaçmayız” türünden sözler ederek Rum kesimini cesaretlendiriyor. Ersin Tatar, Akıncı’nın GKRY lideri Anastasiadis ve BM Genel Sekreteri Guterres ile üçlü görüşme yapmasını ‘gereksiz’ bularak sordu: “Ne oldu da tekrar müzakere sürecine giriyorsun?”

Ersin Tatar, Akıncı’nın eli boş döndüğünü anlattı. Müzakere sürecinin tuzak olduğuna, “modası geçti” gerekçesiyle Türkiye’nin “garantörlük” hakkının elinden alınmak istendiğine dikkat çekti.

1959 Zürih Antlaşması’yla Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ye “garantörlük hakkı” verilmişti. Kıbrıs’taki iç çatışma, katliam ve soykırım girişimi sonucunda, Türkiye “garantörlük” hakkını kullanarak Kıbrıs’taki katliama müdahale etmişti. “Müzakere” diyerek masa başında yürütülen girişimlerle Türkiye’nin garantörlük hakkının elinden alınması Kıbrıs’ın sonunu hazırlamak demekti.

Başbakan Ersin Tatar’ın baştan beri Kıbrıs’ta yaşananlara hâkim ve Rumların giriştiği oyunların farkında olduğunu gördük. Uluslararası anlaşmalara rağmen Rum kesiminin çeşitli ülkelerle tek taraflı anlaşmalar yaptığını açıkladı. Guterres ekseninde aynı masada oturulmasının fevkalâde tehlikeli olduğunu söyledi. Kıbrıs için çok bedeller ödendiğini hatırlatarak, KKTC’nin millî bir mesele olduğunu vurguladı.

ERBAKAN KARARLILIĞI

KIBRIS İslâm tarihinin sembolü… Allah Resulü’nün (s.a.v) halası Ümmü Haram (Hala Sultan) Larnaka’da medfun. Erbakan Hoca, Barış Harekâtı’nın Larnaka’yı da kapsamasını istiyordu.

Sömürgeci ülkeler Kıbrıs üzerine yoğunlaşmış durumda. Fransa Kıbrıs’ta askeri üs kurdu. İngiltere Kıbrıs’a yerleşmeye çalışıyor. ABD, Fransa, İsrail, Yunanistan, İngiltere ve Ürdün 9 ay önce Akdeniz’de ortak ve gizli tatbikat yaptılar. Rumlar; Yunanistan ve Fransa’nın desteğiyle Rum Muhafız Ordusu (RMO) kurdu.

BM Genel Sekreteri Guterres “Rapor” hazırlattı. Kıbrıs’ı Rumlara verme yollarını arıyor. Bu atmosferde Kıbrıs için Rumlarla masaya oturmak zaman kaybı ve tehlikeli. Soydaşlarımız bu konuda epey tecrübe kazanmış durumda. Maliye Bakanı Serdar Denktaş açıkladı: “O masada, o kadar çok ömür çürüttük ki, biz masadan kalkılmasından yanayız.”

Kıbrıs millî davadır. Kırmızı çizgimizdir. Taviz verilemez. Erbakan Hoca kararlı konuşmuştu: “Kim olursanız olun, eğer Kıbrıs’ta şehit kanıyla alınmış topraklardan bir zerresini geri vermeye kalkışırsanız, hepinizden bütün şehitler adına hesap sormak bizim için bir vecibedir; boynumuzun borcudur; haberiniz olsun! Mutlaka burnunuzdan getiririz!”

Saadet Partisi de aynı kararlılıkta. Genel Başkan Karamollaoğlu kesin konuştu: “Kıbrıs’ı masada pazarlık konusu yapmak, çok ama çok tehlikeli bir adımdır. Değilse, AB’ye vizesiz girme hayali kurarken; Lefkoşe’ye, Gazimağusa’ya vizeyle girmek zorunda kalabiliriz.”

Hükümet, Ersin Tatar’ın sözlerine kulak vermeli; Kıbrıs için gerekli desteği esirgememelidir.