Kibir siyasetinin başımıza sardığı belalar

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (C.C.)›a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.

Kabil kardeşi Habil’i kibri sebebiyle öldürdü. Nuh (A.S.) kavmini helak olmaya götüren bu kibir ve enaniyettir. Nemrut’u azgınlaştıran da kibri ve enaniyeti olmuştur ve İbrahim (A.S.)’in davetine karşı koyması yine bu kibrin eseridir. Firavun, kibir ve enaniyetindendolayı ilahlığını ilan etti ve yanındakiler ile birlikte toplumu sihir ve benzeri vasıtaları kullanarak aldattı. Allah Musa ve Harun’u ona İslam’ı tebliğ etsin ve halkını Adil Bir Düzen ile idare etsin diye gönderdi. Firavun bu tebliğe direndi ve kibrinde ısrar ettiği için sonunda helak olup gitti. İsa (A.S.)’ya düşmanlık eden hahamlar ve kâhinler kibirleri ve enaniyetleri sebebiyle hak kitap Tevrat’ı değiştirdiler. Allah’ın ayetlerini dünya saltanatlarını korumak için çok ucuz bir şeye sattılar. İnsanların mallarını haksız yere ellerinden aldılar ve bütçeleri batıl gayeler için kullandılar. Bu imkânlar ile toplumu İslam’dan uzaklaştırdılar ve batıl yollara yönlendirdiler. Kendilerine bir uyarıcı olarak gönderilen İsa (A.S.)’ya ve inananlara hayat hakkı tanımak istemediler ve sonunda Allah bu zümreyi de helak etti. Yine Ebu Cehil ve yandaşları kibir ve enaniyeti sebebiyle şirk ve inkârlarında inat ettiler. Hz. Muhammed (S.A.V.)’in tebliğine kulaklarını tıkadılar ve inananlara akla gelmeyen işkencelerde bulundular. Sonunda Ebu Cehil ve arkadaşları Bedir’de hak ettiği cezayı buldular ve helak olup gittiler. Kitabımız Kur’an bize bu kibir ve enaniyet siyasetini güden, batıl davalar için mücadele etmiş toplumların nasıl helak olduklarını haber vermektedir. Ki bizler de, bu helak olmuş kibirli topluluklar gibi Batıl yollara sapıp helak olmayalım. NAHL 36: “Andolsun ki biz her ümmete, Allah’a kulluk edin, tâğûttan (azdırıp saptıran şeytandan ve şer güçlerden) uzak durun diye (tebliğ etmesi için) peygamber gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, bir kısmı da sapıklığı hak edenlerden oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da hakkı (din ve düzen olarak İslam’ı) yalanlayanların sonunun ne olduğunu bir görün.” Bütün bu uyarılar bize iş olsun diye yapılmıyor. İslamsız bir hayat ve düzene rıza gösterip onlar gibi Allah’ın gazabına uğramayalım diye yapılıyor.

Ak Parti on beş yıldır ülkeyi idare ediyor. Ak Parti’nin on beş yıllık iktidarında takip ettiği siyaset yolunu hamasetten, taassuptan, yandaşlıktan uzak bir şekilde Kur’an’ın, sünnetin ve ilmin rehberliğinde değerlendirmek her inanan kimsenin yapması gereken bir şeydir. Bilelim ki Ak Parti siyaseti Kur’an ve sünnetten etkilenen bir siyaset değildir. Bunu başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün parti yöneticileri her fırsatta dile getirmişlerdir. Bunun manası şudur. Ak Parti siyasetinde İslam’ı referans almak yerine Batı’yı ve müktesebatını referans almaktadır. Bu gerçeğe ulaşmak o kadar zor da değildir. Ak Parti kurulduğundan bu güne Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı konuşmalar titizlikle okunduğunda görülecek bir şeydir. Ak Parti İslam’ca değil, Batı’ca siyaset yapan ve bu bağlamda mevcut “faizci kapitalist nizamı” olduğu gibi yürütmeyi benimsemiş bir partidir.

Ak Partinin yürüttüğü “faizci kapitalist nizam” kibir ve enaniyet sahiplerinin bütün dünya insanlığını kendisine köle yapmak için kurduğu bir düzendir. Ak Parti yöneticilerinin Milli Görüş gömleğini çıkarmalarının altında dava için siyaset yapma yerine iktidar için siyaset yapma niyeti bulunmaktadır. Ak Parti’de şu ana kadar, benimsediği iktidar için siyaset yolundan zerrece bir değişme olmamıştır. Bir defa Ak Parti’nin bu çizgisi net olarak görülmeli ve icraatları buna göre değerlendirilmelidir.

On beş yıllık iktidarında tercih ettiği siyaset yolu sebebiyle Ak Parti’nin başımıza sardığı bela ve musibetler üç başlıkta toplanabilir. Bunlar kısaca teferruatıyla birlikte şunlardır.

1. Manevi tahribat. Bu mesele toplumda artık daha görünür hale gelmiştir. Ak Parti Avrupa Birliği’ni bir medeniyet projesi olarak benimsemiş bir partidir. Toplumu helak olmaya götüren ne kadar büyük günah varsa hepsi aleni olarak işlenir hale gelmiştir. Uyuşturucunun esir aldığı gençlerimizi, eşcinsel ilişkiyi kendisi için hak görenlerin “biz Lut kavminin çocuklarıyız” dövizlerini açarak, hem de Ramazan ayında yaptığı yürüyüşleri, tuvaletlerde cinsiyet ayrımına karşıyız diye edebe ve ahlaka başkaldıran üniversite gençliğini, yasal güvence altında içki içmenin, zina etmenin, kumarın tavan yaptığını bilmeyen kaldı mı? Boşanma hızı evlenme hızının önüne geçmiştir. Aile yapımız çıkarılan AB uyum yasaları sebebiyle derin yaralar almıştır. Bütün bunların altında yatan ana sebep, Ak Parti iktidarının Batı ahlakını topluma ikame etmesidir.

2. Materyalist eğitim. Ak Parti iktidarı döneminde AB’nin talepleri istikametinde eğitim daha da materyalist hale getirilmiştir. Uygulanan AB eğitim programları ile eğitim alabildiğine maneviyatsızlaştırılmış ve yozlaştırılmıştır. Basit bir araştırma ile herkes bu gerçeği görebilir.

3. Ekonomik tahribat. Bu milletin evlatları faize ezdirilmiştir. On beş yıllık iktidarında Ak Parti’nin faize bulaştırmadığı hiçbir toplum kesimi kalmamıştır. Millet bankalara mahkûm edilmiştir. Faiz ile birlikte haksız vergiler ile millet daha da fakir hale getirilmiştir. Tarım ve hayvancılık öldürülmüş, sanayileşme durdurulmuştur. Toplum tüketime ve israfa yönlendirilmiştir.

4. Dış politika faciası. Ak Parti dış politikasını ABD ve İsrail ile stratejik ortaklığının gereklerine göre yürütmektedir. ABD ve İsrail’in Türkiye’nin topraklarında gözü vardır. Bu ülkelere bağlı olarak yürütülen bir dış politikanın Türkiye’ye hep zararı dokunmuştur ve Türkiye’yi yok olmaya götürmektedir. Kurtuluşumuz Milli Görüş zihniyetinde ve Saadet Partili birisinin Cumhurbaşkanı seçilmesindedir. Selam hidayete tabi olanlara…