Kibrin Soğukluğu

Abone Ol

İnsanın değişiminin ve kişiliğinin göstergelerinden biridir kibir. Kendisi olmanın ötesinde, sonradan edinmiş olduğu konum, makam ya da kimi durumlarla. Bir insanın geçmişi ile bulunduğu ân içindeki durum bir belirtidir. Yani bir kişinin geçmişini, o kişinin geçirdiği evrelerin neler olduğunu, neler yaptığını, nasıl yaşadığını biliyorsak onun hakkındaki düşünüşümüz kendisini belli eder.

Hayat yolculuğumuz çok çalkantılı geçti. Çok karmaşık ama ne yaptığımızı bilen bir süreçti bizim için. Ondandır ki nerede bulunduğumuz neler yaptığımız ya da yapacağımız bize tanıktır.

Bunları neden mi yazıyorum? Geçmiş zamanda gençliğini çok iyi bildiğim, tanıdığım, hareketli, ele avuca sığmaz biri ile bir kitapçıda karşılaştım. Beni soğuk karşıladı. Anlıyordum soğukluğunu ve tutumunu. O şimdi siyasal şöhretin doygunluğunun içinde, yani sarhoşluğunda. Bakışı, tutumu, soğuk tavrı bunu gösteriyordu. Ya da seçtiği yer.

Montaigne’nin baskısı tükenmiş üç ciltlik deneme kitabını arıyordum. Yapmakta olduğum çalışma için. O ise Asım Köksal’ın İslâm Tarihi’ni ayırmış onun ödemesini yapıyordu. İslâm tarihi ile tutumu arasındaki soğukluk beni irkiltti. Sanki ne yapıp ettiğimden haberi yokmuş gibiydi. Lütfen hatır sordu, sonra da neler yaptığımı. Kütüphane, dergi, gazete yazılarım bahis konusu oldu. “Hangi gazete” demez mi? Güya, zaman zaman kardeşim aracılığıyla selâm gönderdiğini biliyorum. Öyle miydi gerçekten?

“Millî Gazete”, dedim.

Hayıflandı, bunu açıkça dile getirdi. “Millî Gazete keşke başladığı yerde olsaydı” gibi bir laf etti. Bu sefer de ben hayfımı dile getirdim bulunduğum yerden memnunum, hiçbir yakınmam yok. Ben medeniyetim düşüncemi, her yönüyle, çok rahat yazdığım tek yer. Benim için düşüncem önemli. Düşüncelerimi özgür anlatırım, eleştirilerimi yaparım, hiç kimse de benim bu tutumundan rahatsız değildir. Okurum da ben de birbirimizden razıyız” dedim ve çıktım.

İnsanların tercihleri önemlidir. Bu tercihler insanın nereye doğru gideceğinin belirtisidir. Oysa söz konusu kişinin adı bir takım skandallara bile karıştı. Bunları geçiştirdi. Olanlar doğru mudur değil midir bilemem. Doğrudan tanığı olmadığım birileri hakkında bir hüküm veremem. Çünkü bunun da bir vebali vardır.

O soğuk yüz, tepeden bakış, sözcüklerindeki tutum beni irkiltti. Keşke geçmiş zamanındaki o idealist, mücadeleci olan insanla yüzleşseydim diye iç geçirdim. Şimdi mücadeleci, kavgacı ama şöhretin ve çıkarın yolculuğunda.

İslâm tarihi, düşüncesi, inanışı saf ve durudur. Bunda ne kibir vardır, ne tepeden bakma. İnsanları aşağılama, sözcükleriyle dövme, hakaret etme, öteleme gibi bir anlayıştan söz edilemez. İslâm; sevgi, merhamet, samimiyet inanışıdır. Böyle olmasaydı yeryüzüne hiçbir zorlama olmadan, bütün zorluklara, direnişlere, karşı koyuşlara rağmen bu kadar hızlı yayılmazdı. Günümüz Müslümanların tutumlarına rağmen insanların gönlülerinde karşılık buluyor. Sorun; şu soğuk yüzlü, buyurucu, tahakküm edici, baskıcı, adaletsiz ve hakkaniyetsizlere rağmen. Asıl önemlisi Kur’an gibi temel bir kitap ve sünnet gibi, buna bağlı olanlar vasıtasıyla var ve olmaya da devam edecek.

Geçmiş ile gelecek arasındaki geçişler önemlidir. İnsanın yönü ve bu yönün sahihliği de. Yol istikametinden vazgeçişin birçok nedeni vardır. Ya başlangıçta bulunduğu yolu yanlış seçmiş, tercihte bulunmuş ya da bu yol onu tatmin etmemiş, beklentilerine karşılık vermemiş.

Hakikat medeniyet ve düşüncesinin peşinde olanlar onun saflığı içinde olanca zorluklara katlanırlar, çilesini çekerler. Sonuç hiç de önemli değildir. Önemli olan Allah katındaki karşılığıdır.

Saf Müslüman’ın bir hesabı olmaz. Hakikat’in peşinde ise onunu onu götüreceği yer, yapıp ettikleri ve edecekleri önemlidir. Gerisi boştur.