Kıbrıs Hala Sultan İlahiyat Koleji

Abone Ol

Lefkara Edebiyat Şöleni’ne katılmak için üç gün boyunca Kıbrıs’ta idim. İlk gün Girne’de Kültür Merkezi’nde “Dizelerin İzinde Bir Hayata Yürümek” başlıklı sunumlar gerçekleştirildi. Prof. Dr. Sadettin Yıldız “Kıbrıs Rubaileri”, şair Ömer Korkmaz “Türk Şiirinin Burçları” başlıkları ile programda yer aldılar. Prof. Dr. Sadettin Yıldız, Kıbrıs’ta öğretmenlik de yapmış olan Arif Nihat Asya’nın kişilik ve şiiri üzerinden hareketle Kıbrıs’ın sosyokültürel dokusu üzerinde çok etkili bir sunum gerçekleştirdi. Namık Kemal’in zindan hayatı yaşadığı sürgün günlerine değindi. Ömer Korkmaz, “Türk Şiirinin Burçları” sunumunda Divan Edebiyatı üzerinde kapsamlı bir yolculuk yaptı. Akşam geç saatlere kadar süren sunumlara Kıbrıslılar büyük teveccüh gösterdiler. Anadolu Mektebi bünyesinde Türkiye’nin değişik yerlerinde faaliyetler gerçekleştiren gençler burada da çok etkindiler. Aybüke program sunuculuğu ile Pınar ise programda okuduğu öyküsü ile beğeni kazanıp göz doldurdu. Bir dönem Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin efsane müdürü iken Gençlik ve Spor Bakanlığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Koordinatörlüğü’ne atanan Mithat Tekçam Bey de programın hazırlanmasında büyük emeği olan isimlerden. Mithat Bey, Girne Kültür Merkezi ilgilileri gibi bütün katılımcılarla birebir ilgilendi. Böylesi kültür-edebiyat faaliyetlerinin sayısının artırılması gerektiğini program sonrası gençlerin ilgi ve heyecanlarını kendi ağızlarından dinlerken daha iyi anladım.

Kıbrıs’ta ikinci programımız Lefkoşa’daki Hala Sultan İlahiyat Koleji’nde gerçekleşti. Öncelikle bütün müştemilatıyla böyle bir okulu Kıbrıs’a kazandıran ilgililere, emeği geçenlere çok teşekkür ediyoruz. Bu okulun ne denli önemli olduğunu anlayabilmek için yakından bakmak gerekiyor. Uzaktan birçok noktayı kavrayabilmek mümkün olmayabilir. Ortaokul ve lise olmak üzere İlahiyat Koleji’nde 1400’e yakın öğrenci bulunuyor. Okul pırıl pırıl. Spor imkânları, konferans salonları ve beslenme koşulları takdir edilesi seviyede. Buradaki öğretmenlerin gayret ve dinamizmi gerçekten görülmeye değer. Burada “Bir İletişim Biçimi Olarak: Edebiyat” konulu konferans gerçekleştirdik. Şiir ve öykü yazan birçok öğrenciyi görmekten ziyadesiyle mutlu oldum. Bu arada “İlahiyat Koleji” ismi de bir İmam Hatip Lisesi için hiç fena durmamış. Kıbrıs Hala Sultan İlahiyat Koleji Müdürü Himmet Turgut Bey ile uzun uzun konuşma imkânı buldum. Himmet Bey gerçekten esaslı bir müdür.

Okuldaki birlik beraberlik ve öğrencilerin kendi aralarındaki uyumlu birlikteliklerinde Himmet Bey gibi çalışkan idareciler ve öğretmenlerin de payı büyük. Tuğba Yaşar, Kemal Baş, Mehmet Sami Yorulmaz gibi öğretmenleri nasıl daha iyisini yapmak ve daha fazlasını öğretmek için gayret sarf ettiklerini gözlerimle gördüm. Okulun kampüsü içerisinde yer alan Selimiye Camii mimarisinden esinlenerek yapılan Hala Sultan Camii ise Kıbrıs’ın manevi geleceğini aydınlatır nitelikte. Hala Sultan İlahiyat Koleji’nde konferansa başlamadan evvel Basın Yayın Kulübü’nün misafiri olduk. Kulüp öğrencilerinin yazmak ve yazarlık üzerine gerçekleştirdikleri söyleşiyi cevaplamaya çalıştık. Ne yalan söyleyeyim, söyleşi hiç bitmesin istedim. Dört kız öğrenci yazarlık serüvenim üzerine söyleşi için hazırlanmışlar. İki öğrenci kamera ilgilenirken diğer ikisi de bütün kitaplarımı inceleyip oradan derledikleri soruları sordular. Söyleşiye başlar başlamaz mikrofonu kapıp ilk soruları onlara ben sormaya başladım. Yaklaşık 10 dakika konuşturuculuk yaptıktan sonra onların bana yönelttikleri soruları cevaplamaya çalıştım.

Öğleden sonra okulun 10. sınıf öğrencileri arasında, “Yabancı dille eğitim olmalı mı, olmamalı mı?” konulu münazaraya konuk olduk. Hem muhteva hem de hitabet gücü noktasında öğrencileri çok iyi gördüğümü söyleyebilirim.

Evet, orda (bir yerlerde) bir okul var uzakta, o okul bizim okulumuzdur. Gitmesek de kalmasak da o okul bizim okulumuzdur. Yabancı dil bilmeye olumlu yaklaşan, ama asla diline yabancılaşmayan bir okuldan bahsediyorum.

Ada ile oda arasında daha birçok şey vardı Kıbrıs’ta. İsterseniz o birçok şeyi de seçim sonrasına saklayalım.

Ne Maraş Kapalı Bölgesi ne Annan Planı, ortak bir dili ortak bir inanç için kullanmanın içimizi serinletip, genişleten o ruh hepsine bedel!